Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 10 Eylül 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Biz yaptığımızdan memnunuz


Geçen hafta çok heyecanlı geçti.
Kanal D Ana Haber'de göreve başlamış ve sizlere de beni evlerinize konuk etmenizi rica etmiştim.Sağolun, varolun kapılarınızı açtınız. Açanlara da, açmayanlara da teşekkürler.
Hatırlayacaksınız bu konuda hiç iddialı konuşmadım. Zira bu tip işlerin çok yavaş yerleşeceğini, alışkanlıkların kolay kırılmayacağını bunca yıllık deneyimle bilen insanlar arasındayım.Rekabet ettiğim kişilerin güçlerini ve deneyimlerini de yakından biliyorum. Hiçbir zaman ilkeleri koruyormuş gibi yapıp reyting uğruna ilkelerden vazgeçmem.
Benim istediğim bir tek şey var. O da, yıllardan beri sadece reyting düşünen ve rekabeti sadece reyting üzerinden gerçekleştiren bir piyasaya yeni bir model sunmak. Daha düzeyli, rekabetin daha çok haber üzerinden yapılacağı, "yaratılmış magazin" yerine hayattan kesitlerle seyircinin karşısına çıkıldığı bir model.
Kabul edilir veya edilmez.beğenilir, ya da beğenilmez ancak, bu bizim hazırladığımız bir yemek.
Sadece birkaç gün içinde insanların bu yeni yaklaşıma koşuşmasını beklemek söz konusu değil. Ancak bu yeni ve farklı bir yaklaşımın aldığı reytinge bakıp "başaramadılar" sonucuna varmak, bence acelecilik olur.
Herkesin değer yargısına saygım var. Söylenen ve yazılanlara da hiç itirazım yok. Ancak ben bütün hayatınca devamlılığa inanmış, uzun soluklu çalışmalara alışmış, inatçı bir insanım. Bu yemeği beğendirinciye kadar, bütün ekip çalışacak, ince ayarlarını yapacak.
Genel havaya uymak yerine, düzeyli bir noktaya çıkmaya uğraşmak daha hoş değil mi?
Bizler yaptığımız işten memnunuz, ama amaç sizi memnun etmek.
Bizi konuk edenlere de teşekkür ederiz.

YEMEK KÖTÜYSE, TÜRKİYE MASADAN KALKACAK
Başbakan ile söyleşimizin ikinci bölümünde, Avrupa Birliği ile ilişkileri tartıştık.
Brüksel'de nelerin konuşulduğunu ve nasıl pazarlıkların yapıldığını yakından izliyor. "Biz pazarlık etmiyoruz. Onlar kendi aralarında pazarlıktalar" dedi.
Hükümetin başı çok kararlı bir tutum içindeydi. Kırmızı çizgilerini çizmiş ve bunlardan herhangi ödün vermek niyetinde değil.
3 Ekim günü masaya oturduğu zaman önüne konulacak olan yemeği bekliyor.
Nasıl bir yemek olacağına bakacak ve ona göre karar verecek.
"Yemeği beğenmezsem kesinlikle oturmam" diyor.
Tayip Erdoğan'ın en çok sinirlendiği husus, Kıbrıs Rumlarının adeta ödüllendirilmesi. Adamlar hem referandumda çözümü reddetmişler, hem AB "siz kabul edin, sonrasını biz hallederiz" demiş, şimdi de verdikleri sözleri tutmuyorlar.
Uluslararası ilişkiler işte böyledir. Süleyman beyin ünlü deyişiyle örtüşür: Dün dündür, bugün bugündür.
Aslında Tayip Erdoğan 3 ekim'de müzakerelerin başlayacağından kuşkusu yok. Eninde sonunda bir uzlaşıya varılacağını ve görüşmelerin başlayacağına inanıyor.
"Bundan Türkiye'nin de AB' nin de çıkarı var " diyor.
Başbakan ile uzun görüşmemizden edindiğim genel izlenimi özetlemem gerekirse şunu söyliyebilirim: Türkiye 3 Ekim'de müzakere masasına oturacak. Brüksel'de bir sorun çıkma olasılığı var, ancak çok az. Karşılıklı sert sözleri ve restleşmeleri fazla dikkate almayın.

OLMADI YAZICIOĞLU!
Büyük Birlik Partisi lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun bir açıklaması çok yankı yaptı. Linç girişimlerinin doğruluğuna dikkat çekiyor ve "devlet seyrederse biz el koyarız" mesajı veriyordu.
Yazıcıoğlu belirli bir kesimi kendine bağlamak için bu çıkışı yapıyor. Bunun bir liderden beklenen sorumlulukla hiç ilgisi yok. Bu açıklamasının, bazı Kürt liderlerin sorumsuz sözlerinden hiç farkı yok. Bu şekilde devam edersek kendi kuyumuzu kazmış olmaz mıyız?
Hele 12 Eylül'ün 25 inci yıldönümünü yaşarken, 12 Eylül'e nasıl geldiğimizi bilirken, aynı yolda yürümenin bir mantığı olabilir mi?
Kendi görüşünü açıklamak başka birşey, resmen halkı kışkırtmak başka birşeydir.
Yazıcıoğlu'nun yaklaşımını Bahçeli'nin yaklaşımıyla karşılaştırdığımız zaman aradaki büyük fark ortaya çıkıveriyor. Ülkücüler herhalde bu farkı görüyorlardır.

ZORLU, ZEYTİN ADASINI HARCAMAZ...
Uzan'ların, Göcek 'teki Zeytin Adasının, A Zorlu' ya satıldığını öğrenince çok memnun oldum.
Göcek'e her giden bu adanın güzelliğine hayran olur. Her yanı demirlemiş yatlarla dolar.
Korkum, Zeytin Adasının zengin bir sonradan görme tarafından alınacağı, üstüne çirkin binalar yapılacağı, kısacası bu güzelim adanın rezil olacağı idi.
Zorlu, eminim o adayı -eğer turizme açacaksa- geceliği 1-2 bin dolarlık ultra lüks bir dinlence yerine dönüştürür. Ucuzlatmaz, çirkinleştirmez. Eğer turizm yapmayacak veya yapamayacaksa adayı ışıklandırır, daha da yeşillendirir ve örneğin bir köşesine lüks bir restoran yaptırır. Zira Göcek'in böyle bir yere ihtiyacı var. Yat sahiplerinin gidebilecekleri yer yok.
Ne isterse yapsın.
Zorlu, bizzat ilgilensin, birilerine bırakıp unutmasın yeter...

DÜNYA KULAĞINIZDA…
Biz televizyoncular için yayın sırasında reji ile iletişimi sağlamak dünyaya bedeldir…Arada bir kopukluk olursa, rejiyi duyamamak felakettir sanki…Bunun için kullandığımız bir sistem var. Biz teknolojinin son noktasında olan Odiomed'in işitme cihazlarını kullanıyoruz. "Bir fark için…" sloganıyla yola çıkan ODİOMED, televizyoncuların yanı sıra duyma kaybı olanların da yaşamını kolaylaştırıyor.
Boşuna değil, dünya kulağınızda dememiz…

İYİLİK YAP İYİLİK BUL...
Ülkemizde şu an 70 bin çocuk sokakta yaşıyor.
Elimdeki bu broşür de işte bunun için hazırlanmış; şanslı olanlar şansız olanlara yardım etmeyi hatırlasınlar diye..
Unarmed (United Artist Medium) Birleşmiş Sanatçılar Ortamı olarak çevrilebilir belki Türkçe'ye…Dört kişi bir araya gelip, büyük bir sosyal sorumlulukla bir internet sitesinde ifade etmeye çalışmışlar kendilerini…İnsan olmanın mucizesini sokak çocuklarına da hatırlatalım diyorlar ve bunun yollarını anlatıyorlar broşürlerinde… Unarmed'in 2 projesi var; Artık Kutu Projesi ve Balat Çocukları projesi. Aynı zamanda Umut Çocukları Derneği, Deniz Feneri Derneği, Geleceğimizin Çocukları Vakfı ve Unicef Türkiye'yi de destekliyorlar.
Siz de iyilik yapın iyilik bulun..Öneri ve yardımlarınız için www.unarmed.org adresini ziyaret edin…

AB KİTAPLARI ÇOĞALIYOR
Türkiye'nin uzun süredir gündemi Avrupa Birliği…
Bu süreçte sevindiricidir ki, AB ile ilgili yazılan kitaplar da her geçen gün çoğalıyor…
Elimdeki kitap Mustafa Barış Eraslan tarafından yazılmış, adı "Türkler, Avrupa Birliği ve Küresel Barış" Eraslan, Ortipa Yayıncılık tarafından basılan kitabını üç ana bölüm üzerinden kurmuş; "Küresel Doğuş, Küresel Savaş ve Küresel Barış."
Her bölümün belgelerle desteklendiği kitabın genel tezi ise; "BM Genel Kurulu'nun seçtiği hükümet ve başkanın hakimiyetinde olan bir dünya hedefi".

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
DİSK ve etnik çatışma
DİSK Genel Başkanı Sayın Süleyman Çelebi'yi t...
Çetin ALTAN
1929'da çıkan resmi "Halk" dergisi ve haberleri...
Öbür gün okullar açılıyor. Milli Eğitim Bakan...
Melih AŞIK
Baydemir raporu
Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, B...
Fikret BİLA
DİSK: Türk-Kürt çatışmasına alet olmayacağız
DİSK, 12 Eylül'ü protesto mitinglerinden çeki...
Hasan CEMAL
Bush'la Katrina!
Evet, biraz gecikmiş bir yazı. Bazen böyle ol...
Güneri CIVAOĞLU
Ense rengi...
Bunca toz duman arasından "yalın gerçekleri" ...
Can DÜNDAR
Bay Provokatör
Birkaç olayda görür gibi oldum "Bay Provokatö...
Abbas GÜÇLÜ
Öğretmenim
Pazartesi günü yeni öğretim yılı başlıyor. Ok...
Semih İDİZ
Mesele Türkiye değil, 40 yıllık bir kavga
İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, Ankar...
Sami KOHEN
Portakal acı çıktı!
DEMOKRASİYİ en çok tehdit eden faktörler nele...
Hasan PULUR
Dert arayanlar, dert yaratanlar...
ANLAŞILDI, biz dertsiz yaşayamayacağız; daha ...
Derya SAZAK
Vetolu yıllar
DİSK'in 12 Eylül'ün 25'inci yıldönümünde darb...
Meral TAMER
Eczacıbaşı: İşadamlarında resesyon paniği yok
İhracat 44 ay sonra temmuzda ilk kez % 4 geri...
Tamer HEPER
Vatandaş olmak kabahat
Adaletin sembolü olan heykelciği biliyorsunuz...
Yaman TÖRÜNER
Bizdeki yabancı bankalar çok mu?
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun ...
Güngör URAS
Yapı Kredi Kültür, Sanat ve Yayıncılık yaşamalı
Yapı Kredi'yi Koç Grubu, yabancı ortağı ile s...
M. Ali BİRAND
Biz yaptığımızdan memnunuz
Geçen hafta çok heyecanlı geçti.

© 2005 Milliyet