Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 10 Eylül 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ense rengi...


Bunca toz duman arasından "yalın gerçekleri" görelim...
AB ile 3 Ekim öncesi iki sorun var:
1- Deklarasyon.
2- Çerçeve Belge.
...................
Önce birincisi...
Deklarasyon için bütün üyelerin katıldığı bir nihai metin oluşamadı. Fransızlar ve Rumlar, bu metne "Kıbrıs Rum kesiminin tüm adayı temsil eden Kıbrıs Devleti olarak Türkiye tarafından -bir süreç içinde- tanınmasını" öngören bir cümle sıkıştırmaya çalışıyorlar.
Diğer üyeler karşı tavırdalar.
Bir de Türkiye'nin onayladığı "Gümrük Birliği Protokolü" kapsamına "Rum gemilerinin ve Rum uçaklarının Türkiye limanlarına ve Türkiye havaalanlarına taşımacılık yapmasının alınması" için çabaları sürüyor.
Deklarasyon çıkmayabilir... Ya da belki... Türkiye'nin kabul edemeyeceği bir içerikle çıkabilir. Hâlâ bir anlaşma yok.
Ancak... Türkiye ve AB'nin deklarasyonları, Viyana Anlaşması'na göre tarafların "pozisyonlarını saklı tutmak" için tek taraflı beyan metinleridir. Karşı tarafı bağlamaz.
....................
İkinci sorun olan "Çerçeve Belge"ye gelince... Bu konuda henüz "hareketlenme" yok. Yani... İlk taslak metinde bir değişiklik yapılmadı. Gene de Fransa, Avusturya ve Rumlar bir şeyler sokuşturmak isteyeceklerdir. Örneğin... "Tam üyelik" hedefine alternatif olarak "imtiyazlı ortaklık" gibi bir ifade...
Fakat... Bu da hayli zayıf olasılık...
.....................
Fransa'nın Türkiye'ye karşı olumsuz tavrı, 25-26 Eylül'e kadar sürecektir.
Çünkü... 23-24 Eylül'de iktidardaki UMP'nin Avrupa Kurultayı var.
Bütün Avrupa sorunları burada tartışılacak. Henüz 100 günlük başbakan olmasına rağmen Dominique de Villepin, daha şimdiden cumhurbaşkanlığı için partinin başkanı ve İçişleri Bakanı Sarkozy'ye karşı adaylık şansını neredeyse eşitledi.
Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olmak politikasını, Sarkozy'nin tekelinde bırakmak istemiyor.
23-24 Eylül Avrupa Kurultayı'nda Türkiye'nin üyeliğine karşı söylemler tavan yapacaktır. O güne kadar D. de Villepin "siyasetçi", 24 Eylül'den sonra 3 Ekim'e kadar geçecek süre içinde ise -büyük olasılıkla- gerçeklerin bilincinde "devlet adamı" olacaktır. 3 Ekim için Türkiye'nin önünü tıkamayacaktır.
Zaten Villepin de, Sarkozy de Türkiye'ye karşı tavırlarında kendi ülkelerinde ve Avrupa'da medya desteği bulamadılar.
......................
Bir örnek... Son zamanlarda Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini destekleyen en akılcı yazılardan biri, 31 Ağustos'ta Le Figaro'da Alexandre Adler imzasıyla yayımlandı. İşte ciddi bir analizden sonra Türkiye'nin AB'ye tam üyelik müzakerelerine başlamamasının kıtada kriz yaratacağı yolundaki satırlar...
"Ağır bir krizin yaşanması ve Avrupa'nın verdiği sözü inkâr etmesi halinde, iki yönlü bir olguyla karşı karşıya kalacağız; bir yandan İslamcı kesimlerde Avrupa'nın reddi... Öte yandan siyasi ve askeri boyutlarda Türkiye'nin ABD ile alternatif bir yakınlaşması...
ABD, Türkiye'yi, Avustralya için geçerli olduğu gibi kendi Gümrük Birliği ALENA'ya dahil edebilir.
Bu durumda, Türkiye, 65 milyon nüfusu, hızlı ekonomik büyümesi ile şirketlerimize kapalı olacaktır.
Diğer Avrupa ulusları, önünde sonunda Türkiye ile tam üyelik görüşmelerinin başlatılması için dayatacaklardır. Fransa, AB'de bir krizi önleyebilmek için bu dayatmayı içine sindirecek ama artık hiçbir getiri sağlayamayacaktır....... Avrupa'nın, birincil müttefiki Türkiye ile ilişkilerini sağlamlaştırmak için zaman henüz geçmiş değildir."
Yani... Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin alternatifi, "imtiyazlı ortaklık" değil, "ABD ile ALENA'da üyelik" gibi yeni bir bakış getiriyor.
......................
Böyle satırların ötesinde, dün açıklanan son AB kamuoyu araştırması da Avrupa halklarının yarısından çoğunun "Türkiye'yi tam üye istediklerini" ortaya koymuş bulunmakta.
Enseyi karartmamak gerek.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
DİSK ve etnik çatışma
DİSK Genel Başkanı Sayın Süleyman Çelebi'yi t...
Çetin ALTAN
1929'da çıkan resmi "Halk" dergisi ve haberleri...
Öbür gün okullar açılıyor. Milli Eğitim Bakan...
Melih AŞIK
Baydemir raporu
Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, B...
Fikret BİLA
DİSK: Türk-Kürt çatışmasına alet olmayacağız
DİSK, 12 Eylül'ü protesto mitinglerinden çeki...
Hasan CEMAL
Bush'la Katrina!
Evet, biraz gecikmiş bir yazı. Bazen böyle ol...
Güneri CIVAOĞLU
Ense rengi...
Bunca toz duman arasından "yalın gerçekleri" ...
Can DÜNDAR
Bay Provokatör
Birkaç olayda görür gibi oldum "Bay Provokatö...
Abbas GÜÇLÜ
Öğretmenim
Pazartesi günü yeni öğretim yılı başlıyor. Ok...
Semih İDİZ
Mesele Türkiye değil, 40 yıllık bir kavga
İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, Ankar...
Sami KOHEN
Portakal acı çıktı!
DEMOKRASİYİ en çok tehdit eden faktörler nele...
Hasan PULUR
Dert arayanlar, dert yaratanlar...
ANLAŞILDI, biz dertsiz yaşayamayacağız; daha ...
Derya SAZAK
Vetolu yıllar
DİSK'in 12 Eylül'ün 25'inci yıldönümünde darb...
Meral TAMER
Eczacıbaşı: İşadamlarında resesyon paniği yok
İhracat 44 ay sonra temmuzda ilk kez % 4 geri...
Tamer HEPER
Vatandaş olmak kabahat
Adaletin sembolü olan heykelciği biliyorsunuz...
Yaman TÖRÜNER
Bizdeki yabancı bankalar çok mu?
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun ...
Güngör URAS
Yapı Kredi Kültür, Sanat ve Yayıncılık yaşamalı
Yapı Kredi'yi Koç Grubu, yabancı ortağı ile s...
M. Ali BİRAND
Biz yaptığımızdan memnunuz
Geçen hafta çok heyecanlı geçti.

© 2005 Milliyet