Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Eylül 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Katrina'nın etkisi ABD ekonomisi ile sınırlı kalır mı?


Gün geçtikçe Katrina kasırgasının faturasının yükseldiğini görüyoruz. Felaket dünyanın en büyük ve küresel büyümenin motoru olan ekonomisinde gerçekleşti. Bu durum kasırganın etkilerinin diğer ekonomilere aktarılması olasılığı üzerinde dikkatle durmayı gerektiriyor.
Doğal afetler ekonomiler için bir arz şokudur. Bu şoklarda genelde ilk daralmadan sonra hızlı bir sıçrama beklenir. Katrina ABD'de doğal gaz üretiminin yüzde 16'sını, ham petrol üretiminin de yüzde 26'sını etkilemiş görünüyor. Bunun yanında kasırga ABD rafinaj kapasitesinin de yüzde 20'sini vurmuş durumda. Dünya petrol piyasasının oldukça sıkışık olduğu ve fiyatların rekordan rekora koştuğu bir dönemde, en yüksek talebe sahip bir ekonomide, önemli bir arz azalması söz konusu. Ancak kasırga sonrasında sıçrayan petrol fiyatlarında sonradan ortaya çıkan gerileme bu arz açığının kapatılacağı beklentilerinin daha ağırlıklı olduğunu ortaya koyuyor.
Diğer taraftan dünyanın en büyük likidite kaynağı olan ABD ekonomisinde son bir yıldır süren para politikasının daraltılmasına bu felaket nedeniyle ara verilebileceği söyleniyor. Bunun yükselen piyasalara olan iştahın sürmesine neden olması bekleniyor. Nitekim kasırga sonrasında dünyada menkul kıymet fiyatlarında genel bir yükseliş dikkat çekiyor.
Bu beklentilerin ne kadar gerçekçi olduğu ise tartışmalıdır.

Yavaşlama uzun sürebilir
ABD ekonomisi son dönemde ciddi bir varlık köpüğünün oluşturduğu, ürettiğinden daha çok tüketen, hem cari açıkların hem de bütçe açıklarının kırılganlaştırdığı bir yapıya sahiptir. İç dengesizliklerin ABD'de, ekonomilerin arz şoklarına gösterdiği standart tepkinin oluşmasında risk oluşturduğunu kabul etmek gerekiyor. ABD ekonomisindeki yavaşlama daha uzun süreli olabilir.
Kasırga öncesinde de petrol piyasalarında aşırı talep ve arz sıkıntısı mevcuttu. Hasara uğrayan kapasitelerin devreye alınması sadece tesislerin onarılmasını değil aynı zamanda çalışanların da asgari barınma şartlarının sağlanmasını gerektiriyor. Zaten mevcut olan sıkışıklığı daha da artıran bu durumun düzelmesi beklenenden de uzun sürebilir.
Son olarak ABD'de para politikasındaki gevşemenin, felaketin zararları belli olana kadar, geçici olması daha güçlü bir olasılıktır. Bunun da ötesinde para politikalarında sıkılaşmanın bu defa hızla ve küresel düzeyde başlaması ve 2006 da beklenenden çok daha az likit bir piyasayla karşı karşıya kalınması olasılığı da oldukça güçlü. Çünkü yatırımcılar petrol fiyatlarından kaynaklanacak enflasyonist baskıyı unutmuş görünmekteler.

Finansmanı sınırlayacak
Daralan küresel talep, artan petrol fiyatları ve artan küresel faizler bizim gibi yükselen piyasa ekonomilerinde zorlukları başlatabilecek unsurların başında geliyor. Çünkü bu eğilimin güçlenmesi bir yandan küresel talebi kısarken diğer yandan finansman olanaklarını da sınırlayacaktır. Özellikle borcu ve cari açıkları yüksek ülkeler için bu önemli bir risk oluşturmaktadır.
Türkiye Katrina kasırgası ardından bunun dünya ekonomisine olası etkileri ile ilgili senaryoları yakından takip etmeli ve buradaki olasılıkların bize etkilerini mercek altına almalıdır.
Rusya krizinde yapıldığı gibi bu bizi etkilemez aksine bize olan ilgiyi artırır gibi bir yaklaşımın ne ölçüde yanlış olabileceğini geçmişte yaşadık.
Yatırımcıların iyimserliği sürerken mali disiplin ve yapısal reformlar konusunda kararlı adımlar atmanın, ekonomide ortaya çıkan kırılganlıkları çözmenin topluma kısa vadeli maliyeti sıkışıklık dönemine göre daha düşük olacaktır. Uluslararası piyasalarda kötümserlik başladığında ise bu politikaların meyveleri toplanacak ve daralma daha kontrollü olabilecektir. 2006 yılı programı uluslararası konjonktürde ortaya çıkabilecek zafiyetlere karşı teçhizatlı olduğumuzu gösterecek şekilde hazırlanmalıdır.
Ancak bu hiç de kolay değildir. Ekonominin çok iyi durumda olduğuna inanan bir iktidarın, seçim sathına girdiği bir dönemde, yeniden sıkı ekonomi politikalarına dönebilmesi oldukça güç olacaktır.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
İtidal zamanı
KÜRT vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu politi...
Çetin ALTAN
Mor, lacivert, mavi, yeşil, sarı, turuncu, kırmızı...
Geçtiğimiz pazar, ikindiyle akşam arası Fındı...
Melih AŞIK
Sağduyu çağrısı
Olaylar Diyarbakır'dan sonra Van ve Siirt'e s...
Fikret BİLA
Haşim Kılıç: Yargıtay Başkanı'nın konuşması sorumsuzluk
Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın adli yılın a...
Hasan CEMAL
En büyük kötülük!
Bu filmi çok gördük!
Güneri CIVAOĞLU
Sabıkalı senaryo
Bekaa Vadisi'ndeki PKK kampında Abdullah Öcal...
Abbas GÜÇLÜ
Kimseye güvenemeyecek miyiz?
Türkiye bir hukuk devleti. Bundan hiçbirimizi...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme durursa ne yapacağız? (1)
Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cumartesi günü a...
Nail GÜRELİ
Denizde biberon
Bankalarının içini boşaltanlar ve Hazine'yi s...
Sami KOHEN
Ortak dil arayışı...
AB üyesi 25 ülkenin büyükelçileri, Türkiye il...
Faik ÖZTRAK
Katrina'nın etkisi ABD ekonomisi ile sınırlı kalır mı?
Gün geçtikçe Katrina kasırgasının faturasının...
Hasan PULUR
"6-7 Eylül"ü biz yaşadık...
İNSAN elli yıl önce yaşadıklarını hatırlayabi...
Meral TAMER
Havai fişekle havaya silah sıkmak!
Denizli'de Deda Düğün Salonu'nda, Nazan - İsm...
Güngör URAS
Doğu ve Güneydoğu için her şeyin başı "huzur"
Ethem Sancak, Mardin'de, Garanti Bankası'nın ...
M. Ali BİRAND
6-7 Eylül'ün utancı hep üstümüzde kaldı
Hiç unutamam.

© 2005 Milliyet