Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Eylül 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yetmedi mi?

Göreve "getirilmelerinin" üzerinden henüz bir yıl bile geçmedi.
Bu kısacık sürede 17 yıllık çabayı ve emeği yıkıp, halterin itibarını dibe vurdurdular.
2004 Atina Olimpiyatı'nda zirve yapan Türk halteri, şimdilerde can çekişiyor.
Son skandalı Tayfun Bayındır yazdı. Dünya şampiyonası hazırlık kampındaki üç milli halterci WADA'nın (Dünya Anti Doping Ajansı) doping kontrolünden sıyrılmaya çalışmış ama bu kez yakayı ele vermişlerdi.
Yani ha kontrolden kaçmışlar, ha dopingli yakalanmışlar, ama Türk halterinin başına büyük iş açmışlardı.
Beceriksizliğe, acemiliğe, işbilmezliğe bakın!
Bu sporcuların biri olimpiyat, diğeri dünya şampiyonu. Öteki de olimpiyat üçüncüsü.
Milli Takım antrenörleri ve kamp sorumluları ise yılların deneyimi, bu işin uzmanı dahiler!
Ama özürleri kabahatlerinden büyük...
Doping kontrolünden kaçan sporcuların resimlerini WADA yetkililerine veren iç düşmanları hainlikle suçlayıp, kendilerini aklamaya çalışmaları var ya...
Tam bir rezillik.
İki ay önce Halil Mutlu'nun dopingli yakalanmasından sonra bir yazımızda, Halter Federasyonu'yla ilgili şu ifadeleri kullanmıştık.
"İcazetle göreve gelenler kısa sürede işleri yüzlerine bulaştırdı. Yeterli bilgi ve kapasiteye sahip olmayan insanlara görev verildi. Uluslararası federasyonla ilişkilerde tam bir beceriksizlik örneği sergilendi ve Mutlu olayı ile yara alan Türk halterini yakın gelecekte bekleyen büyük tehlikenin farkına varılamadı! Bir süre önce istifa kararından vazgeçirilen federasyon başkanı Hasan Akkuş'a bu kararı vermek zor geliyorsa, özerkliği tercih edin ve seçim yapın. Çünkü bu zihniyetin üç yıl içinde Türk halterine vereceği zararın neresinden dönülürse kârdır."
Hepsinin altını bir daha çiziyorum.
Bu federasyonun göreve gelmesine sempati ile bakan Gençlik ve Spor Genel Müdür Vekili sayın Mehmet Atalay'dan, şayet verdilerse istifalarını kabul etmesini ya da görevden el çektirmesini bekliyorum.
Hasan Akkuş, federasyon yönetmenin gereğini yerine getiremedi. Berbat bir ekiple yola çıktı, kısa sürede tökezledi. Akıl hocalarının geçmiş dönemle hesaplaşma çabaları, çıkar kavgaları ve ödül kapma yarışı, Akkuş'un iyi niyetli tavrını baltaladı.
Ve tüm bunlar yazık ki, halter sporunu bitme noktasına getirdi.

İçimizdeki hain!

Futbol Federasyonu Başkanı Levent Bıçakcı Galatasaraylı, vekili Hasan Doğan Beşiktaşlı. Diğer başkanvekili Şekip Mosturoğlu Fenerbahçeli. Disiplin Kurulu Başkanı Adnan Türkkan Beşiktaşlı, MHK Başkanı Ufuk Özerten ise Galatasaraylı...
Federasyonda üst düzey görevde bulunan bu yöneticilerin tümünde bulunması gereken ortak özellik, tarafsız olmaları ve öyle kalmaları.
O koltukta oturdukları sürece herhangi bir ayrıcalık yapma hakları yok.
Kimsenin de böyle bir ayrıcalığı talep etme hakkı olmadığı gibi.
Gelin görün ki Türkiye'nin üst düzey kulüplerinden birinin başkanı, verilen bir maçlık saha kapatma cezasından sonra Beşiktaşlı olduğunu söylediği disiplin kurulu başkanını "içimizdeki İrlandalı" diye nitelendiriyor. Daha anlaşılır şekliyle "İçimizdeki hain" demeye getiriyor.
Başkana göre Adnan Türkkan, o kurulda Beşiktaş'ın çıkarlarını savunacak, haksız olduğu durumlarda haklı gösterecek, suçluysa suçsuz ilan edecek.
Bak şu işe...
Yarın Bıçakcı Galatasaray'ın, Mosturoğlu Fenerbahçe'nin, Doğan Beşiktaş'ın haklarını aynı mantıkla yedirtmemeye kalkarsa, Türk futbolunun ne hallere düşeceğini kestirebiliyor musunuz?
O zaman, vah benim Diyarbakır'ıma, Ankara'ma, Rize'me, İzmir'ime, Adana'ma...
Üç büyük kulübün sahası kapanmayacak, futbolcusu ceza almayacak, seyircisi statlarda terör estirecek ama bu çirkinlikler karşılıksız kalacak.
Yok böyle bir düzen...
Yönetici olarak elbette kulübünüzün çıkarlarını savunacaksınız.
Ama önce, sorumlu olduğunuz kitleler ve insanları centilmenlik çizgisine çekecek, çağdaş bir profil yaratacaksınız ki, haklı olduğunuz konumda haksız pozisyona düşmeyesiniz.

Federasyonun ayıbı

Gökdeniz Karadeniz'in bahis skandalına karıştığını başta Futbol Federasyonu Başkanı Dr.Levent Bıçakcı bey olmak üzere olayın patlak verdiği günden bu yana bilmeyen yoktu.
Eldeki tüm bilgi ve belgeler milli futbolcunun bahis müptelası olduğunu kanıtlıyordu.
Olaya karışanların tümüne tedbir konurken Trabzonsporlu oyuncuya ayrıcalık yapılması, milli takım bahanesine sığınan federasyonun ayıbıydı.
Nihat'ın, Emre'nin, Tuncay'ın olmadığı bir takımda Gökdeniz'in eksikliği çok şey değiştirmezdi. Zaten 25 yaşındaki bu çocuğun ruh hali, Ay - Yıldızlı takıma katkı sağlamaya hiç müsait değildi. Öyle de oldu.
Ukrayna dönüşü Gökdeniz'in futbol yaşamı apar - topar ambargolandı. Pek çok kişi bu işe şaşırdı.
Ancak asıl şaşılması gereken, haftalar önce yapılması gereken bir işlemi tepki alırım korkusundan erteleyen federasyonun, temel ilkelerinden nasıl taviz verdiği olmalıydı...

Bülent'e göre tam zamanı

Galatasaray Kulübü izini başkentte bulabildiği (!) emektar kaptanı Bülent Korkmaz'ın bugünlerde gönlünü almaya çalışıyor.
Yönetimin önce Bülent'in 3 numaralı formasını müzede sergileme kararı, ardından aracılar vasıtasıyla yaptığı jübile teklifi, günah çıkarmanın masum bir şekli.
Bu iyi niyet girişimi, kaptanın kırılan yüreğini onarır mı, zaman gösterecek.
Benim inancım, Galatasaray camiasını yönetimlerin hatalı refleksleriyle değerlendirmeyecek kadar seven Bülent'in, yarım kalan işi er veya geç tamamlayacağı yolunda...
Uğradığı haksızlığa karşın gönülden bağlı olduğu bu kulüple ilgili olumsuz tek söz etmemesi de onun olgunluğuna yakışır bir davranış...
Tecrübeli oyuncu şimdilerde bambaşka bir heyecan içinde.
Bülent, futbol hayatını en azından bir sezon daha yurt dışında sürdürmeyi planlarken, Mesut Bakkal'ın "Gençlerbirliği'nde birlikte çalışalım" önerisini kabul ederek bir sürpriz gerçekleştirdi.
Yıllarca yardımcılığını yaptığı Ersun Yanal ile yollarını ayırmanın vakti geldiğine inanan Bakkal'ın ise ilk deneyiminde Bülent Korkmaz'ı yanında görmek istemesi, anlamlıydı.
Hafta içerisinde Gençlerbirliği antrenmanlarını izleme fırsatı buldum.
Bakkal - Korkmaz ikilisinin, birbirlerine ve yaptıkları işe duydukları saygının Kırmızı - Siyahlı futbolculara yansıması fark edilmeyecek gibi değildi. Yüzler gülmeye başlamış, keyifler yerine gelmişti.
Bugüne dek iyi polis rolünü üstlenen Mesut Bakkal'ın görevi yardımcısına devrederken bilgisini en verimli şekilde kullanmak için harcadığı çabaya tanık oldum. Bülent'in işini ne kadar severek yaptığını ve bundan ne büyük haz aldığını gördüm.
Bu ikilinin Gençlerbirliği'nde başarılı olması, Türk antrenörlüğü için çok önemli...
Cesur kararından dolayı İlhan Cavcav'a tebrikler.

cersen@milliyet.com.tr




SPOR
'Çirkin bir tezgâh'
Özdemir: Biz baskı yapmadık
Gerekeni yaptı
Bak şu kadere!
Huzur operasyonu
Devler ezdi, geçti: 96-74
Beklenen son
Halil'in isyanı!
Peri masalı bitti: 86-60
İlk finalist Pierce
Kupa heyecanı
Belçika'da F1 zamanı
Yetmedi mi?
Universiade ve madalyalar
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Cemal ERSEN
Yetmedi mi?
Göreve "getirilmelerinin" üzerinden henüz bir...
Yavuz KOCAÖMER
Universiade ve madalyalar
Izmir'de yapılan Universiade Oyunları'nda top...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet