Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Eylül 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Bayraktarlık hoşuma gitmiyor"

Meslek hayatında 10'uncu yılını dolduran Cem Yılmaz, "Etliye sütlüye karışmıyor" eleştirilerine şöyle cevap veriyor: "Bir türban konusunda komedyenin konuşmasına mı ihtiyacı var bu memleketin? Bayraktarlık hoşuma giden bir şey değil ama bu duyarsız olduğum anlamına da gelmiyor"

YAPRAK ARAS
yapraka@milliyet.com.tr

Öyle sanıldığı gibi 40 falan değil, üç tane arabası var. Bahçesindeki havuzu da kapattırmış. "Havuzu var desinler istemedim" diyor şakayla karışık. Medyaya yansıyan Cem Yılmaz'dan memnun değil belli ki. "Danışmanım yok, şoförüm yok, korumam yok. Neden hâlâ en havalı gibi algılanıyorum ki?" diye serzenişte bulunuyor.
Cem Yılmaz'la, üç yıl önce "G.O.R.A."yı yazdığını söylediği evinin bahçesinde görüştük. Son zamanlarda "Kara Şimşek"in Kit'ine gönderme yapan "Gitt"li Opet reklamıyla ve Yılmaz Erdoğan'ın "Organize İşler" filmindeki rolüyle gündemde olan Yılmaz, yoğun geçen yaz programından sonra dinlenmeye çekmiş kendini. "Malzemelerim genelde avarelik döneminde birikiyor" diyor ve ekliyor: "Ama yoğun geçen bir dönemden sonra boşluğa düşmüş gibi hissettiğim de oluyor."
Dile kolay, tam 10 yıldır sahnelerde Yılmaz. Mesleğini çok eğlenceli ama çok da yorucu olarak tanımlıyor. "21 yaşındaydım o zaman, 32 yaşındayım şimdi. Sıra baba olmaya geldi. İyi bir baba olurum kesinlikle. Ama babamızdan gördüğümüz babalığı çocuğuma gösterebilmek için biraz daha çalışmak gerek. Çocuk bütün mesaimi alır gibime geliyor" diyor.


Neler yapıyorsunuz bu aralar?
Hayatım boyunca hiçbir şey yapmadığım için pek bir şey yapmıyorum. Oyunumu oynadım yazın, "Organize İşler"de bir rolüm vardı, "Vizontele"deki tatta. Opet reklamları da 2006'nın sonuna kadar devam edecek. Ama en az yorulan insanlardan biriyim. Çok daha fazla yorulanlar var. Evden de çok çıkmıyorum. Bir kez çıktım Çeşme'de.

Şu meşhur küfür olayı mı?
Evet. Küfür etmek için çıkmıştım zaten!

"Yemin ederim küfür etmedim"
Ne olduğunu anlatır mısınız?
O gün çok tuhaf bir şey vardı Çeşme'de. Öyle bir ortamda kameraların olması normal değildi. Biz de çok yadırgadık. Tahrik ettiler, küfür etmedim ama etti yazdılar. Yani küfür etmem için bütün imkanlar vardı ama etmedim. Kafamı sağa çevirdiğimde "bip" koymuşlar ama orada da bir şey demiyorum. Yemin ediyorum küfür etmedim. Çok küfürlü konuşan bir kimseyim ama kameraların önünde küfür edecek kadar delirmedim daha.

Basından çok kaçmıyorsunuz aslında...
Kaçacak bir durum yok ki. Ama demeç vermekten kaçıyorum, "Evet, yolda yürüyorsunuz, ne düşünüyorsunuz asfalt hakkında?" gibi sorulara nasıl cevap vereyim? Sağlıklı olan çok fazla konuşmamaktır aslında. İlk başta bu bir magazin haberidir deyip geçtim ama sonra Basın Konseyi'nden kınama geldi.

Ama Türkiye'de özel hayatı ve ilişkileri en fazla merak edilen insanlardan birisiniz.
Öyle olduğumu zannetmiyorum. Çok az şey ürettim bir kere. Toplasanız iki tane filmim var. İki gösterim var. 10 yıldır sahneye çıkıyorum ama sadece sahneden gördüğüm insanları ilgilendiren bir iş yapıyorum.

"G.O.R.A."dan sonra sürekli kendinizi savunma haline geçtiğiniz konuşuldu.
Herkeste bir akıl verme eğilimi var. "Şöyle yapsa daha iyi olurdu..." Oysa benim durumum akıl verilecek bir pozisyon değil ki. "Yalnızca işimle gündeme gelmek istiyorum" cümlesini söylettiriyorlar insana zorla. Ki bu cümle bile yeteri kadar komik. Önemli birisiysen iyi muamele görmek istiyorsun.

Kendinizde hata buluyor musunuz peki?
20'li yaşlarda herkes beni sevsin istedim. Ama o çocuksuluktan çıkarıyorlar ister istemez. Durduk yerde insanın ruh sağlığını bozup sonra da "Bak deli gibi davranıyor" demenin manası yok.

Mesleğinizle ilgili kendinizi ne durumda görüyorsunuz?
Çok iyi durumdayım. Çünkü mesleğimin kurallarını ben belirliyorum. Zor bir işmiş ama istifa edilecek bir iş de değil. Yıllarca "Beni siz var ettiniz" lafıyla dalga geçiyorsun, sonra seni bunu söylemek zorunda bırakıyorlar. Sahnede anlattığım hikayelere bakarsanız, şöhretle ilgili bütün sorunu çözmüş durumdayım. Benim merak ettiğim, bunun bazılarına geçmemiş olması. İnsanlar benimle ilgili magazin haberi yapmak istiyor olabilir ama ben haber olmak istemiyorum belki.

O da sizin elinizde olan bir şey değil.
Elimde. Çünkü bazıları da olmak ister. Sürekli evimde oturduğum halde en fazla dışarı çıkanmış gibi bilinmek ne kadar enteresan.

Komedyen olarak kimleri beğeniyorsunuz?
Beğendiğim bir-iki kişi var ama bizim memleketin yüzde 69'u komedyen biliyorsunuz.

"Türkiye'nin en komik adamı" yakıştırması, komiklik derecelerinin sizinle karşılaştırılması ağır bir yük değil mi?
Ağır tabii. Ayrıca ben Türkiye'nin en komik kişisi değilim. Öyle bir yola da çıkmadım. Yaptığın işte bir standart koyuyorsun ya ortaya, başkalarından da o standart bekleniyor.

"Gençlerin önünü açtım"
Ortaya çıkan komedyenlerle, örneğin Şahan Gökbakar'la ilgili ne düşünüyorsunuz? Niçin sizinle kıyaslanıyorlar?
Gençlerin önünü açtım ben. Kıyaslanıyor çünkü bazısında benden etki var. Neticede o da komedyenin tavrıyla ilgili. "Beni biriyle kıyaslayın" diye bas bas bağırıyorsa, kıyaslanır tabii. Ama gençlere tavsiyem gerçekten bildiklerini yapsınlar. Çok soğukkanlı olsunlar ve amatör ruhlarını kaybetmesinler. Sektör, camia falan gibi laflar kullanmasınlar. Bırak sektörü, sektör sensin.

"Etliye sütlüye karışmıyor" da deniyor sizin için. Ne düşünüyorsunuz bununla ilgili?
Hah mesela, "Türban konusunda konuşmuyor, çok omurgasızmış" deniyor. Türban konusunda komedyenin konuşmasına mı ihtiyacı var bu memleketin? Ben yıllarca muhalif bir dergide karikatür çizdim ama bayraktarlık hoşuma giden bir şey değil. Hiçbir zaman "Yürüyün Hasankeyf'e, Hasankeyf'i kurtaracağız" tarzında bir adam olmadım. Ama bu, duyarsız olmak anlamına gelmiyor. Ben başka şeyler yapmak istiyorum. Ayrıca ben Bono değilim ki. Mazhar Alanson'dan John Lennon olmasının beklenmesi gibi.

Sanatçılardan toplumsal bir duyarlılık, duruş bekleniyor ama hep...
Toplumsal duruş, bu ülkede yaşlılar yurdunda kameralar önünde hediye dağıtmak oluyor. Bu mudur yani? "Abi sen gel, o zaman iş duyurulur" deniyor. Ben maddi manevi gücüm neye yetiyorsa onu yapıyorum zaten.

Umreye gidişiniz de çok konuşuldu.
Evet gittim. Ama "Sosyete umrede" başlığı altında değerlendirilecek bir olay değildi. Anlatmayacağım tabii ama orada neler gördüm bir bilseniz... Pisa Kulesi'ni görmeye gidince bir şey olmuyor.


"Sagopa Kajmer'in 'Romantizma' albümündeki bir şarkıyı birlikte yaptık"
  • Sabaha karşı internetten bütün gazeteleri okurum. En son Radikal güncelleniyor. Herkesin yarın bileceği şeyleri okuduktan sonra sabaha karşı 05.00 civarında yatıyorum. İşim yoksa geç, akşamüzeri uyanıyorum. Film izliyorum. Biraz bilgisayarla müzik yapıyorum. Arkadaşlarım geliyor, arkadaşlarıma gidiyorum. Çok fazla bir şey yok ama ilkbaharda çekmek üzere bir film yazmayı planlıyorum.

  • Evimde çok az DVD vardır. Hep çevreme dağıtıyorum. Şu sıralarda Japon sinemasıyla ilgileniyorum. "Sideways" ve "Something's Gotta Give"i (Aşkta Herşey Mümkün) izledim geçen gün. Çok beğendim. Diane Keaton ve Jack Nicholson... İyi oyuncu gerçekten çok güzel izleniyor. O kadar iyi oynanır mı be! İşte o kadar iyi oynayabileceğimi düşünüyorum imkan verilirse.

  • Artık çok kitap okuyorum. Okunacak kitap beni bulur diye düşünüyorum. En son Kılıç Ali'nin hatıralarını, bir de sürgündeki Osmanlılarla ilgili bir kitap okudum.

  • Sevdiğim arkadaşlarımla birlikte amatörce müzik yapıyorum. "G.O.R.A."nın müziklerini yapan Sagopa Kajmer'in yeni albümü çıktı mesela, "Romantizma". Oradaki "Leyli" şarkısının beat prodüktörü benim. Yerli hiphopçu arkadaşları beğeniyorum. Ceza'yı, Fuat'ı mesela... Ama en çok Sagopa'yı severim.

  • Çok fazla alışveriş yapmam. Buzdolabı için bir şeyler alırım. Giyim için müdavimi olduğum bir marka yok. Yohji Yamamoto'yu beğeniyorum, o da Türkiye'de satılmıyor. Christian Dior'un Noir ve Comme des Garcons parfümlerini kullanıyorum.

  • Bir ara 13 kilo falan vermiştim sporla. İnsan pantolonlarına girebiliyordum. Mustafa Sandal'la kapışacak noktadaydım. Spora başlayacağım yeniden.

  • En son Formula 1'i izlemedim. İlgim yok çünkü. Çok kimse ilgim olacağını düşünerek aramış beni ama ben araba kullanmayı seviyorum, izlemeyi değil.



    "Beyin'de müşteri kovalamamak gibi bir lüksle hareket ediyoruz"

    Ali Taran ile Beyin isimli bir reklam şirketi kurdunuz. Niçin bu işe Taran ile girdiniz?
    Ali Taran daha önce beraber güzel işler yaptığım reklam dünyasının önemli bir ismi. Beraber çalışmayı herkesin isteyebileceği hatta can atacağı bir reklamcı. Herkesten önce davranıp beraber çalışacağımız bir tüzel kişiliğimiz olsun istedim... Hem profesyonel hem amatör duygularla reklamcılık sektörüne resmi bir giriş
    bu benim için...

    Taran'dan da sizden de hep "cin fikirli" reklamlar bekleniyor. Çok sıkıcı olan ama herkesin hafızasına kazınması için basit yapılan örneğin bir deterjan reklamı da "cin fikirli" yapılabilir mi?
    Yapılır tabii. Yaptırmak isteyen varsa yapılır.

    Sahne uzun ömürlü olmayabilir. 50'li yaşlarda yapacağınız iş sadece reklamcılık olabilir mi?
    50'li yaşlar mı dediniz? Bu soruyu Ali Taran'a bir danışayım. Hahahah...

    Çalıştığınız markalardan birkaç örnek verebilir misiniz?
    Çalışmadığımız ve şu anda kayıpta olan markaları söyleyebilirim... Ama bedavadan marka zikretmeyelim... Biriyle çalışınca bunu herkes hisseder zaten... Biz müşteri kovalamamak gibi bir lüksle hareket ediyoruz ... Ama çok arzuluyuz kafa dengi bir müşteri için. Kim olmaz ki!

    Bu iş için çok para koydunuz mu?
    Akıl sağlığına yapılan yatırımdan gayrı bir yatırımım yoktur.


    "Bilal İnci'nin rolünü Cansu'ya verdik!"
    Özel hayatınızda mutlu musunuz?
    Mutluyum Allah'a şükür... Ama çoğunluğun zannettiği gibi bir playboy hayatım yok, hiçbir zaman olmadı. Aşk çocuğuyum ben.

    Neden üzerinize "Hep mankenlerle oluyor" gibi bir klişe yapıştı?
    Yok öyle bir şey aslında. Mesleği mankenlik olan kız arkadaşım çok fazla olmadı.

    Sevgilinizi reklam filminde oynattığınızla ilgili haberler hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Bu rolü Cansu Dere'nin oynamasına şaşıracak ne var ki? Güzel bir kızın oynaması gerekiyordu. Kızın işi de bu zaten. Ondan daha iyi oynayacak biri varsa, arasın onu oynatalım. Fizyolojik olarak o role uymayan birinin rolünü almıyor ki. Bilal İnci'nin oynayacağı rolü Cansu'ya verdik!


    "Almanya'da biri benim afişimi görüp 'Ne tarz söylüyor?' diye sormuş"
    Ödül aldınız mı hiç?
    Hiç almadım. Bir-iki iletişim fakültesinden aldım ama mesleki bir ödül almadım. Zaten hangi sahada alacağım ki? Tabii oyunculuk anlamında yakın zamanda takdir bekliyorum.

    Oyunculuğunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?
    Başarılı buluyorum, gerçekten. Çok çalışkanım. Kralını tanımam bu konuda. Yapamayacağım şey az diye düşünüyorum. "Hep aynı tipi oynuyor" diyorlar ama kimse benim kütüphanemde biriktirdiğim kasetleri bilmiyor. Onları ben kendim için yapıyorum ki şimdiye kadar yaptıklarımın binde ikisini görmüştür insanlar.

    Hayranlarınızla ilgili yaşadığınız en tuhaf olayı hatırlıyor musunuz?
    Hatıram var tabii ama en komiğime giden, Almanya'da biri afişimi görüp "Ne tarz söylüyor?" demesiydi.



    "Küçükken üçlü prizle şarkılar söylemedim ama kendi kendime afişler çizdiğim olmuştur"
    Leman Kültür'de sahneye çıkmanızın üzerinden 10 yıl geçmiş. Sanatta 10'uncu yılınızı doldurdunuz.
    22 Haziran'da sahneye çıkarken "Ulan 10 yıl olmuş" dedim, bunun üzerine kuliste pasta kestik o kadar. Ama 10 yıl olması da ciddi bir rakam, gösteri sayısı da öyle. 2 bin 700'den fazla oyun oynamışım bugüne kadar. Mizah terbiyesine hayranlığım vardı. Ona dair en büyük dersi de Leman'da öğrendiğim için çok müsterihim. İnsanların mizahla ilgilenmesinin ruhta nasıl bir ferahlık yarattığını görünce bu işe girdim. Parası iyi olduğu için değil. Ergenlik çağımda "Neyle ilgileneyim?" diye düşünmedim, zaten aklım bu yönde gidiyordu.

    "Hiç şımarıklık yapmadım"
    10 yıl önce kendinizi bugün bulunduğunuz yerde görebiliyor muydunuz?
    Tahmin edebilirdim. Kendi kendime afişler hazırladığım olmuştur evde. Ama apartmanın bodrumunda arkadaşlarıma Karagöz oynatmadım veya üçlü prizle şarkı söylemedim.

    "Yıllarım sahnede geçti, gençliğimi yaşayamadım" gibi bir duyguya kapıldığınız oluyor mu?
    Biraz oluyor. Olması gerekenden daha az tiyatro oyununa, konsere gittim. En büyük kaybım o.

    Hatalarınız oldu mu? Veya "Ne oldum ben!" diye bir duyguya kapıldınız mı hiç?
    Pişmanlık duyduğum bir şey yapmadım. Pozisyonumla ilgili hiçbir şımarıklığa da girmedim. Belki yakın çevreme biraz yapmışımdır ama dışarıya hiç! Hoş zaten buna kalkışanı da barındırmazlar Türkiye'de.

    "Fatura hep bana kesiliyor"
    Gelecekle ilgili ne gibi planlar yaptınız?
    Daha az kooperasyonlu işler yapmayı düşünüyorum. Tamamen kendi prodüksiyonum olan işlere yönelebilirim. Çünkü fatura hep bana kesiliyor. Ve eleştirilen işlere baktığımda hep kooperatif üretilmiş işler.

    "Sahnede ölmeyi" istiyor musunuz mesela?
    Yok yok. Hiç tarzım değil. "Show must go on" (Gösteri devam etmeli) en tiksindiğim şeydir. "Baban ölse bile çıkacaksın." Olur mu öyle saçmalık? Bu sadece adamın babasıyla arasının ne kadar kötü olduğunu gösterir, artistik değerle ne alakası var?



    PAZAR
    "Bayraktarlık hoşuma gitmiyor"
    "Hangi dizi tutar hangisi tutmaz, ben de bilemiyorum"
    Asırlık tekneleri yaşatıyor
    "Kayseri'de 36 çeşit mantı yapılıyor"
    Türkiye'nin ilk kuş gribi tatbikatı
    Türk rock müziğinde bir Mona Lisa...
    Organik sebze ve salatalar 24 saatte kapınızda
    SAĞLIK HABERLERİ
    Herkes oynayacak
    Diplomalı punk'çıların gövde gösterisi
    Ege kasabası tadında bir Karadeniz köyü: Şile
    Karın deşen mafya
    Başak burcundaki yeniay neler getiriyor?
    Simi'nin adı Göcek'in tadı var
    Cazibenin yeni kuralları
    1955 yılı eylülü
    Karşı konulmaz bir tat
    Barış... Mümkün mü?
    Mike Hammer'in Romalı atası
    Meke Gölü
    Üzümlerimiz elden gidiyor!





  • Ahmet Turhan Altıner
    Hakan Kırkoğlu
    Ali Rıza Kardüz
    Nevsal Alevli
    İlber Ortaylı
    Taylan Kümeli
    Tuba Akyol
    Ülkü Tamer
    Yalvaç URAL
    Mehmet Yalçın

    © 2005 Milliyet