Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 08 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gökten yağmur değil, kurşun yağıyor

tubakyol@yahoo.com
İtalyanlar beni anlamadı: "Nasıl yani sevgilin başına kurşun düştü sanmış?"


İki İtalyana nasıl kapkaç mağduresi olduğumu anlatıyorum. Herkese anlattığım gibi, aynı cümlelerle... Farklı farklı insanlara da olsa, aynı hikayeyi bininci anlatışınızda otomatiğe bağlarsınız. Ben de her anlattığımda olayı yeniden yaşayacak değilim herhalde, arka arkaya cümle diziyorum sadece:
"Biz yürüyorduk. Biri çantamı çekti. Ben geriye kaykıldım. Sevgilim başıma kurşun düştü sanmış..."
Nasıl yani sevgilin başına kurşun düştü sanmış?
Hadi bakalım cevap ver!

Niye öldü bu şimdi?
Çünkü Türkiye'de gökten kurşun yağabilir. Balkonda oynayan çocuğun, yolda yürüyen birinin kafasına pat diye düşebilir. Onu oracıkta öldürebilir. Sonra polisler düştüğünüz yerdeki taşı katil ilan edebilirler mesela. Ama otopside kafanızda bir kurşun olduğu ortaya çıkabilir.
Oracıkta ölmemişseniz epilepsi krizi geçirdiğiniz zannedilebilir. Bir süre hastanede epilepsinizi tedavi etmeye çalışabilirler. Ama sonra kafanızda bir kurşun olduğu ortaya çıkabilir.
Yolda yürürken, balkonda oynarken, evinizin penceresinden sarkmış sokağı izlerken... Başınıza düşen bir kurşun sizi öldürebilir.
Bir de tabii futbol maçından sonra galibiyeti kutlayan biri, bir düğünde aman da neşeyle, gururla bendine sığmayıp coşan biri sizi öldürebilir. Sizinle bir derdi yoktur, katiyen. Tanışmıyorsunuzdur bile belki. Ama sizi öldürebilir.
Böyle şeyler olur yani, olabilir, olmuştur.
Bir kına gecesinde Begüm Kartal öldürüldü. Bir başka kına gecesinde
8 yaşındaki Gökhan Dalkılıç öldürüldü. 6 yaşındaki Berrin Canpolat, kaldığı çadıra giriveren bir kurşun kafasına isabet ettiği için şimdi hastanede, yüzde
30 yaşama şansı için direniyor.

"Onlar sevgilerini silahla gösterir"
AKP'li Eyüp Fatsa ve Enerji Bakanı Hilmi Güler bir kına gecesinde havaya ateş açmaları eleştirilince, Fatsa "Bunlar gelenektir. Bu silah Taksim ya da Kızılay'da atılmadı" diye savundu.
Geçen yıl 11 Ağustos'ta ben de yazmışım. Mustafa Sarıgül'ün ziyareti şerefine bir köyde havaya ateş edildiğinde, Sarıgül şöyle buyurmuş: "Kadıköy sosyetesi silahtan korkar ama Anadolu'da bu töredir, bir şey olmaz. Bu insanlar sevgilerini silahla gösterir."
Sevgiye bakar mısınız?
Sevgi ve sevinç gösterisi yüzünden yılda yaklaşık
700 kişi ölüyor, aslında öldürülüyor.
* * *

Neyse ki Kadıköy, Taksim, Kızılay "sosyetesi" silahtan korkuyor. Gerçi oralarda da korkunun ecele faydası yok.
İtalyanlar anlamadı: "Nasıl yani sevgilin başına kurşun düştü sanmış?" Buyrun cevap verin.
Çünkü Türkiye'de gökten kurşun yağabilir.
Ya da...
Çünkü sevgilim salak!


manik depresif köşe
Didim'deyim. Otel resepsiyonunda, bir yandan ona-buna oda anahtarı uzattım, biri kitabını bıraktı, diğeri havlusunu alt odanın balkonuna düşürmüş yardım istedi, "Ampul var mı?", "Ayşe odasında mı?", "Kahvaltı devam ediyor mu?" gibi sorulara maruz kaldım; diğer yandan da bu yazıyı yazdım. Oysa şu yazıyı dün yazmış olsam, şimdi denizde yüzüyor olacaktım. Yine "Bugünün işini dünden yapma" prensibimin kurbanıyım. Artık prensip sahibi biri olmak istemiyorum! Depresyondayım.


Yine aynı şeyleri mi yazacağız?

