Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 08 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Cim Bom'a tatil yaradı

Süper Lig'e verilen bir haftalık ara, aslında arayıp da bulamadıkları bir nefeslenmeydi kulüplerimizin. Birçok takıma toparlanma ve uyum çabaları için ilaç gibi gelmiş olmalı değil mi?
Teoride öyle de, acaba pratikte nasıl geçirdi takımlarımız bu devreyi?
Dışarıdan bir bakışla, "tatilden" en iyi yararlanan Galatasaray galiba. Eh, "Beşiktaş'a da faydalı oldu" diyebiliriz. Fenerbahçe ise "kimseyi yanıltmadı" ve her türlü boşluğu olduğu gibi bu devreyi de "durduk yerde problem yaratmakla" geçirdi.
Evet... Fatih Terim göreve gelinceye kadar her milli maçta "Hakan Gerilimi" yaşayan Galatasaray, bu kez huzurluydu. Kafayı takacak kronik derdi geride kalmıştı. Tatil başladığında sevinçli olmasa bile sinirli değildi.
Oturdu, yaraları tımar etti on beş günde. Ali Sami Yen'de tamirat bitti. Ligle birlikte taraftar protestosunun da sonu gelecek gibi.
Peki neydi bu kadar zor koşullardan Galatasaray'ın kârlı çıkmasını sağlayan?
Bir tek adam... Gerets... Yani "Can Eric".

Zaten görevi
Hayır, ne barışı Gerets sağladı, ne açık tribünleri o yaptı!..
O sadece Galatasaray'ın en zor, en vahim günleri olan sezonunun birinci ayını, elden geldiğince "hasarsız" atlatmasını sağladı.
Düşünsenize; ilk iki maçta bu takım yürüyerek oynasaydı, başarısız sonuçlar alsaydı, kim kurtarırdı Galatasaray'ı? Tribünden mendil sallayan taraftar mı? Taraftara yabancılaşmış liseli kadrolar mı?
Hasan Şaş'ı yeniden yaratmış... Takımın temposuna tempo katmış... Yapılamayan transfere ses çıkartmamış. Öyle olacaktı tabi... Bunlar zaten görevi.
Fakat biz "asli" görevlerini yapamayan teknik direktörlere öyle alıştık ki, yapana minnettar olmak gibi bir huy geliştirdik.
Gerets'in asıl artısı; pozitif davranışlarında. Sıkıştığı anda futbolcusunu, yönetimi satmamasında. Taraftarla polemiğe girmemesinde. İşine bakmasında... İşinin dışında, duruşu ve tavırlarıyla güven verip, güven bulmasında.
Başkan Özhan Canaydın adamakıllı farkında bu durumun...
"Çalıştığım en iyi hoca" demesi bu yüzden.
Tatil yaradı Galatasaray'a kısaca.

Sorunsuz yaşayamayan Fenerbahçe
Ve Fenerbahçe...
Yahu, her türlü boşluğu problemle dolduran, böyle gerilimden enerji alan bir başka kulüp var mı acaba yer yüzünde?
Maşallah, her şeyi yerli yerinde...
Mısır pramitleri gibi stat bitmek üzere. Parası, pulu, yıldızları, dört dörtlük...
Bir haber okuyoruz; sayın Daum tatilde... Yetmedi; Fenerbahçe yönetiminde arbede!..
Başkan istifa etsin dedirtmiş, Hakan Bilal Kutlualp etmemiş. Peki Hakan Bilal Kutlualp'in suçu neymiş? Ya da beceremediği bir iş, kusur, kabahat, rehavet, ihmalkârlık... Ne var infaz dosyasında?
Biz sadece "yaptıklarını" biliyoruz da ondan soruyoruz.
Bir transfer mi gerekiyor; koş Hakan Bey.
Fenerbahçe'nin Avrupa'da bir sorunu mu var; hadi Hakan Bey...
Sadece her aldığı görevi hakkıyla yerine getirdiğini hatırlıyoruz biz ve doğal olarak hayret ediyoruz lig tatilinde Hakan Bilal Kutlualp sehpası kurulmasına.
Yoksa söylesinler... Tipini beğenmiyoruz desinler. Ne bileyim saçlarını kazıtması bizi rahatsız ediyor, falan...
Anlarız. Hatta hak veririz. Burası Türkiye. Bakın Bilgin Gökberk'e... Saçsız başı ve giyim şekli yüzünden TRT'de olmasını hazmedemeyen meslektaşlarımız bile var.
"Yorumcunun yorumuna değil de saçlarına bakanların ülkesine bin tane Hakan Bilal Kutlualp feda olsun" deriz. Yeter ki söylesinler.
Diyeceksiniz ki, sonu ne olur bu işin?
İnanın Fenerbahçe güçlenerek çıkar. Dediğim gibi Fenerbahçe enerjisini gerilimden alan bir kulüp çünkü. Ya da onu "bu konuma" taşıdılar.

