Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 08 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Prens


Machiavelli, bütün zamanlar için geçerli siyasetin anahtarlarını, PRENS (İl Principe; 1513) adlı kitabında sunar. "Siyasi gücün elde edilmesi ve devam ettirilmesi" üzerine bir "tez"dir bu.
Pratik politikayı yeğleyerek etik standartlardan uzaklaştığı için eleştirilmiştir. Ancak, "başarılı yönetim" için -her devirde geçerli olan- akılcı çözümler önermiştir.
Ve en önemlisi... Bu yapıtın "iç karışıklıklarla dalgalanan İtalya yarımadasında siyasi birliği sağlamak yönünde pragmatik ama yurtsever bir girişim" olarak tanımlanmasıdır.
...................
Türkiye, böyle bir karışıklığın içine çekilme tezgâhı ile karşı karşıya.
PKK, intifada özentisi yöntemlerle Türkiye kentlerinde çatışmalar çıkarmakta.
Bu ülkenin sosyal dokusunu, çiçek bozuğu geçirmişçesine delik deşik yapmayı hedefliyor.
Onların karşısında "Kızılelmacılar" bu manzarayı fırsat görerek "linç" girişimleriyle sosyal dokuyu kundaklıyorlar.
Bu kanlı oyunun aktörlerine bir de "hilafetçi dinciler" katıldı.
Onlar da cami avlularında yakmaya başladıkları ateşleri Türkiye'ye yaymanın provalarını yaşıyorlar.
...................
Shakespeare, "Dünya büyük bir sahnedir" demişti.
Türkiye sahnesindeki bu oyuna ve aktörlerine bakarak...
1) "Parçalanma sendromu" tanıları değilse de kuşkuları yoğunlaşır.
2) 3 Ekim öncesi AB'deki Türkiye karşıtlarına "Bu belalı coğrafyayı mı içimize alacağız?" sorusunun gerekçesi verilmiş olur.
.....................
PRENS'in sayfalarından bazı satırlar yansıtalım... Belki yararlı olur.
Çünkü... Türkiye, "Soğukkanlı olalım... Aman oyuna gelmeyelim" sloganını döne döne tekrarlıyor.
Ama bu sürekli "savunma" oynamaktır. Oysa... Devlet "inisiyatifi" ele almalıdır.
Anımsayalım...
PKK'ya karşı dağlarda savaşın ilk yıllarında, güvenlik güçleri gündüz, eylem noktalarında takip yapar, gece, karakollarına, kışlalarına kapanırdı.
PKK kışın mağaralarına çekilir, ilkbaharla birlikte bütün yaz eylem koyardı. Güvenlik güçleri de, onları yakalamak için ilkbaharı beklerdi.
Ne zaman ki... Güvenlik güçleri eylemin konulmasını beklemeden gece-gündüz 24 saat bu eşkıyanın peşine düştü ve kışın en zorlu koşullarında dağların doruklarında PKK'nın tepesine bindi, işte kırsalda o zaman üstünlük devletin eline geçmişti.
Şimdi kentlerde stratejik savaşım eksikliği seziliyor.
Kentleri karıştırmak isteyen PKK'lısı, Kızılelmacısı, dincisi inisiyatif almış durumda.
Bu roller taraf değiştirmeli. Devlet, "proaktif" olmalı.
İstihbaratıyla, önceden güvenlik önlemleriyle, potansiyel girişimleri bertaraf etmesiyle devlet egemenliğini vurgulamalı.
...................
İşte PRENS'ten o günün söylemiyle öğütler...
"Korku yerine sevgi uyandırmak mı... Yoksa sevgi yerine korku uyandırmak mı?" Machiavelli bu sorudan sonra "Belki her ikisini de" cevabını veriyor ama ekliyor:
"Sevgi ve korku nadiren birlikte bulunacağı için, birini seçmemiz gerekirse, korku yaratmak, sevgi uyandırmaktan çok daha güvenlidir."
Ve uyarıyor:
"Yine de bir prens, korku uyandırırken öyle bir davranmalıdır ki, sevgi kazanmasa bile nefretten kaçınabilsin.......... Çünkü... Korku yaratıldığı halde nefret uyandırılmayabilir."
....................
"Prens", burada "devlet" yerine kullanılmıştır.
"Sevgi", demokrasinin kurallar dışına çıkan ve sistemin temel yapısını, bütünlüğünü tehdit eden odaklara karşı, sessiz ve sanki çaresiz... Egemenlik zırhı delinmiş devlet yönetiminde "abartılmış hoşgörü" diye çevrilebilir.
"Korku", hukuk devletinin "caydırıcı ve yaptırıcı" gücüdür.
Önemli olan, Machiavelli'nin söylemiyle, "çok yumuşak davranarak olayları gidişatlarına bırakan ve kan dökülmesine göz yuman" devlet yerine, kendi gücünü "proaktif" olarak vurgulamaktır, saygınlığını sürdürmektir... Ama asla "zalim" olmadan, kitlelerde "nefret" uyandırmadan...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yargıda çekişme
ANAYASA Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki esk...
Çetin ALTAN
Yürü yavrum yürü, yürüteyim seni...
Önce enseyi karartmayın. Şayet dünyanın ve Tü...
Melih AŞIK
Ermeni konferansı
Türkiye Genç İşadamları Derneği, üyelerini Er...
Fikret BİLA
Hükümetin Kürtçe yayına yaklaşımı
Başbakan Erdoğan'ın "Kürt sorunu" söylemi ve ...
Hasan CEMAL
Galeyana gelmek!
Tahrik üzerineydi dünkü yazım. Tahriklere kap...
Yılmaz ÇETİNER
Atatürk niçin halife olmadı? Kendisi anlatıyor...
Bazı siyasi partilerin ön bahçelerinde, arka ...
Güneri CIVAOĞLU
Prens
Machiavelli, bütün zamanlar için geçerli siya...
Can DÜNDAR
Taşra diken üstünde...
Gazetelerde giderek az yer verilen, sıradanla...
Abbas GÜÇLÜ
OKS'de 3. yerleştirme olacak mı?
Anadolu liseleri, fen liseleri ve OKS ile öğr...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme durursa ne yapacağız? (2)
Ekonomide başlıca hedef büyümedir. Böylece re...
Doğan HEPER
Çalışmadan para alanlar
Ben doğru bildiğini söyleyen bir tipim.
Semih İDİZ
AB, Kıbrıs sorununda taraf olmuştur
Brüksel'de dün yapılan AB büyükelçileri topla...
Sami KOHEN
Ah, şu Chirac...
FRANSA Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a bozulan...
Hasan PULUR
'6-7 Eylül'ü biz de yaşadık... (2)
"6 Eylül"de başlayıp, "7 Eylül"de biten, ya d...
Derya SAZAK
'Apo sorunu'
Kürt sorununa barışçı çözüm konusunda devreye...
Meral TAMER
Karayalçın: 'Ah bir otobüsümüz olsa...'
SHP lideri Murat Karayalçın, eylül - haziran ...
Yaman TÖRÜNER
Türkiye'de yabancı bankalar
Ülkemizdeki yabancı bankaların sayısı ve yoğu...
Güngör URAS
Tarım ürünü katkılı yakıtlar: 'Bio-benzi' 'bio-dizel'
Tarım ürünlerinden elde edilen bir tür alkol,...
M. Ali BİRAND
Türkiye, AB'de 2-1 önde gidiyor
Belki çok basitleştireceğim, ancak herkesin ...

© 2005 Milliyet