|
 |
|
|
Eylül bu, zor ay
Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri
İnce filtreler ve sağlam kalkanlar lazım herkese. Dünya hali, ülke hali bunu gerektiriyor. Üzüntüleri iyice süzecek, azını içeri alacaksın, kötülükleri olduğu gibi geri püskürteceksin.
Gerekirse görmeyeceksin, duymamazlıktan geleceksin, kafanı bulandırmadan durumu idare edeceksin. Aksi büyük bir macera çünkü.
Kolay şeylere açık olmalı beynin. Masalları savaş hikayelerine tercih etmelisin. İyi vakit geçirmeye bakmalısın. Bulandıran, burkan, hırpalayan ne varsa es geçmelisin.
* * *
Sokak çocuklarıyla, uyuşturucu tuzağına düşmüş gençlerle, Afrika'daki ölümlerle falan üzmemelisin kendini. Uzaklardaki trajediler oraların, onların kaderi! Yakınındaki komiklikleri görmelisin. Hayat kısa. Felsefe değil geyik yapmalısın.
Kaygılanmamak için, bilmemelisin. Bilmemek için, hayatın anlamını merak etmemelisin mesela. Kendine zor sorular sormamalısın. Doğruyu, gerçeği fazla kurcalamamalısın. Yetinmelisin. Fazla da itiraz etmemelisin.
* * *
Büyük felaketleri hafif geçebilmelisin, küçük kötülüklere de alışmalısın artık. Hesap sormayı, suçluyu bulmayı falan da kafaya takmamalısın. Canını sıkmamalısın. Aksi deli edebilir insanı.
Bak 17 Ağustos felaketi nasıl da soluklaşmaya başladı hafızalarda. Unutuyoruz, unutmak işimize geliyor. Vay gidene tabii yine. Sorumlular, ihmali olanlar hala uykusuz kalıyorlar mı acaba? Yoksa depremde miydi bütün suç? Kader miydi? Kaçı psikoloğa gitmiştir o ihmalkarların? Kaçı hala görevinin başında imzalar atmakta? Pişkin pişkin yaşamakta.
* * *
3 Eylül'e gel. Beslan'ı hatırlamıyorsun bile, öyle değil mi? Aradan kocaman bir yıl geçmiş tabii. Orada öldürülen 180'i çocuk, üçyüz küsur insan bir başka uzak acı. O annelerin acısını ne dindirebilir ki? Hayat umursamazca devam ederken. Vakit darlığı, fırsat yokluğu, günün şartları iyi mazeretler bu zamanda. Ya Beslan'ın sorumluları? Her zamanki gibi sonuçsuz soruşturmalar tiyatrosu tabii.
* * *
6-7 Eylül olaylarına ne diyorsun peki? Elli yıldır hesaplaşamadığımız. Üç Rumun öldüğü ve nice dükkanın yağmalandığı bu olaylardaki suçluların çocukları hangi işlerde çalışıyorlar bugün acaba? Nasıl da basmışlar ama düğmeye. Nasıl da hazırlamışlar ortamı! Bu "düğmeye basma" işi de iyice popüler oldu son zamanlarda. Tamam tamam boşver, bizi aşan şeyler bunlar.
* * *
11 Eylül'e, İkiz Kulelere o zaman nasıl baktın, şimdi nasıl bakıyorsun?
Senaryo bol, soruşturma derin ama yine sonuç yok.
Sen yine bilmen gereken kadarını biliyorsun. Sebep sonuç ilişkileri arapsaçı. İhmali olanlar yeniden seçimi kazandı ya, ötesi var mı?
* * *
Ya bizim 12 Eylül'ümüz? Yirmibeş yıl sonra bile gölgesi hala üzerimizde. Nedense bir türlü tartışılamayan, bir türlü hesaplaşılamayan karanlık bir dönem. Yazılması az, çizilmesi az, çekilmesi az.
Yıldönümlerinde sessiz bir matem havası. Mağdurlar bile diyeceğini demeyince unutmak en iyisi galiba. Hiç olmamış gibi. Sorumlular mı? Hadisene!
* * *
Filtrelerin ve kalkanların iyi çalışmalı bugünün dünyasında. Özellikle de Eylül'ün ilk yarısında kafanı kuma gömebilmelisin. Büyük felaketlerin yıldönümlerinde küçük işlerle meşgul olabilmelisin. Keyfin fena halde kaçabilir yoksa!
Gerçi böyle yapa yapa keyfin bugün kaçmasa yarın kaçacak ama hadi neyse!
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|