Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 08 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Türkiye, AB'de 2-1 önde gidiyor


Belki çok basitleştireceğim, ancak herkesin kafası öylesine karışık, ne olup bittiği konusunda öylesine bir belirsizlik var ki, durumu anlatabilmek için böylesine basitleştirmekten başka çarem yok.
Brüksel'de, bir yandan 25 AB üyesi ülke arasında, öte yandan da Türkiye ile 25'ler arasında tam bir çarşı pazarlığı yapılıyor. Karşılıklı cümleler gidip geliyor. Kelimeler üzerinde dans ediliyor.
3 nokta tartışılıyor.

1. KIBRIS'IN TANINMASI:
Fransa daha öncelerde, Türkiye'nin 3 Ekim müzakerelerine oturmadan önce Kıbrıs'ı resmen tanıması veya tanıma niyetinde olduğunu belirtme koşulunu öne sürüyordu. Sonra geri adım attı ve bu defa " müzakereler sürecinde Kıbrıs'ı tanıma niyetini ortaya koyması" için çaba harcar oldu.
Türkiye'nin tutumu ise çok net: BM çerçevesinde bir çözüm bulunsun, o zaman tanırım.
Brüksel'deki genel hava, Türkiye'yi tatmin edecek bir şekilde gelişiyor. Ankara istediğini alacak gibi görünüyor.

2. RUM GEMİLERİNE LİMANLARI AÇMAK:
Bu konuda, Türkiye sıkışmış durumda. AB komisyonu hukuk servislerinin hazırladıkları bir inceleme çok açık. Limanların açılması, Gümrük Birliğinin (GB) gereği. GB'yi kabul ediyorsanız, limanlarınıza gelecek malı taşıyan üye ülke gemilerine itiraz edemiyorsunuz.
Aslında, Türkiye de hukuki durumunun sağlam olmadığının farkında, ancak biraz süre istiyor. Ayrıca, bu mekanizmanın sadece tam üyeler arasında işlediğine dikkat çekip, sorunun müzakere sürecine bırakılmasını istiyor.
Bu konuda Rumlar kesin bir takvim istiyorlar. Örneğin, Türkiye'nin 2006 sonuna kadar veya belirli bir süre içinde limanlarını açmasını, aksi halde müzakelerin askıya alınmasını istiyor. Fransa'da destek veriyor. İngiltere, bir orta yol formülü bulmaya çalışıyor.
Brüksel'deki hava Türkiye lehine değil.
Genel eğilim, Türkiye'ye limanlarını müzakereler süresinde -kesin bir takvime bağlamadan- açmasını sağlamak. AB, limanların açılmasının tanıma anlamına gelmediği, sadece hukuki bir yükümlülüğün yerine getirilmesi olduğu inancında.

3. ÖZEL STATÜ İHTİMALİ AZALIYOR:
Yani, Türkiye gol yiyecek gibi görülüyor (!)
Türkiye'nin tüylerini diken diken eden en önemli madde, ÖZEL STATÜ seçeneğinin açık ve net şekilde, Müzakere Çerçevesi Belgesine yazılması.
Bu konuda da, Türkiye'nin durumu iyi. Zira, Özel Statü için ısrar eden tek ülke Avusturya idi. Onlarda havlu attılar. Açıkça da söylediler. Şu sırada 25'ler arasında hiçbir ülke'nin ısrarı yok.
Geriye sadece Merkel kalıyor. Onunda, bu çoğunluk karşısında ısrarcı olmayacağı bildiriliyor.
Özetle, Türkiye şu anda 2-1 önde. Ancak ikinci devrede neler olacağını kimse kestiremez. Her an gol yenebilir.

* * *

PKK'NIN YENİ STRATEJİSİ RİSKLİ
PKK'nın yeni stratejisi yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor.
"Sivil İtaatsizlik" diye adlandırılan bu yaklaşım, terör olaylarını göreceli şekilde azaltmayı, buna karşılık sokak gösterileriyle sesini duyurmayı amaçlıyor.
Asker-Sivil öldürülerin bir yere varamayacaklarını artık onlar da gördüler. Terör yaptıkları sürece, Uluslararası desteklerini de kaybediyorlar. Çıkışı olmayan bir yol.
Ancak yeni stratejinin de önemli riskleri var. Zira dikkat edecek olursanız, her atılan adım, her gösteri beraberinde sert tepkileri de getiriyor.
Milliyetçi hislerle oynamaya başlamak çok tehlikelidir. Tırmanma birgün öyle bir noktaya ulaşır ki, durduramazsınız. İşte o zaman tam bir çatışmaya dönüşür.
Çoluk çucuk otobüslere bindirilip götürülür, gösteri yaptırılırken çıkabilecek olaylar hiç düşünülmez mi? Eğer düşünülüyor ise, o zaman olay çıkması insanların ölmesi isteniyor, demektir.
PKK, hem kendini hem de Öcalan'ı kurtarmak için böyle bir strateji seçtiyse, çok risk alıyor. Bu eylemlerin sonu hiç iyi değil. Ne kadar "Tahrik olmayalım. Soğukkanlı davranalım" diye bağırırsak bağıralım, bu gidiş asıl PKK'ya zarar verecek, bu arada da ülke yıpranacaktır.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Yargıda çekişme
ANAYASA Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki esk...
Çetin ALTAN
Yürü yavrum yürü, yürüteyim seni...
Önce enseyi karartmayın. Şayet dünyanın ve Tü...
Melih AŞIK
Ermeni konferansı
Türkiye Genç İşadamları Derneği, üyelerini Er...
Fikret BİLA
Hükümetin Kürtçe yayına yaklaşımı
Başbakan Erdoğan'ın "Kürt sorunu" söylemi ve ...
Hasan CEMAL
Galeyana gelmek!
Tahrik üzerineydi dünkü yazım. Tahriklere kap...
Yılmaz ÇETİNER
Atatürk niçin halife olmadı? Kendisi anlatıyor...
Bazı siyasi partilerin ön bahçelerinde, arka ...
Güneri CIVAOĞLU
Prens
Machiavelli, bütün zamanlar için geçerli siya...
Can DÜNDAR
Taşra diken üstünde...
Gazetelerde giderek az yer verilen, sıradanla...
Abbas GÜÇLÜ
OKS'de 3. yerleştirme olacak mı?
Anadolu liseleri, fen liseleri ve OKS ile öğr...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme durursa ne yapacağız? (2)
Ekonomide başlıca hedef büyümedir. Böylece re...
Doğan HEPER
Çalışmadan para alanlar
Ben doğru bildiğini söyleyen bir tipim.
Semih İDİZ
AB, Kıbrıs sorununda taraf olmuştur
Brüksel'de dün yapılan AB büyükelçileri topla...
Sami KOHEN
Ah, şu Chirac...
FRANSA Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a bozulan...
Hasan PULUR
'6-7 Eylül'ü biz de yaşadık... (2)
"6 Eylül"de başlayıp, "7 Eylül"de biten, ya d...
Derya SAZAK
'Apo sorunu'
Kürt sorununa barışçı çözüm konusunda devreye...
Meral TAMER
Karayalçın: 'Ah bir otobüsümüz olsa...'
SHP lideri Murat Karayalçın, eylül - haziran ...
Yaman TÖRÜNER
Türkiye'de yabancı bankalar
Ülkemizdeki yabancı bankaların sayısı ve yoğu...
Güngör URAS
Tarım ürünü katkılı yakıtlar: 'Bio-benzi' 'bio-dizel'
Tarım ürünlerinden elde edilen bir tür alkol,...
M. Ali BİRAND
Türkiye, AB'de 2-1 önde gidiyor
Belki çok basitleştireceğim, ancak herkesin ...

© 2005 Milliyet