Beşiktaş'tan iyi haber!
Beşiktaş'a gelince...
Sadece şu haber bile yeter Beşiktaş'ın milli maç arasını nasıl değerlendirdiğini anlamak için:
"Ahmet Dursun'un aylığı ikiye katlandı"...
Gerçi yönetim sözünü geri almaya çalıştı ama, yine de buna iyi haber derim ben.
Neden? Ahmet Dursun akrabam mı? Hayır...
Lakin Bu sezona tuhaf bir tasarrufla başlayan Beşiktaş, birçok oyuncusunun ücretlerini kırpmış, bir anlamda daha az paraya razı etmişti onları.
Bunu da "yöneticilik başarısı" olarak lanse etmişlerdi. Bahsedilen paralar da atla deve değildi hani. Hepsini toplasanız bir derbi maçın tribün geliri kadar bir şey.
İşçi işveren ilişkilerinde masanın her iki tarafında da maddi travmalar yaşamış biri olarak, "üretimi matematiksel olarak hesaplanamayan futbol gibi bir meslek kolunda" çalışanlara uygulanan tasarrufun ne gibi sonuçlar vereceğini tahmin edebiliyordum ben.
Tatsız bir futbolcunun oyunundaki eksik para indirimini nasıl ölçebilirdiniz ki?
Beşiktaş'a bu kısa tatil çok iyi geldi anlaşılan. Yapmaları gereken bir iki düzeltme daha olabilir belki. Onun dışında Rıza Hoca'nın bazı futbolcular tarafından sınanan otoritesi de yerli yerine oturdu besbelli. Medya bile yavaş yavaş hazmetmeye başladı Rıza Hoca'yı.
Milli takıma verdiği futbolcuların kıvancı ve kulüpte sürmekte olan balayı ile Beşiktaş'ın ligdeki en zorlu "ikinci ay"a iyi bir başlangıç yapması kaçınılmaz gibi.

Üründül'ün yazısına imzamı atarım!

Sevgili Ömer Üründül, nefis bir yazı yazmış ve Danimarka maçı için "Hakan olmasaydı yenilirdik" demiş.
Aksini düşünenler için önlemini de almış.
"İtirazı olanla maçı birlikte izlemeye hazırım".
Haşa... Benim itirazım yok... Hatta altına imzamı atarım bu hipotezin!
Hakan olmasaydı Danimarka'ya kesin yenilirdik. Biz kim on futbolcuyla Danimarka'yı yenmek kim? 11 kişi oynadığımızda bile ancak berabere kalabildik.

İstikrar neye yarar?

Kimse bana teknik direktörde devamlılığın, istikrar için ilk şart olduğunu hatırlatmasın...
Kimse İngiltere'de falan örnek taşımasın.
O "sir" hocalarla sayın Daum bir mi?
Beş yıl, on yıl, on altı yıl görevde kalan teknik direktörler Milan ve Beşiktaş maçları gibi hayati kavşaklardan önce tatile giderler mi?
Gitseler o hocaları yönetim tutar mı "istikrar adına"?
Tutsa, taraftar ses etmez mi?
Taraftar ses etmese, futbolcuların konsantrasyonu kırılmaz mı? Maçlar yitirilmez mi?
Son soru:
Maçlar yitirilirken ve sebep teknik direktörken "istikrar" denilen şey neye yarar ki?
Fenerbahçe şu anda soruların birinci aşamasındakilere muhatap...
Sonraki aşamalardan Allah korusun.

cersen@milliyet.com.tr




SPOR
HELÂLSİNİZ: 0-1
Parreira hazır!..
Bu hesapta yoktu!
Kötü rastlantı
PAF maçında kemik sesleri
Kupayı istiyoruz
Periler 8'e kaldı: 64-78
Komşu'ya piyango: 1-2
Haber turu...
Resital
Cim Bom'a tatil yaradı
Sevinç ve hüzün
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Rıdvan DİLMEN
Resital
Bir teknik adam için, bir takım için inanılma...
Cemal ERSEN
Cim Bom'a tatil yaradı
Süper Lig'e verilen bir haftalık ara, aslında...
Halil ÖZER
Sevinç ve hüzün
Rakibin iddiası kalmamış, keyfine maç yapıyor...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet