Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 08 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB, Kıbrıs sorununda taraf olmuştur


Brüksel'de dün yapılan AB büyükelçileri toplantısından çıkan sonucun ayrıntılarını önümüzdeki günlerde çeşitli kaynaklardan öğreneceğiz.
Ancak Türkiye'nin, imzaladığı "Kıbrıs Protokolü"ne ek olarak yayımladığı deklarasyona yanıt olarak AB'nin ortaya çıkaracağı "karşı deklarasyonun" ana hatları hemen hemen belli olmuştur.
Basında çıkan taslaktan da anlaşılacağı gibi, metinde Türkiye'nin midesini bulandıracak hususlar var. Buna rağmen, AB'nin 3 Ekim randevusunu engelleyecek bir yaklaşım içinde olmadığı da görülüyor.
Fakat, müzakerelerin başlamasıyla bazı üyelerin Türkiye'nin başını Kıbrıs konusunda epeyce ağrıtmaya hazır oldukları da anlaşılıyor.
Bunu tabii ki kendi çıkarları uğruna yapacaklar. Yani, "Kıbrıs'ta bir an evvel adil bir çözüme varılsın" şeklinde bir düşünce burada ön planda değil. Bu ise, AB'nin lokomotifi olma özelliğini taşıyan ülkelerdeki vizyonsuzluğu ortaya koyuyor. Zira, Kıbrıs'ta bir an evvel bir çözüme varılamamasının, aslında AB'nin başını ağrıtacağını düşünen yok gibi.

Vizyonsuz ülke
Bu vizyonsuz ülkelerin arasında, aynı zamanda Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinden olan Fransa'nın bulunması ise düşündürücüdür. Bu kadar önemli konumda olan bir ülkenin küçük siyasi hesapların peşine düşmüş olmasının anlaşılması gerçekten zor.
Özetlemek gerekiyorsa, Kıbrıs sorununun ayrıntılarını bilmesine karşın bu sorunu kendi çıkarı için istismar eden Fransa, adada bir çözüme ulaşılmasını ne kadar zorlaştırdığını düşünme ihtiyacını nedense duymuyor.
Fransa gibi ülkelerin, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün nedeni olduklarını bir referandumla tescil etmiş olan Rumları cesaretlendiriyor olmalarından daha önce söz etmiştik. Ancak, işi çok daha karmaşık bir noktaya getiren vahim bir durum söz konusu burada.

AB tarafsız değil
AB, özellikle son aylarda ortaya koyduğu tavır ile, Kıbrıs sorununda resmen taraf olmuştur. Çabalarını ise, Kıbrıs sorununu çözmek için değil, Türkiye'ye Kıbrıs konusunda kendi arzularını kabul ettirmek için harcar duruma gelmiştir. AB'nin bu arzularının Kıbrıs Rum arzularıyla örtüştüğü ise gözden kaçmamaktadır.
Kısacası Türkiye'nin, BM Genel Sekreteri tarafından başlatılacak olan yeni bir Kıbrıs egzersizinde AB'yi "tarafsız bir oyuncu" olarak kabul etme olanağı kalmamıştır. Nedeni ise malum: Kıbrıslı Türkler, çözüm için doğru olanı yapmalarına rağmen AB tarafından cezalandırılırlarken, Rumlar yanlış olanı yaptıkları için ödüllendirilmeye devam ediyorlar.
Evet, doğrudur, AB'nin bu tavrını 'rezillik' gibi sert ifadelerle kınayan önemli Avrupalı politikacılar var. Ancak, onların sözlerinin havada kaldığını görüyoruz. Çünkü günün sonunda, AB'nin Kıbrıs sorununa yaklaşımı genelde Rumlardan yana oluyor.

Çözüm Annan Planı
Öte yandan bu durum, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda adil bir çözüm için çabalarını sürdürmekten vazgeçmesini de gerektirmez.
Kıbrıs sorununun görüşüldüğü yer BM'dir. Bunu AB'nin tüm ilgili belgeleri de aslında teyit etmektedir. Ankara, 3 Ekim sonrasında Kıbrıs sorununu engel olarak karşımıza çıkaracak olan AB üyelerine bu hususu sürekli olarak hatırlatmak zorunda kalacaktır.
Bu arada şu anda ölü görünen Annan Planı da Türkiye açısından önemli bir can simidi özelliğini korumaya devam edecektir. Zira çözümün formülü beş aşağı iki yukarı o planda mevcuttur.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Yargıda çekişme
ANAYASA Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki esk...
Çetin ALTAN
Yürü yavrum yürü, yürüteyim seni...
Önce enseyi karartmayın. Şayet dünyanın ve Tü...
Melih AŞIK
Ermeni konferansı
Türkiye Genç İşadamları Derneği, üyelerini Er...
Fikret BİLA
Hükümetin Kürtçe yayına yaklaşımı
Başbakan Erdoğan'ın "Kürt sorunu" söylemi ve ...
Hasan CEMAL
Galeyana gelmek!
Tahrik üzerineydi dünkü yazım. Tahriklere kap...
Yılmaz ÇETİNER
Atatürk niçin halife olmadı? Kendisi anlatıyor...
Bazı siyasi partilerin ön bahçelerinde, arka ...
Güneri CIVAOĞLU
Prens
Machiavelli, bütün zamanlar için geçerli siya...
Can DÜNDAR
Taşra diken üstünde...
Gazetelerde giderek az yer verilen, sıradanla...
Abbas GÜÇLÜ
OKS'de 3. yerleştirme olacak mı?
Anadolu liseleri, fen liseleri ve OKS ile öğr...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme durursa ne yapacağız? (2)
Ekonomide başlıca hedef büyümedir. Böylece re...
Doğan HEPER
Çalışmadan para alanlar
Ben doğru bildiğini söyleyen bir tipim.
Semih İDİZ
AB, Kıbrıs sorununda taraf olmuştur
Brüksel'de dün yapılan AB büyükelçileri topla...
Sami KOHEN
Ah, şu Chirac...
FRANSA Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a bozulan...
Hasan PULUR
'6-7 Eylül'ü biz de yaşadık... (2)
"6 Eylül"de başlayıp, "7 Eylül"de biten, ya d...
Derya SAZAK
'Apo sorunu'
Kürt sorununa barışçı çözüm konusunda devreye...
Meral TAMER
Karayalçın: 'Ah bir otobüsümüz olsa...'
SHP lideri Murat Karayalçın, eylül - haziran ...
Yaman TÖRÜNER
Türkiye'de yabancı bankalar
Ülkemizdeki yabancı bankaların sayısı ve yoğu...
Güngör URAS
Tarım ürünü katkılı yakıtlar: 'Bio-benzi' 'bio-dizel'
Tarım ürünlerinden elde edilen bir tür alkol,...
M. Ali BİRAND
Türkiye, AB'de 2-1 önde gidiyor
Belki çok basitleştireceğim, ancak herkesin ...

© 2005 Milliyet