Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Eylül 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Haşim Kılıç: Yargıtay Başkanı'nın konuşması sorumsuzluk


Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın adli yılın açılışı nedeniyle yaptığı konuşmanın iki hedefi vardı: Anayasa Mahkemesi ve basın.
Arslan, konuşmasında iki kurumu da ağır bir dille eleştirdi.
Anayasa Mahkemesi'nin "Yüce Divan" görevinin Yargıtay'a verilmesini istedi. Bu isteği dile getirirken de Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunun hukukçu olmadığını, hukukçu olanların da cezacı olmadığını vurguladı. Arslan, ceza yargılaması deneyimi olmayanların yargılama yapmasının insan haklarına da aykırı olduğunu savundu.

'Böyle üslup görmedim'
Yargıtay Başkanı'nın bu sözlerine ilk tepki Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç'tan geldi. Kılıç, dünkü görüşmemizde, Yargıtay Başkanı Arslan'ı törende dinlerken hayrete düştüğünü belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Ben 30 yıllık kamu hizmetimde böyle bir üsluba tanık olmadım. Yargıtay Başkanı'nın konuşması bir sorumsuzluk örneğiydi. Sayın Arslan'ın konuşması açıkça Anayasa Mahkemesi'ne bir saldırıydı. Yargıtay Başkanı'nın bu konuşması ayrıca Yüce Divan olarak görmekte olduğumuz davalara da açık müdahale niteliğindedir."

'Mahkemeye güven kalmaz'
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Kılıç, Arslan'ın dünkü konuşmasıyla Anayasa Mahkemesi'ne güveni sarsacak bir müdahalede bulunduğunu vurgularken, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Anayasa Mahkemesi şu anda Yüce Divan olarak dava görüyor. Yargıtay gibi hukuk sistemimizin en üst kurumlarında birinin başkanı, Anayasa Mahkemesi üyelerinin böyle bir yargılama yapacak niteliklere sahip olmadığını söylerse, yargılanmakta olan sanıklar ne düşünür? Yargıtay Başkanı bize açıkça siz adil yargılama yapamazsınız diyor. Cezacı değilsiniz diyor. Başkan böyle konuşursa sanık nasıl düşünür? Bu hem müdahaledir, hem sorumsuzluktur."

'Yüce Divan'ın farkı'
Kılıç, ayrıca Yargıtay Başkanı Arslan'ın, Anayasa Mahkemesi hakkındaki yaklaşımının da hatalı olduğunu belirtti ve şöyle devam etti:
"Anayasa Mahkemesi sıradan bir ceza mahkemesi değildir. Yüce Divan olarak görevlendirilmesi, yargılanacak kişilerin konumundan ve dava konularından kaynaklanıyor. Bu kişilerin de davaların da siyasi yönleri var, ekonomik yönleri var, sosyal yönleri var. Başbakanı, bakanları yargılıyorsunuz. Bu özellikleri nedeniyle özel bir yargılama yapılıyor. Sıradan ceza mahkemesinde yargılanmamalarının nedeni zaten budur. Yüce Divan yargılaması sadece ceza yargılamasıyla sınırlı değildir."

Basın davalarına peşin hüküm
Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın hedef aldığı ikinci kurum ise basındı. Arslan, kendisinden önceki Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'yı savunmak adına, basına ağır eleştiriler yöneltirken, (Yargıtay-MİT-Çakıcı haberleri ve davaları konusunda) "Yargıtay Başkanı" olarak peşin hüküm açıkladı.
Hem görülmekte olan davaları etkilememek için yorum yapmayacağını söyledi, hem de şöyle konuştu:
"Suç örgütü liderinin (Alaattin Çakıcı) aleyhine karar veren bir kurumun onu koruduğu, himaye ettiği, onunla işbirliği yaptığı ve ilişki içinde olduğu kabul edilebilir mi? Böyle bir iddiayı akıl ve mantık kabul eder mi? Bu tür bir iddia hangi vicdana sığar? Gerçeğin 180 derece tersine dönüştürülmesi nerede görülmüştür? Onursal Yargıtay Başkanı (Eraslan Özkaya) ile bazı başkan ve üyeler tarafından yayınlarla ilgili olarak kimi gazeteler aleyhine açılan davalar sürdüğü için bu konularda -bugüne kadar olduğu gibi bugün de- yorum yapılmayacaktır."
Sürmekte olan davalar için başka nasıl yorum yapılır, bilemiyoruz.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İtidal zamanı
KÜRT vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu politi...
Çetin ALTAN
Mor, lacivert, mavi, yeşil, sarı, turuncu, kırmızı...
Geçtiğimiz pazar, ikindiyle akşam arası Fındı...
Melih AŞIK
Sağduyu çağrısı
Olaylar Diyarbakır'dan sonra Van ve Siirt'e s...
Fikret BİLA
Haşim Kılıç: Yargıtay Başkanı'nın konuşması sorumsuzluk
Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın adli yılın a...
Hasan CEMAL
En büyük kötülük!
Bu filmi çok gördük!
Güneri CIVAOĞLU
Sabıkalı senaryo
Bekaa Vadisi'ndeki PKK kampında Abdullah Öcal...
Abbas GÜÇLÜ
Kimseye güvenemeyecek miyiz?
Türkiye bir hukuk devleti. Bundan hiçbirimizi...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme durursa ne yapacağız? (1)
Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cumartesi günü a...
Nail GÜRELİ
Denizde biberon
Bankalarının içini boşaltanlar ve Hazine'yi s...
Sami KOHEN
Ortak dil arayışı...
AB üyesi 25 ülkenin büyükelçileri, Türkiye il...
Faik ÖZTRAK
Katrina'nın etkisi ABD ekonomisi ile sınırlı kalır mı?
Gün geçtikçe Katrina kasırgasının faturasının...
Hasan PULUR
"6-7 Eylül"ü biz yaşadık...
İNSAN elli yıl önce yaşadıklarını hatırlayabi...
Meral TAMER
Havai fişekle havaya silah sıkmak!
Denizli'de Deda Düğün Salonu'nda, Nazan - İsm...
Güngör URAS
Doğu ve Güneydoğu için her şeyin başı "huzur"
Ethem Sancak, Mardin'de, Garanti Bankası'nın ...
M. Ali BİRAND
6-7 Eylül'ün utancı hep üstümüzde kaldı
Hiç unutamam.

© 2005 Milliyet