Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 12 Eylül 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir rüyanın sonu

donatellapiatti@hotmail.com

Çocukluğuma ait ilk yemek anılarından biridir o muhteşem, yumuşak çikolata kreması... İtalya'da, altın renkli bir parça aliminyum folyoyla örtülü, plastik kapaklı büyük cam bardaklarda satılırdı 60'lı yıllarda... Her şeyden kolay iğrenen bir çocuk olduğum için başlarda hiç yemek istemediğimi hatırlıyorum. Çocuklar nasıldır bilirsiniz; kremanın rengi ve kıvamı bana -affedersiniz- çikolatayla hiç alakası olmayan bir şeyi hatırlatıyordu. Ama, o bardağa soktuğu tombul parmaklarını sonsuz bir zevkle yalayıp mmm diye inleyen erkek kardeşime baka baka sonunda benim de canım çekti ve en azından denemeye karar verip bir kaşık aldım, ekmeğimin üzerine sürdüm ve aşık oldum tabii! Vahşi, derin ama bütün büyük tutkular gibi kısa süren bir aşk oldu bu; bir gün kaşıklaya kaşıklaya bir bardağın tamamını tüketerek mide fesatı geçirdim. Öyle kötü oldum ki, o günden sonra damağımın deli gibi arzulamasına rağmen bir kaşık bile yiyemedim! Ve belki de bu benim kurtuluşum oldu! Bu süre zarfında, bu enfes tadı icat eden firma, herkesin bayıldığı ürününün tonlarca satması sayesinde uluslararası bir marka haline gelerek bir efsaneye dönüştü.

Enfes kremanın kaymağı
Gerçekten çok başarılı ama onun dışında tahammül edilemez bir ukala olan pastaneci arkadaşım Ludovico bana "gerçek milföy hamuru" açmayı öğretirken, sohbet arasında "Şu hepimizin yediği enfes krema neden yapılıyor biliyor musun?" diye sorduğunda "Çikolatadan değil mi?" dedim. "Hayır canım. Sıfır kakao, sıfır çikolata. Sadece kakao yağı, kabukları da dahil olmak üzere biraz fındık rendesi ve palmiye yağı...." "Palmiye yağı mı?" Palmiye yağı bitkisel ve doğal bir yağ ama doğanın bize verip verebileceği en kötü kokulu yağdır! 60'lı yıllarda İtalyan piyasasına biskin adıyla, patates kızartmaya uygun bir yağ sokmaya çalışmışlardı. Patatesleri altın renginde ve çıtır çıtır kızartan bu yağ yoğunlaştırılmış palmiye yağından başka bir şey değildi! Neyse ki İtalyanlar yağın kokusundan hiç hoşlanmadılar ve patateslerini klasik yöntemle, zeytinyağında kızartmaya devam ettiler! Fiyatı son derece uygun olduğu için bütün büyük uluslararası gıda firmalarının yıllardır bol bol kullanıldığı bu palmiye yağının insan sağlığına hiçbir zararı olamaz değil mi?
Nedensiz bir sıkıntı sardı içimi bir anda. "Sen inanıyor musun Ludovico, gerçekten sağlığa zararlı olmadığına?" "Donatella.... Bu uluslararası firmaların, sağlığımız için iyi ya da en azından bize zarar vermeyen maddeler kullanmaya özen gösterip göstermediklerini gerçekten bilmiyorum" dedi. Onun sesinde de aynı sıkıntıyı hissettim sanki. Ve işte, çocukluğuma ait bir efsane daha böylece kırılıp binbir parçaya ayrıldı! Ve hayallerimi yıkanlar, haklı bile olsalar, sinirlerimi bozduklarından, gayet kışkırtıcı bir edayla sordum ona: "Pekala, madem her şeyi biliyorsun, bu duruma da bir alternatif öner o zaman."
O da kıl kıl bakarak, ama gayet sakin cevapladı sorumu: "Evde yapılabilecek birçok çikolatalı krema tarifi var! Şeftalili olanı denesene; çok kolay! Enfes bir tadı var. Sağlığa da iyi gelir, en azından içinde ne olduğundan emin olursun! İstersen tarifini vereyim, çok basit... Tam sana göre."



Bilmiş bir pastacıdan şeftalili çikolatalı krema tarifi

Malzemeler: 1kg şeftali, 500 gr şeker, 150 gr acı toz kakao
Hazırlanışı: Sonuç krema kıvamında olabilsin diye şeftalileri ufak ufak doğradıktan sonra şeker ve kakaoyla bir tencereye koyup 1 saat dinlenmeye bırakın. Sonra bu karışımı tenceresiyle ateşe alın ve çok düşük ateşte, dibinin tutmamasına özen göstererek 1 saat kadar kaynatın. Pişirdikten sonra kaynar kremayı reçel yaparken kullandığınız kavanozlara doldurun, ağızlarını sıkıca kapatın ve baş aşağı soğumaya bırakın! Miktarlar ve şekerle meyvanın oranı bu enfes kremayı hazırlayanın damak zevkine göre değişebilir tabii!

CUMARTESİ
Nükhet Duru 70 kişilik Ermeni korosuyla sahnede
"Sualtıyla evliyiz, fotoğraf makineleri metresimiz. Karılarımız daha sonra gelir"
Her geçen yıl yolcusu artıyor ama hâlâ pırıl pırıl
Türker İnanoğlu yedi yılda 800 iletişimci yetiştirdi
Afrika'ya altın için gitti futbol takımı kurdu
Yaz biterken tatilcilere festivaller
En moda, en yeni
Kış modası için ipuçları
MİNİKLERİN DÜNYASI
İddialı tavlacılar Maçka'ya
Bilim kadınlarına destek





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet