|
 |
|
|
Çalışmadan para alanlar
Ben doğru bildiğini söyleyen bir tipim.
Aydın Bey bu vasfım dolayısıyla bana "Potçu Doğan" der.
Yeni Kültür Bakanı Atilla Koç için yazacaklarım da bu açıdan ele alınmalı.
Yani ben, Devlet Tiyatroları için Bakan'ın yaptıklarını bir vatandaş olarak onaylıyorum, dersem bu, Bakan'ın her türlü icraatını tasvip ediyorum anlamı taşımaz.
* * *
BAKAN Koç ne yaptı?
Lemi Bilgin'i Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinden aldı.
Yerine Mine Acar'ı atadı.
Kıyamet bunun üzerine koptu.
Devlet Tiyatroları'ndan istifalar oldu.
Zaman gazetesi manşetten verdiği haberde şöyle dedi:
"Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'in, kurumu yaklaşık 1.3 trilyon lira zarara uğrattığı gerekçesiyle görevden alındığı ortaya çıktı. Teftiş Kurulu'nun hazırladığı raporu gören Cumhurbaşkanı Sezer de Bilgin'in görevden alınmasını isteyen kararnameyi bekletmeden imzaladı."
Bu konuda Cumhurbaşkanlığı'nın bir açıklaması olmadı.
Gazete, "Bakanlık eski Genel Müdür hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor" diyor. Öyleyse bu haberin doğruluğu veya yanlışlığı adliyede saptanacak demektir.
* * *
Bakan Atilla Koç'un ithamları var. İsim vermeden bazı sanatçıları suçluyor.
Peki akla önceki bakanlar gelmiyor mu? Onlar bu suçlama konularını bilmiyorlar mı idi? Bile bile sustularsa onlar da suçlu sayılmaz mı?
Bakan ithamlarını şöyle sürdürüyor:
"Bazı sanatçıların 6 yıldır sahneye çıkmadığını söylediğimde, bana 15 yıldır Devlet Tiyatroları'nda sahneye çıkmayanlar olduğu söylendi. Sahneye çıkmayıp, buna rağmen teşvik ikramiyeleri alanlar olduğunu anlattılar. Bu isimlerin çoğu tanınmış isimler. Ayrıca bunlar arasında dizilerden haftalık olarak 30 milyar lira alanlar da var. Gerçek bir olayı da söyleyeyim: Bizde 110 kilo ağırlığında olan bir balerin var. Ben ne yapayım? (Bu kişinin balerin değil balet olduğu anlaşıldı)."
* * *
Bakan'ın söyledikleri yenir yutulur gibi değil.
Gerçekten hiç sahneye çıkmadığı halde yıllardır devletten maaş alan sanatçılar var mı? Son yıl içinde sahneye çıkmayanların yüzde 35.75 oranında olduğu söylenmektedir. Ya diğer yıllar?
Bu gibiler varsa, yeni idare, daha doğrusu yeni Genel Müdür hiç gecikmeden bunları isim isim liste halinde derhal açıklamalı.
Kim yetkili ise, çalışmadan devletten para alanların işine hemen son vermeli, bugüne kadar verilen paraları onlardan geri almalı...
Devlet Tiyatrosu sanatçılarının dokunulmazlığı varmış izlenimi silinmeli.
Bu, işi hakkıyla yapanların yararına da olacak.
Ayaklarıyla oynayanlar
Bodrum'da en önemli sorun ne şu, ne bu...
Bana göre Bodrum'da en önemli sorun bazı esnafın çıplak ayaklarını kucaklarına alıp, parmaklarıyla oynaması. Yerli yabancı turistler önlerinden akarken dahi bunların bu iğrençliğe devam etmeleri... Bodrum'da hava sıcak, ama ne yapalım, kurunun yanın da yaş da yanar. Esnafa hiç olmazsa "spor çorabı" mecburiyeti getirilemez mi?
6-7 EYLÜL
Ben o günü yaşadım
6-7 Eylül'ü ben de yaşadım. Çocukluktan gençliğe geçiş yaşındaydım. Önce bizim işkembeci Vangel'in önüne geldik. Dükkânı yerle bir edilmişti. O yıkıntıların önünde oturuyordu, başı iki elinin arasında, rengi sapsarıydı, o dev gibi adam adeta küçülmüştü.
Bugün gibi hatırlıyorum. Biri bağırıyordu: "O da gâvurdur, onun dükkânı şurada, haydi ben göstereyim..." Bu adam rakip dükkânın sahibiydi.
Sonra Kumkapı'ya geldik. Orada bir kilisenin çanı sökülüyordu. Çan güçlükle yerinden çıkarıldı. Caddeye atıldığı zaman büyük bir alkış koptu.
Beyoğlu'na çıktık. Tahrip edilmeyen dükkân kalmamış gibiydi. Yerler mallarla doluydu. Adım atarken bu mallar nedeniyle zorluk çekiyorduk.
Bir top kumaş bir kişi tarafından açılıyor. Diğer bir kişi elindeki bıçakla bu top kumaşı ikiye bölüyordu, yani yırtıp parçalıyordu.
Geç saatte Galata Köprüsü'nden dönüşe geçtik.