Siz de izlediniz mi haberlerdeki o çocuğu? 8-9 yaşlarında. Babası kurşun almaya yollamış. Dükkan sahibi "Kuru sıkı bu, bir şey olmaz" deyip, müşterisine hizmette bir sakınca görmüyor. Sonra muhabir ve kameraman evine kadar gidiyor çocuğun. Yolda çocuğa sorular soruyorlar. "Abim mafya oldu" gibi bir şey söylüyor çocuk bir ara. "Mafya ne?" diyorlar. "Televizyona çıkıyor..." diye bir şeyler geveliyor çocuk.
- İyi bir şey mi, kötü bir şey mi?
- İyi...
Çocuğun evinin önüne geldiklerinde abilerinden biri aşağı iniyor. Geçenlerde yine havaya ateş açıp kutlama yaparlarken, balkondaki bir akrabaları elinden yaralanmış. Silahtan vazgeçmişler mi bunun üzerine? Hayır, hiç olur mu? Ama kurusıkı ile kendilerini tatmin ediyorlarmış.
- Bu bir tatmin mi sizin için?
- Evet.
Bir yıl önce 11 Ağustos'ta Oğuz Aral'dan alıntı yapmışım. Aradan bir yıl geçti, bu bir yıl içinde 700 küsur insan öldü ve yine aynı cümlenin yeri geldi:
"Silah ve erkeklik özdeşleşince, tabanca da erkeğin iki bacağının arasındaki organıyla eşdeğer olur."
Gelecek yıl da, düğünler artınca, yani temmuz-ağustos gibi, belki biraz gecikmeyle eylül başında, aynı şeyleri mi yazacağız yine?


Erkekler ofsayta düştü
Yıllar boyu ofsayt benim için de erkekler dünyasının gizemli terimlerinden biri oldu Anlamam için futbola nüfuz etmem lazımdı. Ama o kadar da meraklı olmadığıma göre...
Bir gün erkek yurdundayım. Odadaki bilgisayarda işim var. Erkekler de küçücük bir televizyondan maç izliyorlar. Ofsayttı, değildi kavgası uzayınca, tam o sırada devre arası da olunca... Bizim çocuklar işte, dalga geçecekleri muhakkak ama ne yapayım? Sordum: "Nedir bu ofsayt?"
Tabii ki dalga geçtiler. Çok güldüler. "Üff anlatsak da anlamayacaksın nasılsa" dediler. Sonra hep bir ağızdan anlattılar. Sonra içlerinden biri iki cümlede toparladı. Ve... Anladım.
Bu muymuş? Bu kadar kolay mıymış?
İngiltere'de bir kitap yayımlanmış. "Everything a Girl Needs to Know About Football / Bir Kızın Futbol Hakkında Bilmesi Gereken Her Şey".
Kadınlara futbol kurallarını öğretmek için alışveriş tekniklerini kullanmışlar efendim. İndirim günlerinde, almak istediğiniz ayakkabıya doğru hamle yapıp rakibinizi geçtiniz. Fakat cüzdanınız arkadaşınızda. Ona seslendiniz. O da size cüzdanı fırlattı. Fakat çıkardığınız gürültü tezgahtarı kızdırdı. Ofsayta düşmüş oldunuz.
Aman ne yaratıcılık! Ayakkabıyı alırsanız gol atmış oluyormuşsunuz da, yok bilmem ne...
Bu erkekler bizi ne sanıyor kuzum?
Neyse, ille de bir sırları olacaksa, bu ofsayt olsun bari. Anlamıyormuş gibi yapın kızlar, ki erkekler size gol attıklarını zannedip sevinsinler. Nasılsa ofsayt bayrağı havada!



Maçın neticesi, Ümit Karan'ın değilse de taraftarın cinsel performansını etkiliyor
"Maraton"da Erman Toroğlu, Oğuz Tongsir vasıtasıyla Ümit Karan'a "Bütün golleri bugün attı, yarın evleniyor, yarın nasıl gol atacak?" diye sormaya çalıştı ya...
Oğuz Tongsir bu soruyu böyle soramadı. Ümit Karan da, daha sonra sorunun aslını öğrenince, bırakın cevap vermeyi, çok sinirlendi.
İngilizler araştırmışlar. Tuttuğu futbol takımı yenilen erkekler eşlerine ve cinselliğe olan ilgilerini kaybediyorlarmış. Kazanınca coşmuyorlarsa bile, en azından performansları aynı kalıyormuş.
Aldık mı cevabımızı? Hayır. Bu, taraftarlar için yapılmış bir araştırma. Futbolcu Ümit Karan'dan ziyade, taraftar Toroğlu'nu bağlar.
Ama Toroğlu ümidini kesmesin. İngilizler nasılsa her bir haltı araştırıyorlar. Yakında bir araştırma da futbolcular arasında yaparlar mutlaka...





CUMARTESİ
"Deniz benim idolüm. Türkiye'de benim kadar güzel kim var diye dergilere bakar, bir onu bulurdum"
Yalnızca ligleri eksik
Önce kursa gitti sonra dükkan açtı
"Tarkan'ın turne otobüsünde yatak da var makyaj masası da"
Okur katkılı argo sözlüğü
Babıali ruhu şenlikte canlanacak
MİNİKLERİN DÜNYASI
Yemek meraklıları kaçırmasın
En moda En yeni





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet