Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Eylül 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Doğu ve Güneydoğu için her şeyin başı "huzur"

MARDİN

Ethem Sancak, Mardin'de, Garanti Bankası'nın "Anadolu Sohbetleri" programı kapsamında düzenlenen toplantıda Mardinlilere hayvancılığın önemini anlatıyor. "Ey Mardinliler" diyor. "Günümüzde üç baş, beş baş hayvan besleyerek, hayvancılıktan para kazanılamıyor. Hayvancılık artık tarım işletmesi düzeninde para kazandırır oldu. Çok sayıda hayvanı, çok geniş alanlarda besleyeceksiniz. İşte o zaman hem et, hem süt hayvancılığı para getiriyor. Bu işte gelecek var. Bizler bugüne kadar yaptığımız yatırımlardan memnunuz. Memnun olduğumuz için de Denizli yakınlarında 23 bin dönüm arazide 5 bin sağmal ineklik yeni bir çiftlik kuruyoruz."
Mardinli soruyor: "Siirtliyim diyorsunuz. Doğu'nun adamısınız. Gidiyor, Batı Anadolu'da çiftlik kuruyorsunuz... Orada ne var?"
Ethem Sancak cevaplıyor: "Orada huzur var... Orada hayvanların dağlarda serbestçe dolaşma imkânı var... Bunlar yatırımcı için çok önemli. Yatırımcı, işe bağlayacağı paranın yok olmamasını, gelir getirmesini ister. İş yapmak, ekonomik yatırım yapmak ile, hayır yapmak, sosyal yatırım yapmak farklı şeylerdir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da can ve mal güvenliği olacak... Hayvanlar dağlarda serbestçe dolaşacak... İşte o zaman burada da benzer yatırımlar yapılacak... Ama o zamana kadar Doğu ve Güneydoğu ihmal mi edilecek? Hayır. Örneğin ben çiftlik için buraya para bağlamıyorum ama, bu yörede okul yaptırıyorum. Öğrenci yurdu yaptırıyorum... Buralara huzurun yerleşmesi bir ölçüde de yöre halkına bağlı..."

Yatırım mı, huzur mu?
Bu tartışma kafaları karıştırıyor. Bazılarına göre, Doğu ve Güneydoğu'ya özel sektör yatırım yapmalı ki, bu yöreler zenginleşsin, bu topraklara huzur gelsin... Ama işadamları diyor ki, "Eğer bir yöredeki yatırım para kazanmıyor ise, yaşayamaz... İşadamı, bile bile para kazanamayacağı bir yatırımı yapamaz." Açık anlatımıyla, "Yumurta mı tavuktan çıkacak, tavuk mu yumurtadan çıkacak?" hikâyesi.
Bir haftadır Diyarbakır, Batman, Siirt, Mardin illerinin yollarında otobüs ve minibüs ile geziniyoruz. Önceki yıllarda bu yollardan asker eşliğinde geçerdik. Bu yollarda çok sık kontrol noktaları vardı. Saat 15.00'ten sonra karayolunda seyahat, saat 17.00'den sonra tarlalarda çalışmak yasaktı. Meralar köylüye kapatılmıştı. Açık olan meralara ve tarlalara çıkış için jandarmadan günlük izin kâğıdı alınıyordu. Oralara gittiğimizde, ya polisevinde ya öğretmenevinde konaklıyorduk.
Terör azaldıkça durum iyileşti. Bu gidişimde yollardaki kontrol noktalarının kalktığını gördüm Karayolları bakımlı, karayolu trafiği gece gündüz güvenli idi. Karanlıkta Dargeçit'ten Midyat'a, gece yarısı Midyat'tan Mardin'e minibüsle seyahat ettik. Şoförümüz de yolcular da hiçbir endişe duymuyordu.

Geçen yıllara göre durum iyi
Köylere dönüş başlamış. Uzun yıllar boş kalan köylerdeki alt ve üstyapıyı devlet onarıyor. Can ve mal güvenliğini Silahlı Kuvvetler sağlamaya çalışıyor.
Huzuru bozan yok mu? Var... Bizim otobüs ile geçtiğimiz Hasankeyf-Gercüş arasındaki yola teröristler iki defa mayın döşemiş. Dört kişi şehit olmuş... Ama bu tür olaylar Batı'daki kadar panik yaratmıyor. Doğu ve Güneydoğu'da Kürt kökenli vatandaşlar, Kürt sorununa daha sakin ve barışçı biçimde yaklaşıyor. Şimdilerde Doğu ve Güneydoğu'daki insanlar üç sektörde gelişme umudu içinde. Bu üç sektör (1) Turizm, (2) Organik meyve ve sebze üretimi, (3) Hayvancılık. Bu üç sektörün gelişmesi de, huzura bağlı. Huzur olacak ki yatırımcı Doğu ve Güneydoğu'ya para bağlasın. Huzur olacak ki, yerli ve yabancı turist gelsin. Para harcasın. Huzur olacak ki, insanlar serbestçe tarlaya çıksın, meralarda hayvan otlatsın.

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İtidal zamanı
KÜRT vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu politi...
Çetin ALTAN
Mor, lacivert, mavi, yeşil, sarı, turuncu, kırmızı...
Geçtiğimiz pazar, ikindiyle akşam arası Fındı...
Melih AŞIK
Sağduyu çağrısı
Olaylar Diyarbakır'dan sonra Van ve Siirt'e s...
Fikret BİLA
Haşim Kılıç: Yargıtay Başkanı'nın konuşması sorumsuzluk
Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın adli yılın a...
Hasan CEMAL
En büyük kötülük!
Bu filmi çok gördük!
Güneri CIVAOĞLU
Sabıkalı senaryo
Bekaa Vadisi'ndeki PKK kampında Abdullah Öcal...
Abbas GÜÇLÜ
Kimseye güvenemeyecek miyiz?
Türkiye bir hukuk devleti. Bundan hiçbirimizi...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme durursa ne yapacağız? (1)
Devlet Bakanı Ali Babacan'ın cumartesi günü a...
Nail GÜRELİ
Denizde biberon
Bankalarının içini boşaltanlar ve Hazine'yi s...
Sami KOHEN
Ortak dil arayışı...
AB üyesi 25 ülkenin büyükelçileri, Türkiye il...
Faik ÖZTRAK
Katrina'nın etkisi ABD ekonomisi ile sınırlı kalır mı?
Gün geçtikçe Katrina kasırgasının faturasının...
Hasan PULUR
"6-7 Eylül"ü biz yaşadık...
İNSAN elli yıl önce yaşadıklarını hatırlayabi...
Meral TAMER
Havai fişekle havaya silah sıkmak!
Denizli'de Deda Düğün Salonu'nda, Nazan - İsm...
Güngör URAS
Doğu ve Güneydoğu için her şeyin başı "huzur"
Ethem Sancak, Mardin'de, Garanti Bankası'nın ...
M. Ali BİRAND
6-7 Eylül'ün utancı hep üstümüzde kaldı
Hiç unutamam.

© 2005 Milliyet