Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 08 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hükümetin Kürtçe yayına yaklaşımı


Başbakan Erdoğan'ın "Kürt sorunu" söylemi ve Diyarbakır ziyareti beklenti ve soru işaretlerine yol açtı.
Başbakan'ın bu yaklaşımını destekleyen DEHAP ve DTH sözcüleri Leyla Zana ve arkadaşları "yeni adımlar" beklerken, PKK/KONGRA-GEL de "bir aylık eylemsizlik" kararıyla, sürece "muhatap" konum almaya çalıştı.
Erdoğan'ın Diyarbakır gezisi sonrasında toplanan Milli Güvenlik Kurulu'nun yayımladığı bildiriyle altı çizilen anayasal çerçeve, beklentiye giren kesimlerin tepkisine neden olurken, eylemlerin artması, Gemlik mitingi girişimi, batıda linç girişimleri, Güneydoğu'da asker ve polise saldırı, yürüyüş ve gösteriler gerginliği artırdı. Bir Türk-Kürt çatışması tehlikesi belirdi. Liderler sağduyu çağrıları yapmaya başladılar.

Beklenti nedir?
"Kürt sorunu ve demokratik çözüm" söylemini kullanan PKK ile siyasi alandaki yandaş partiler ve kesimlerin, bu söylemden kasıtları, Türkiye'nin yeni bir anayasa yapması, yeniden kurulması ve yeni yapıda Kürtlerin "iki kurucu ulustan biri olarak" yer alması.
Bu Abdullah Öcalan'ın İmralı'da çizdiği bir politikadır. Savunmalarının esasını da bu oluşturur.
İmralı'da geliştirdiği tezlerinin özü budur.
Bu nedenle de PKK ve o çizgideki parti ve yandaşlarının Türkiye'deki çabalarının ulaşmak istedikleri asıl hedef bu olacaktır. Atılmasını istedikleri adımların da bu hedefe uygun olmasını istemektedirler.

Erdoğan ne yapacak?
Ancak Başbakan Erdoğan'ın ve hükümetin, "Kürt sorunu ve daha fazla demokrasi" derken, bu beklentiyi karşılayacak bir yaklaşım içinde oldukları ve olacakları elbette söylenemez.
O halde Başbakan Erdoğan'ın bu konuda atacağı adım nedir?
Anayasa'nın 3. maddesinde "ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlük" ilkesini "her sorun çözülecekse bu çerçevede çözülecektir" vurgusuyla çizilen sınır içinde Başbakan Erdoğan ne yapabilir?
Başbakan'ın çevresi ve hükümet kulislerine göre hükümetin atmayı düşündüğü adım, Kürtçe televizyon yayınını genişletmek. Özel televizyonlara yayın olanağı yaratmak. Tabi, yine yasa çerçevesinde ve RTÜK'ün denetimi altında. Başbakan Erdoğan'ın ve hükümetin siyasi kararı bu yönde.
RTÜK, Kürtçe yayın yapmak isteyen televizyonların başvurularını inceliyor.
Başbakan'ın yaklaşımı içinde atabileceği bir diğer adımın ise seçim yasasını değiştirmek yoluyla seçim barajını 100 milletvekili için düşürmek. 450 milletvekilinin yine yüzde 10 barajına göre seçilmesi, 100 milletvekili için ise baraj uygulanmaması. Böylece, DEHAP'ın ve diğer küçük partilerin TBMM'de temsiline olanak verilmesi. Bu konu henüz beyin jimnastiği aşamasında.

Kürtçe yayının gerekçesi
Başbakan Erdoğan ve hükümetin Kürtçe televizyon yayınını özel sektörde de yaşama geçirme düşüncesinin gerekçesini Güneydoğu'daki fiili durum oluşturuyor. Kürtçe yayının tümüyle serbest bırakılması halinde, yurtdışından yayın yapan PKK yandaşı televizyonların propaganda olanaklarının azalacağı düşünülüyor. Türkçe bilmeyen bölge halkının PKK'nın Kürtçe yayınlarını izlediği ve tek yönlü bilgilendirildiği vurgulanıyor. Hükümet, bir yandan Danimarka nezdindeki girişimleriyle buradan yayın yapan Roj TV'nin yasaklanmasını sağlamaya çalışırken, bir yandan da, Kürtçe televizyon yayınını süre ve kapsam olarak genişleterek, adım atmayı planlıyor. Hedef kitle ise öncelikle Türkçe bilmeyen anneler.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yargıda çekişme
ANAYASA Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki esk...
Çetin ALTAN
Yürü yavrum yürü, yürüteyim seni...
Önce enseyi karartmayın. Şayet dünyanın ve Tü...
Melih AŞIK
Ermeni konferansı
Türkiye Genç İşadamları Derneği, üyelerini Er...
Fikret BİLA
Hükümetin Kürtçe yayına yaklaşımı
Başbakan Erdoğan'ın "Kürt sorunu" söylemi ve ...
Hasan CEMAL
Galeyana gelmek!
Tahrik üzerineydi dünkü yazım. Tahriklere kap...
Yılmaz ÇETİNER
Atatürk niçin halife olmadı? Kendisi anlatıyor...
Bazı siyasi partilerin ön bahçelerinde, arka ...
Güneri CIVAOĞLU
Prens
Machiavelli, bütün zamanlar için geçerli siya...
Can DÜNDAR
Taşra diken üstünde...
Gazetelerde giderek az yer verilen, sıradanla...
Abbas GÜÇLÜ
OKS'de 3. yerleştirme olacak mı?
Anadolu liseleri, fen liseleri ve OKS ile öğr...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme durursa ne yapacağız? (2)
Ekonomide başlıca hedef büyümedir. Böylece re...
Doğan HEPER
Çalışmadan para alanlar
Ben doğru bildiğini söyleyen bir tipim.
Semih İDİZ
AB, Kıbrıs sorununda taraf olmuştur
Brüksel'de dün yapılan AB büyükelçileri topla...
Sami KOHEN
Ah, şu Chirac...
FRANSA Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a bozulan...
Hasan PULUR
'6-7 Eylül'ü biz de yaşadık... (2)
"6 Eylül"de başlayıp, "7 Eylül"de biten, ya d...
Derya SAZAK
'Apo sorunu'
Kürt sorununa barışçı çözüm konusunda devreye...
Meral TAMER
Karayalçın: 'Ah bir otobüsümüz olsa...'
SHP lideri Murat Karayalçın, eylül - haziran ...
Yaman TÖRÜNER
Türkiye'de yabancı bankalar
Ülkemizdeki yabancı bankaların sayısı ve yoğu...
Güngör URAS
Tarım ürünü katkılı yakıtlar: 'Bio-benzi' 'bio-dizel'
Tarım ürünlerinden elde edilen bir tür alkol,...
M. Ali BİRAND
Türkiye, AB'de 2-1 önde gidiyor
Belki çok basitleştireceğim, ancak herkesin ...

© 2005 Milliyet