Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Eylül 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ege kasabası tadında bir Karadeniz köyü: Şile

İstanbul'dan sadece 50 km. mesafede, Şile'de, bambaşka bir hayat var. Bir yanıyla tipik bir Karadeniz köyü olan Şile, bir yanıyla da pencerelerinden rengarenk çiçeklerin sarktığı bir Ege köyü havasında. Upuzun plajı enfes, çarşısı cıvıl cıvıl. Hafta sonu trafiği çekilir gibi değil ama ayarlayabiliyorsanız hafta içi bir gün mutlaka gidin, pişman olmayacaksınız

FATİH TÜRKMENOĞLU
fturkmenoglu@milliyet.com.tr

Ben 20 yıl sonra ilk kez Şile'ye gittim. Gördüklerime inanamadım. Bu Şile; eskiden hatırladığım sönük, rüzgarlı, bana pek de renkli gelmeyen Şile ne olmuş böyle? Sanki lise sınıfının en çirkin kızının yıllar sonra top model olup dergi kapağından göz kırpması gibi, sanki çıkmaz sokaktaki perili evin bir saray yavrusuna dönüşmesi gibi, sanki "bu et beyinli okumaz" denen çocuğun Harvard'da ders vermesi gibi...
Hatırladığım virajlı ve saatler süren yoldan eser yoktu, ummadığım kadar kısacık bir sürede vardık. Yollarda biraz kamyon trafiği fazlaydı, o kadar. Gerçi daha sonra dost çevresinden, Şile'nin hafta sonu trafiğinin çekilir gibi olmadığını öğrendim ama benimki gezi yazarı olmanın avantajı, hep hafta içinde yollardayım...
Üsküdar'ı çıkış noktası kabul edersek, sadece 50 km. sonra Şile'desiniz. Yol çoğunlukla otoban ama otobana dönüşmemiş noktalar yüzünden bir saatten fazla sürdü yine de. Biz bu sefer uğramadık ama yollardaki gözlemeciler pek lezzetli.
Şile'de kendimizi çarşıya attık önce. Arada kalmış eski, ahşap evler çok güzel. Dünyanın en lüks konutu bile bu evlerin yarattığı sıcaklık ve sarıp sarmalama hissini veremez herhalde. Şile'de hâlâ eski evler var, bazıları da gayet iyi durumda.

Şile bezi dünya pazarında
Şile'yi dünyaya tanıtan Şile bezi, çarşının da yıldızı. Aklınıza gelebilecek her türlü giyecek hazırlanmış. El tezgahlarında, pamuk ipliklerinden dokunan Şile bezi, deniz suyunda yıkanarak hazırlanıyor. Kendime bir gömlek aldım, hem de yakası açık olan modellerinden, çok rahat ettim.
13'üncü yüzyıldan kalma çeşmeyi inceleyip Fener ve Kale'yi gezdik. Şile deniz feneri, 1856 yılında hizmete açılmış. Gerçi Şile'nin neredeyse her yerinden görülebiliyor ama yine de gidip gezmek gerek. Türkiye'nin en büyük fenerlerinden biri. Fransız Fenerler İdaresi tarafından yapılmış. Bekçi her 2,5 saatte bir kuruyor feneri. Denizden 60 metre yükseklikte ve parlak ışığı 35 km.'den görülebiliyor.
Çarşıdaki bir tabela ilgimi çekti. Bir pub'ın önünde, "Buranın geliri ilköğretim okuluna bağışlanıyor" gibi bir yazı vardı. Çok hoşuma gitti, uzun uzun yazıyı seyrettim. Sonra plajlara gittik. Yine hafta içinin avantajı, rahatsız olunacak bir kalabalık yoktu. Birkaç tüp yanıyor, biraz ızgara kokusu geliyordu ama o kadar da olsun. Ayrıca civar koylar çok daha sessiz ve sakin. Biz dalgakırana gittik. Bir sürü lokanta, tekne-lokanta da var. Şile manzaralı deniz çok keyifli. Bir de şansımıza, hiç rüzgar yoktu, akşama kadar denizin tadını çıkardık. Tabii Karadeniz'e güven olmayacağını unutmamak kazım...
Gece, Ağlayan Kayalar'da oturup manzarayı seyrettik. Saatlerce. Ağlayan Kayalar'ın son derece arabesk ve ucuz bir hikayesi var. Yok iki aşık varmış, yok evlenmelerine izin verilmemiş, kendilerini burdan denize atmışlar, deniz bile o gün bugün ağlarmış... Almayayım!
Arkadaşlarımızın yazlık evinde, denize nazır, harika bir uyku çektik. Ertesi gün, hayatımda yediğim en lezzetli kurabiyeler ve hamur işleriyle kahvaltı ettik. Çarşıdaki fırından almışlar. Eve dönmeden önce ziyarette bulunmak için adını aldık: Emin Varol Simit ve Börek Fırını.
Civar köylerdeki mağaraları gezip Kumbaba'da biraz güneşlendikten sonra yola koyulduk. İki gün çok çabuk geçti. Soğuk rüzgarlar başlamadan, altın sarısı kumlarda gönlümüzce yürüyüp kendimizi denize atmak için birkaç haftamız daha var. Eylülün son haftasında ajandalarımıza Şile yazdık.


Tarihçe

Eski Yunancada Şile, yaban çiçeği anlamına geliyor. İstanbul kekiği olarak da bilinen bol kokulu bu bitki, bir zamanlar yörede bolca bulunurmuş. Yerleşim MÖ 7'nci yüzyıla kadar gidiyor. Frig, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı uygarlıklarında yerleşim olmuş. Türkler ancak Osmanlı zamanında yörede yaşamaya başlamış. Tarihte bir de şaşırtıcı ve üzücü ayrıntı var: 1918 Mondros Anlaşması'yla Şile İngilizlere bırakılmış. 1922 yılında tekrar Türklere geçmiş.



Ne yapılır?
  • Plajlar çok güzel. Ağlayan Kaya, Ayazma, Kumbaba, İmrenli ve Sahilköy plajlarında bol bol yüzün ve sahilde yürüyüş yapın.
  • Fotoğrafçıların Şile'ye turlar yaptıklarını duydum. Güneşin her kıvrımında ayrı bir meneviş saklı!
  • Civardaki mağaralara; Kale'deki Ocaklıada Mağarası ve Meşrutiyet köyündeki Mağaraaltı Mağarası'na gidebilirsiniz.
  • Çarşısı çok sevimli. Şile bezi son derece uygun fiyatlara satılıyor ve çok rahat.



    Nerede kalınır?
  • Otel Değirmen: Kişi başı hafta içi 75, hafta sonu 150 YTL. Akşam yemeği dahil. Pazar kahvaltıları çok popüler. Havuz ve oda kullanımlı pazar günü, iki kişi için 100 YTL. Tel: (0216) 711 50 48

  • Doğa Club: Hafta içi iki kişi 180, hafta sonu 210 YTL. Dört kişinin konaklayabileceği villalarda kişi başı 90 YTL. Birinci sınıf tatil köyü. Şile'ye 2 km. uzaklıkta, Ağva yolu üzerinde. Tel: (0216) 711 20 20

  • Klas Otel: Kişi başı hafta içi 65, hafta sonu 75 YTL. Tel: (0216) 711 53 67

  • Hotel Şile Resort: İki kişi yarım pansiyon hafta içi 140, hafta sonu 200 YTL. Yemekler açık büfe. Denize sıfır, plaj ve havuz var. Tel: (0216) 712 16 10, www.sileresorthotel.com


    Nasıl gidilir?
    İstanbul'a 55 km. uzaklıkta. Kendi aracınızla gitmeyi düşünürseniz, TEM'den Şile sapağını takip ediyorsunuz, bu kadar basit. Yalnız, özellikle hafta sonları çok yoğun trafiği var, bir kez daha hatırlatıyorum.
    Üsküdar'dan otobüs seferleri de var. Harem-Şile
    139 numara. Bir kişi 6 YTL. Seferler o kadar sık ki, yola çıkış noktanız uygunsa, çoluk çocuk değilseniz, otobüs kullanmak daha rahat olabilir. Otobüs irtibat: Üsküdar tel. (0216) 334 11 24, Şile Garaj tel. (0216) 712 20 70.
    İDO'nun Bostancı-Yenikapı- Üsküdar-Şile deneme seferi cumartesi günleri yapılıyor. Tam 15, indirimli
    10 YTL. Cumartesi sabahları kalkış 08.00'de Bostancı'dan. Şile'den dönüş akşam 19.00'da. Trafikten kaçmak isteyenlere duyurulur.



    Ne yenir?
  • Emin Varol Simit ve Börek Fırını'ndaki her şeyi yiyebilirsiniz. Un kurabiyeleri ve kuru pastalar mükemmel. Çarşı içinde.
  • Balkan Dondurmacısı çocukluğumuzun dondurmaları tadında.
  • Limandaki balık lokantaları çok iyi; özellikle Liman ve Artane.
  • Şile'de "garantili" karpuz satılıyor. Hayatımda ilk defa gördüm. Garantili olduğuna göre, tadı iyidir nasılsa diye burada yazıyorum.




    PAZAR
    "Bayraktarlık hoşuma gitmiyor"
    "Hangi dizi tutar hangisi tutmaz, ben de bilemiyorum"
    Asırlık tekneleri yaşatıyor
    "Kayseri'de 36 çeşit mantı yapılıyor"
    Türkiye'nin ilk kuş gribi tatbikatı
    Türk rock müziğinde bir Mona Lisa...
    Organik sebze ve salatalar 24 saatte kapınızda
    SAĞLIK HABERLERİ
    Herkes oynayacak
    Diplomalı punk'çıların gövde gösterisi
    Ege kasabası tadında bir Karadeniz köyü: Şile
    Karın deşen mafya
    Başak burcundaki yeniay neler getiriyor?
    Simi'nin adı Göcek'in tadı var
    Cazibenin yeni kuralları
    1955 yılı eylülü
    Karşı konulmaz bir tat
    Barış... Mümkün mü?
    Mike Hammer'in Romalı atası
    Meke Gölü
    Üzümlerimiz elden gidiyor!





  • Ahmet Turhan Altıner
    Hakan Kırkoğlu
    Ali Rıza Kardüz
    Nevsal Alevli
    İlber Ortaylı
    Taylan Kümeli
    Tuba Akyol
    Ülkü Tamer
    Yalvaç URAL
    Mehmet Yalçın

    © 2005 Milliyet