Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Eylül 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Meke Gölü

yural@milliyet.com.tr






ocukluğumda kasabamıza yakın iki göl vardı. Biri Acıgöl, öteki de Meke Gölü. Acıgöl bir krater gölüydü ve bizi çok korkuturdu. Koyu siyaha çalan bir rengi vardı ve içinde bitki dahil hiçbir canlının yaşamadığı anlatılırdı. Kasabadan çıkınca yolun neredeyse hemen kenarında, bin metreden fazla aşağıda, çanak gibi bir göldü. Ne çevresinde ot, ne de bir tek ağaç vardı. Yamaçlarında bile yavşan otları bulamazdınız. Zaten gezinmeye kalksanız, bir yamaçtan kayar gibi hemen içine düşebilirdiniz. Yalnız, Ereğli'ye giden yol üstünden göle bir iniş yolu vardı. Çocukluğumda tanıştığım bu gölün çevresinde tarla fareleri olurdu. Biz de, yuvalarına su döküp onları çıkarmak için oraya giderdik. Küçük Karapınar'a adını veren derede yüzer, ama yine de Acıgöl'e hiç gitmezdik.
* * *

Acıgöl'le Meke Gölü'nün arasında Kumsivri Tepesi vardı. Karapınar bir erozyon bölgesiydi. O zamanlar hayvan pazarının olduğu yerde bir iğde ağacı vardı. Çiçek açtığı zaman neredeyse kokusu bütün kasabayı sarar, okul çıkışında o iğde ağacını görmeye giderdik. Yeşil renkli ağaç yapraklarına alıştığımız için, bozkırın parlak kızgın güneşinde, insanı ürkütücü bir şekilde parlayan iğdenin o yaldızlı gümüş yaprakları, bize sanki bu ağacın başka bir dünyadan geldiğini düşündürürdü. Ama yine de çevresinde oturur, onu koklamaktan mutluluk duyardık. Çünkü limon kolonyası bile misafirliklerde kullanılan lüks bir kokuydu. Ziraat müdürü olan Zeki Amca, Karapınar'ı yeşillendirebilmek için öylesine uğraştı ki, anlatamam size. Kumsivri'nin önüne diktiği ağaçları, neredeyse her gün kovalarla su taşıtıp yaşatmaya çalıştı. Hatta koyunlar, develer zarar vermesin diye, ağaçların çevresini bir de dikenli tellerle çevirtti. İşte bu tepenin tam ardında Meke Gölü vardı. Benim için dünyanın en güzel gölü...
* * *

Bilmiyorum televizyonlarda hiç Petrol Ofisi reklamlarını izlediniz mi? Dağların tepesinde, ağzından alevler fışkıran bir adamın arkasından, aşağıda bir göl gözükür ve o gölün ortasında bir yanardağ durmaktadır. Hatta o yanardağın ağzının ortasında da bir delik vardır. Ben babamla birlikte o dağa çıkmış, o deliğin ağzındaki dağ çiçeklerini görmüş ve toplamıştım. Tam elli yıl önce... Yüzmeyi ilk bu gölde, Meke Gölü'nde öğrendim. Öylesine sert bir zemini vardı ki, yürürken ayaklarınız acırdı. Öylesine tuzluydu ki, vücudunuz kuruduğunda, üzerinizdeki tuzu elinizle sildiğinizde bir tuzluk doldurabilirdiniz. Bilmiyorum kimler yapmıştı?.. Gölün kenarında bir kulübe vardı. Bilimadamları mı çalıştı, köylüler tuz mu çıkardılar, bilmiyorum. Ama herkesin deniz yatağı, bu kulübenin sökülmüş olan kapısıydı. Çocukluğumda yanardağların bazaman uykuya daldığını, sonra uyanıp tekrar patladığını duyardım. Hep Meke Gölü'ndeki dağın da böyle olacağını düşünürdüm. Belki bir volkan bile değildi...
* * *

Geçtiğimiz gün bizim gazetede bir yazı ve bir fotoğraf vardı. Altında, "Eskiden böyleydi, şimdi böyle!" diye yazan bir fotoğrafta, Meke'nin sularla dolu gölü, bir resimde de çamurların ortasında bir adam ve fotoğrafın altında şöyle bir yazı: "Dünyanın doğa antikası sayılan Meke Gölü, yağışların az ve erozyon bölgesinde olması nedeniyle kurudu." Oysa benim çocukluğumda Karapınar'da hiç ağaç yoktu. Bildiğim kadarıyla sonradan büyük çalışmalar oldu ve yeşillendirildi. Ama yine de Meke kurudu. Yavşan otunun, kenger otunun arkadaşı, gelenkenin yareni Meke...
* * *

Acaba Amerika'yı vuran tayfunla, büyüyen ozon deliğiyle, nükleer atıklar, çevreyi kirleten sanayilerle hiçbir ilintisi yok mu bu olanın? Dünya bunca, belki de milyonlarca yıldır en ağaçsız dönemlerinde bile göçmen kuşların uğrak yeri olan Karapınar'ın bu güzel gölünü kuruttu. Öylesine üzgünüm ki, anlatamam... n

PAZAR
"Bayraktarlık hoşuma gitmiyor"
"Hangi dizi tutar hangisi tutmaz, ben de bilemiyorum"
Asırlık tekneleri yaşatıyor
"Kayseri'de 36 çeşit mantı yapılıyor"
Türkiye'nin ilk kuş gribi tatbikatı
Türk rock müziğinde bir Mona Lisa...
Organik sebze ve salatalar 24 saatte kapınızda
SAĞLIK HABERLERİ
Herkes oynayacak
Diplomalı punk'çıların gövde gösterisi
Ege kasabası tadında bir Karadeniz köyü: Şile
Karın deşen mafya
Başak burcundaki yeniay neler getiriyor?
Simi'nin adı Göcek'in tadı var
Cazibenin yeni kuralları
1955 yılı eylülü
Karşı konulmaz bir tat
Barış... Mümkün mü?
Mike Hammer'in Romalı atası
Meke Gölü
Üzümlerimiz elden gidiyor!





Ahmet Turhan Altıner
Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
Nevsal Alevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç URAL
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet