|
 |
|
|
Bebek bana benzemedi diye üzülme, bakarsın altı ay sonra tipi değişir
Bir arkadaşım üzgün, çocuğu muhtemelen ona değil annesine çekecekmiş. Dert etmesin çünkü hem herkes başka birine benzetiyor hem de altı ay sonra tipleri değişiyormuş!
igursoy@milliyet.com.tr
Geçen hafta gazetede bir arkadaşımla konuşuyorduk. Onun da karısı hamile, 2-2,5 ay içinde doğurmasını bekliyorlar. Engin tecrübelerimden faydalanması ve derinlikli yazılarımdan feyz alması konusunda kendisini ikna etmeye çalışıyordum. Bir derdi varmış, "Anlat" dedim, "Derdine derman bulmak için doğru yerdesin."
Doppler ultrasonu çektirmişler. (Hatırlatayım: "Üç boyutlu ultrason" olarak da biliniyor. Asıl amaç bebeğin organlarının tatmin edici ölçüde gelişip gelişmediğini kontrol etmek. Kimi görüntüleme merkezleri, bebeğin yüzünü net olarak gösteren bir de ultrason çıkışı veriyor anne-babanın eline. Bebeğin henüz anne karnındayken çekilmiş ilk fotoğrafı gibi.) O fotoğrafa bakınca şak diye anlaşılıyormuş ki, bebek annesine çok benziyor. Bizimkinin derdi bu.
Hayır, bebeğin annesi çirkin, eciş bücüş birisi değil; gayet hoş bir kadın. Arkadaşım çocuk annesine benzeyeceği için sevinse yeridir. Onun yerine sıkıntılı bir şekilde bahsediyor bundan. Özetle, oğlunun kendisine benzemesini istemiş adam. Bu hayal gerçekleşmeyince canı sıkılmış.
Karıma çekse daha iyi
Ayrıca çocuğun kendisine benzemesini istemek ne büyük bir özgüvendir! Buna Brad Pitt'in falan hakkı vardır ama bizim gibi ölümlülerin yoktur. Ben oğlumun karıma benzemesini tercih ederim. Ayrıca mesela Hakan Ural babası Selçuk Ural'a benzedi de ne oldu? Memnun muyuz kendisinden? Ben Doppler testinden sonra çocuğun burnunun benimkine benzediğini fark edince kendisinden özür dilemiştim, miras olarak bunu bıraktığım için.
Çocuğun anne-babasından birine benzememesinin hakikaten üzdüğü bir başka şey anlatayım size, yine yakın çevremden bildiğim. Babanın sapsarışın, annenin pek esmer olduğu bir çift. Bebek doğar, o da sapsarışın. Gel zaman git zaman, esmer anne sarışın çocuğunu gezmeye çıkarmaya başlar. Ve sokakta onları gören yabancılardan zırt pırt aynı şeyi duyar: "Bakıcısı mısınız?" İşte sorun diye ben buna derim.
Bizim oğlanı görenler de önce bir benzetme turlarına başlıyor. Çocuğun sağlığının yerinde olup olmadığını sormadan kime benzediğini anlamaya çalışıyor. Neyi değiştirecekse bu? Adam çıkmış artık bir kere. Olan olmuş. Doğmuş bebeğin davası olur mu? Eğer hâlâ üstesinden gelemiyorsan birkaç yıl beklersin, para biriktirirsin, çocuğu estetik ameliyata ikna edersin; Onur Erol'un kliniğinin yolunu tutarsın!
Değişecekse bu çaba niye?
"Aynı babası", "Çenesi annesinin kopyası", "Hık demiş dedesinin burnundan düşmüş", "Annesinin dayısına ne kadar çok benziyor" gibi yakıştırmalarla geçti bir ay. Ben "Oğlan dayıya kız halaya derler" diyerek muhabbete geleneksel bir yön kazandırmaya çalışıyorum. İnsanlar uzun uğraşlar sonucu Batu'yu birine benzetiyor, sonra da "Ama altı ay sonra değişir zaten çocuğun tipi" diyorlar. O zaman bu çaba niye?
Bu arada, acaba değişmese mi? Bana çok benzediğini söylüyorlar da...
Not: Yukarıdaki fotoğraf şahane insan Başar Başaran tarafından geçen hafta çekildi. Bakın bakalım çocuk bana mı çekmiş!
Nora anneliği de bilir trendleri de
Dokuz yıl önce heyecanlı bir stajyer adayı olan bana telefonda "İlke, yarın gel de sana Milliyet'te bir şeyler ayarlayalım" diyen kadındır Nora Romi. Çok vakit geçti, bir sürü şey oldu. O uzun süredir Hürriyet'te, oğlu Sinan'la geçen hayatını yazıyor. Ayrıca Anne&Trends dergisinin yayın danışmanı. Piyasada bu dergilerden
çok var. Ama bu dergiye
hem anneliği hem trendleri hem de yayıncılığı iyi bilen birinin eli değiyor.
|
|
|

|