|
 |
|
|
Bir çorba öyküsü
donatellapiatti@hotmail.com
Artık en sevdiğim yemek Livorno usulü cacciucco. Bu içilebilir sanat eserinin ilginç bir öyküsü de var
Bana en sevdiğim yemeğin ne olduğunu sorduklarında, içimi bir sıkıntı kaplıyor; ince eleyip sık dokuyan yapım da göz önüne alınırsa bu durum daha iyi anlaşılabilir... Nereden bileyim ben en çok hangi yemeği sevdiğimi? Makarnalar arasından mı? Balıklar mı? Et mi tatlı mı? İspanyol yemeği mi Türk yemeği mi? İtalyan mı Çin mi?
Sonunda kendimi bu sıkıntıdan kurtarmak için "Genel olarak makarna ve onların da arasından pesto soslu spagetti" demeye başladım. Gayet de içtendim üstelik çünkü dünyada, geleneklerimizin bize öğrettiği gibi, krema kıvamında hazırlanmış, fesleğen kokulu, lezzetli bir sosla tatlandırılmış bir tabak makarnadan daha lezzetli bir şey olmadığını düşünüyorum. Mmmmmmm, işte gerçek damak zevki!
Ama işte, İtalya'ya son yolculuğumda, kendimi Livorno civarlarında buldum ve artık gittiğim her yerde beni takip eden mesleki deformasyonum yüzünden, hemen bu güzeller güzeli Toskana şehrini bir yemekle bağdaştırmak istedim! Asıl yöresinde hiç tatmadığım cacciucco! Deniz kıyısında küçük bir lokantaya koştum ve bir porsiyon ısmarladım! Biliyor musunuz, artık tüm içtenliğimle en sevdiğim yemeğin Livorno usulü cacciucco olduğunu söyleyebilirim!
Bu yenilebilir sanat eserinin garip isminin kökenini merak ettim ve bakın ne buldum!
1500'lerin ortasında Kral I. Cosimo, küçük bir balıkçı kasabası olan Livorno'yu uluslararası bir ticaret merkezine dönüştürmeye karar vermiş ve her ülkeden tüccarların göçünü kolaylaştırmak için bir yasa çıkarmış. Kısa zamanda şehir, dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla dolmuş: Venedikliler, İspanyollar, Türkler, Yunanlılar, Cenovalılar ve kuzey ülkelerinden gelenler... Hepsi kendi dillerini, kendi işlerini ve tabii yemeklerini karıştırıp bol çeşitli, son derece lezzetli ve fantezi dolu bir mutfak yaratarak bu şehirde beraberce yaşamaya başlamış ve bunda da gayet başarılı olmuşlar!
Çocuklar ve balıkçılar
Fırtınalı bir gecede, rüzgarın gazabına uğrayan bir balıkçı teknesi, karaya dönmek için çaresizce çabaladıktan sonra batmış ve balıkçı, karısını üç çocuğuyla bir başına bırakarak boğulmuş.
Anne çaresiz, çocukların aklı karışık, karınları aç, Türk balıkçıların demirlediği limanda dolanıyorlarmış. Kızaran balıkların kokusunu alan çocuklar çekinerek balıkçılara yaklaşmışlar. Çocukların bakışlarından aç olduklarını anlayan balıkçılar (13 kişi derler, efsaneye göre), yavaşça "Küçük... Küçük... Küçük" diye çağırarak her birine farklı farklı balıklar uzatmış. Çocuklar bu balıkları annelerine götürmüş, kadın da bunlara biraz zeytinyağı, domates ve sarmısak katıp koca bir kazan çorba pişirmiş. Bu çorbadan büyük bir kabı ayırıp onlara balıkları veren Türk balıkçılara götürmüş sonra. Kaseyi uzatırken inceliklerini ne kadar takdir ettiğini onlara kendi dillerinde ifade edebilmek için hep o tuhaf "Küçük... Küçük" kelimesini tekrar etmiş!
Ve böylece, çocuklar her gün balıklarını almaya, anneleri de onları doyurduktan sonra koca bir kaseyi balıkçılara götürmeye devam etmiş. Küçük kelimesi zamanla İtalyanlaşmış ve "cacciucco"ya (kaççiukko) dönüşmüş; hayal edilebilecek en lezzetli balık çorbasının adına!
Söylenene göre kadın sonunda yeşil gözlü ve sevimli bir Türk balıkçıya aşık olmuş ve ikisi evlenmişler... Ama bununla ilgili hiçbir kanıtımız yok!
Cacciucco
Malzemesi:
1,5 kg. çeşitli balık (yılanbalığı, fener balığı, istavrit, orfoz, hamsi, levrek vs. Orijinal tarif 13 çeşit balıktan bahsediyor ama bazılarının "bizde" hangi balık olduğunu anlayamadım), 1 kg. mürekkepbalığı, ahtapot, midye, kalamar ve karides, 1 yengeç, 1 kg. domates, 1 havuç, biraz kereviz, soğan, 4 diş sarmısak, maydanoz, kırmızı biber, 1 bardak beyaz şarap, kızartılmış ekmek, biberiye, adaçayı, zeytinyağı, tuz.
Hazırlanışı:
Hazırlanması çok zor olmamasına rağmen biraz zahmetli bir çorba bu. Öncelikle balıkları iyice temizleyin, sonra büyük olanları parçalara bölün. Bu büyük balıkların başlarıyla birkaç ufak balığı, tuzlu suda, soğan, domates, havuç ve kerevizle
1 saat kadar kaynatıp hepsini süzgeçten geçirerek bir "balık suyu" hazırlayın. Bir tencereye zeytinyağını koyun, kıyılmış sarmısağı, soğanı, maydanoz ve kırmızı biberi biraz çevirdikten sonra mürekkepbalığını, ahtapotu, midye, karides ve kalamarı da ekleyin ve hepsini şarapla ıslatın. Sonuncusu buharlaştığında, doğranmış domateslerle tuzu da ekleyip bir 20 dakikada daha pişirin. Son olarak tencereye balıklarla yengeci de ekleyip, ara ara biraz balık suyu da ekleyerek 20 dakika daha pişirin. Cacciucco üzerlerine sarmısak sürülmüş, zeytinyağı ve biberiyeli kızarmış ekmeklerle birlikte sıcak olarak servis edilir. İnanılmaz bir lezzet bu, inanın bana!
|
|
|

|