Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Eylül 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kimseye güvenemeyecek miyiz?


Türkiye bir hukuk devleti. Bundan hiçbirimizin şüphesi yok. Olmamalı da. Hukuk devletinde hukuk kuralları geçerli olur. Yasalar, yönetmelikler, kurallar ve verilen sözler her şeyin üzerindedir. Ama gelin görün ki her gün yeni şokla karşılaşıyoruz.
Ne devlet, üniversiteler ne her kademedeki kurumlar...kimse üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiyor. Verilen sözler kulak ardı ediliyor. Hem de tek yanlı olarak, aradaki sözleşmeleri feshederek.
Bugün size üç farklı mektup yayımlayacağım. Üçü de Türkiye gerçeğini ortaya koyuyor. Öğrenci hakları nasıl resmen çalınıyor ve nasıl kazıklanıyorlar, ayna gibi ortaya koyuyor. En acısı da bu usulsüzlüklerin, öğrenci haklarını koruyup kollaması gerekenler tarafından yapılıyor olması. İşte ilk mektup:
"Kardeşim bu yılki OKS'ye girip Van Atatürk Anadolu Lisesi'ni kazandı. Ailem köyde oturduğu için özellikle bu okulu seçtik. Çünkü pansiyonluydu. Kaydını yaptırdıktan sonra kardeşimin pansiyona yerleştirilmediğini öğrendik.
Okul yöneticileri ile yaptığımız görüşmede pansiyon kapasitesinin yetersiz oluşundan dolayı yapacak bir şeylerinin olmadığını söylediler. Oysa kılavuzda okul pansiyonlu yazıyordu. Kardeşimin okul pansiyonundan başka kalacak yeri yok. Ailemin ekonomik durumu Van'da ikamet etmeye uygun değil.
Bu durumda, kardeşimin eğitim hayatı sona erecek. Doğu Anadolu Bölgesi'nde okumayan ya da belli sebeplerden dolayı eğitim hayatına son verilen insanları nelerin beklediğini, bizleri yönetenlerin takdirine bırakıyorum.
Devletin vatandaşına, vatandaşın da devletine karşı sorumlu olduğu ilkeler çerçevesinde, OKS Tercih Kılavuzu'ndaki bu eksik bilgilendirmeden kaynaklanan sorunun, sizin aracılığınızla düzeltilmesini umuyoruz. Kardeşim, açıkta kalacağını tahmin etmediği için okula kaydını yaptırdı. Bu yüzden ikinci yerleştirmeden yararlanamadı. Bunu da özellikle hatırlatmak isterim..."
İkinci mektup da aynı çarpıcı unsurlar taşıyor. O da ÖSS kılavuzuna güvenip tercihini yapmış. Ama belli ki ÖSS Kılavuzu'nu da ciddiye alan yok. Kurallar, tek yönlü olarak istendiği gibi değişebiliyor. İşte örnek:
ÖSS Kılavuzu'nda Haliç Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü'nün geçen yılki öğrenim ücreti, KDV dahil 6 bin 500 dolardı. Ayrıca yıllık ücret artışının yüzde 5 ile sınırlandırıldığı yine kılavuzda bildirilmişti. Biz de bütçemizi ona göre düzenleyip çocuğumuzu yazdırdık. Ama dolar kuru düşünce okul bir anda YTL'ye döndü ve öğrenim ücretini 9 bin 400 YTL artı KDV şeklinde açıkladı.
Dolara çevirdiğinizde bu 7 bin 600 dolar ediyor. Oysa bizim ücretimizin, 6 bin 500 doların yüzde 5'lik artışıyla birlikte 6 bin 825 dolar olması gerekirdi. Şimdi biz kılavuzdaki kurallara güvenmeyeceğiz de kime, neye güveneceğiz?"
Üçüncü mektup ise Yeditepe Üniversitesi'ne yönelik. Ortada yine yerine getirilmeyen sözler var. İşte velilerden gelen mektuplardan bir tanesi daha:
"Oğlum 2003 yılında, ÖSS'de oldukça yüksek bir puan alarak Türkiye genelinde ilk 5 bine girdi. Yeditepe Üniversitesi'nden aldığımız davet mektubunda yer alan cazip olanakları göz önünde bulundurarak elektrik-elektronik mühendisliğine kaydını yaptırdık. Ancak üniversitenin bu sene aldığı karar ile burslu öğrencilerine davet mektubu ile taahhüt ettiği 'Konforlu öğrenci evimizde banyolu iki kişilik odalarda ücretsiz kalma' vaadinde durulmayarak çocuklarımızı aynı şartları taşımayan başka yurtlara yerleştirme çabası içine girildi. Bu konuda neler yapabiliriz?.."
Benzeri o kadar çok örnek var ki hangisini yazalım? Vatandaş her koşulda mağdur ediliyor. Verilen sözler, tek taraflı olarak, öğrenci aleyhine ortadan kaldırılıyor. Daha da vahimi, kimse buna dur demiyor. Ne MEB, ne YÖK ne de başkaları.
Özetin özeti: Türkiye'de vatandaş sahipsiz ama öğrenci hepten sahipsiz!..

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İtidal zamanı
KÜRT vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu politi...
Çetin ALTAN
Mor, lacivert, mavi, yeşil, sarı, turuncu, kırmızı...
Geçtiğimiz pazar, ikindiyle akşam arası Fındı...
Melih AŞIK
Sağduyu çağrısı
Olaylar Diyarbakır'dan sonra Van ve Siirt'e s...
Fikret BİLA
Haşim Kılıç: Yargıtay Başkanı'nın konuşması sorumsuzluk
Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın adli yılın a...
Hasan CEMAL
En büyük kötülük!
Bu filmi çok gördük!
Güneri CIVAOĞLU
Sabıkalı senaryo
Bekaa Vadisi'ndeki PKK kampında Abdullah Öcal...
Abbas GÜÇLÜ
Kimseye güvenemeyecek miyiz?
Türkiye bir hukuk devleti. Bundan hiçbirimizi...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme durursa ne yapacağız? (1)
Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cumartesi günü a...
Nail GÜRELİ
Denizde biberon
Bankalarının içini boşaltanlar ve Hazine'yi s...
Sami KOHEN
Ortak dil arayışı...
AB üyesi 25 ülkenin büyükelçileri, Türkiye il...
Faik ÖZTRAK
Katrina'nın etkisi ABD ekonomisi ile sınırlı kalır mı?
Gün geçtikçe Katrina kasırgasının faturasının...
Hasan PULUR
"6-7 Eylül"ü biz yaşadık...
İNSAN elli yıl önce yaşadıklarını hatırlayabi...
Meral TAMER
Havai fişekle havaya silah sıkmak!
Denizli'de Deda Düğün Salonu'nda, Nazan - İsm...
Güngör URAS
Doğu ve Güneydoğu için her şeyin başı "huzur"
Ethem Sancak, Mardin'de, Garanti Bankası'nın ...
M. Ali BİRAND
6-7 Eylül'ün utancı hep üstümüzde kaldı
Hiç unutamam.

© 2005 Milliyet