Köprü üstünde biri hem akordeon çalıyor, hem hızlı hızlı yürüyor. Çaldığı bizim bildiğimiz bir parça değil. Adam giyimi kuşamı ile hiç müzisyene benzemiyor. Belli ki akordeonu tahrip edilen bir vitrinden almış, götürüyor. Ve çaldığı anlaşılmasın diye sözde çalıyor.
Polis köprü üzerinde tedbir almış. Akordeonlu adam da köprü altına benzerlerinin yanına alınıyor.
Vangel'e çok acımıştım. Bulgar asıllıydı. Bir torunu Vasil bizim okulda okudu. Doktor oldu. Bir torunu dükkânda çalışıyordu.
Ben çocukken hasta oldukça onun çorbasından içer, iyileşirdim...
BÖLÜNÜYORUZ
Boş lafı bırakın
Geçen hafta bu köşenin başlığı "Sıra Güneydoğu'ya geldi" idi.
Doğru tahmin etmişim. Hafta içindeki olaylar o başlığımızı maalesef doğruladı. Hem sokak çatışmaları doğruladı, hem salon çalışmaları. Önceki gün Ankara'daki Sürmeli Otel'de bir araya gelen, kendilerine "Kürt grupları" adını verenlerin çoğu, Kürtlerin bağımsız devlet kurup Türkiye'den ayrılmasını aleni istemediler mi?
3 Ekim'in arifesinde bölünme isteği ilginç değil mi? Bu yoksa AB'ye mesaj mı?
Oysa Kürt kökenlilerle kimsenin sorunu yok.
Onlar da bu ülkenin asıl vatandaşı. Herkes gibi.
Onlar da bunu biliyorlar.
Geri kalmışlıkta Güneydoğu, Kastamonu'dan, Zonguldak'tan, Çorum'dan farklı değil. Hatta birçok Güneydoğu ilimiz yaşanır olma bakımından Orta Anadolu'daki bazı illerden çok daha iyi. Bunu gezip gördüm, imrendim.
Yine de bu köşede ilk kez "Güneydoğu vergisi" ortaya atıldı. Ekonomik canlanma bir an önce, hızla sağlansın diye.
Öyleyse istenen ne? Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın demek istediği gibi, bazı çocuklarımıza "Filistin metodu"nun kullandırılması neye yarar? Burası o çocukların ülkesi değil mi? Muhalefetse demokrasilerde meşru partilerle yapılır. Taşla değil.
Taşlı muhalefeti kimden gelirse gelsin onaylamak mümkün değil ki...
Türkiye'yi bölmeye kimsenin gücünün yetmediğine ve yetmeyeceğine göre, bunu bilerek hareket etmek yetmiş milyonun yararına değil mi?
dheper@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Yargıda çekişme ANAYASA Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki esk... | |  | Çetin ALTAN | | Yürü yavrum yürü, yürüteyim seni... Önce enseyi karartmayın. Şayet dünyanın ve Tü... | |  | Melih AŞIK | | Ermeni konferansı Türkiye Genç İşadamları Derneği, üyelerini Er... | |  | Fikret BİLA | | Hükümetin Kürtçe yayına yaklaşımı Başbakan Erdoğan'ın "Kürt sorunu" söylemi ve ... | |  | Hasan CEMAL | | Galeyana gelmek! Tahrik üzerineydi dünkü yazım. Tahriklere kap... | |  | Yılmaz ÇETİNER | | Atatürk niçin halife olmadı? Kendisi anlatıyor... Bazı siyasi partilerin ön bahçelerinde, arka ... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Prens Machiavelli, bütün zamanlar için geçerli siya... | |  | Can DÜNDAR | | Taşra diken üstünde... Gazetelerde giderek az yer verilen, sıradanla... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | OKS'de 3. yerleştirme olacak mı? Anadolu liseleri, fen liseleri ve OKS ile öğr... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Büyüme durursa ne yapacağız? (2) Ekonomide başlıca hedef büyümedir. Böylece re... | |  | Doğan HEPER | | Çalışmadan para alanlar Ben doğru bildiğini söyleyen bir tipim. | |  | Semih İDİZ | | AB, Kıbrıs sorununda taraf olmuştur Brüksel'de dün yapılan AB büyükelçileri topla... | |  | Sami KOHEN | | Ah, şu Chirac... FRANSA Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a bozulan... | |  | Hasan PULUR | | '6-7 Eylül'ü biz de yaşadık... (2) "6 Eylül"de başlayıp, "7 Eylül"de biten, ya d... | |  | Derya SAZAK | | 'Apo sorunu' Kürt sorununa barışçı çözüm konusunda devreye... | |  | Meral TAMER | | Karayalçın: 'Ah bir otobüsümüz olsa...' SHP lideri Murat Karayalçın, eylül - haziran ... | |  | Yaman TÖRÜNER | | Türkiye'de yabancı bankalar Ülkemizdeki yabancı bankaların sayısı ve yoğu... | |  | Güngör URAS | | Tarım ürünü katkılı yakıtlar: 'Bio-benzi' 'bio-dizel' Tarım ürünlerinden elde edilen bir tür alkol,... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Türkiye, AB'de 2-1 önde gidiyor Belki çok basitleştireceğim, ancak herkesin ... | |
|
|