|
Demirel: 12 Eylül de bizim, ders çıkarmalıyız
Bugün 12 Eylül'ün 25. yıldönümü. Aradan 25 sene geçmesine karşın 12 Eylül hâlâ tartışma konusu. Ciltler dolusu kitaba da konu olması bunu gösteriyor. Askeri müdahaleler konusunda en deneyimli lider kuşkusuz, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel...
12 Mart'a, 12 Eylül'e başbakan olarak muhatap olmuş Demirel, bugün askeri müdahalelere, darbelere nasıl bakıyor? Siyasilere ne tavsiye ediyor?
Kan davası olmamalı
9. Cumhurbaşkanı Demirel, dün bu sorularımızı şöyle yanıtladı:
"Beni siyasete sokan Adnan Menderes'in asıldığı 17 Eylül 1961 günüdür. 1962'de siyasete girdim ve çok hassas bir dönemde sorumluluk üstlendim. Sonra 12 Mart'ı, 12 Eylül'ü yaşadık. Onlar da bizim bir gerçeğimiz. Böyle bakmak lazım. Ben bu olayları bir husumet meselesi yapmadım. Yanlış olurdu. Bu olaylardan çıkarmamız gereken, kan davası olmamalı. Ders çıkarmalıyız. Siyasilere tavsiyem budur. Bu olaylar da bizimdir ve iyi incelenmeli ve dersler çıkarılmalıdır. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, bunların hepsi acı vermiş, üzücü, incitici olmuştur. Zarar vermiştir. Bu olaylardan fayda gören olmamıştır. Acı verdi, incitti diye bunları husumet gerekçesi yapmak yanlış olur. Ben buna dikkat ettim."
Demirel, geçen günlerde İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen "Başarısız Devletler" konulu konferansta yaptığı konuşmaya atıfta bulunarak, önemli olanın, askeri müdahale durumu meydana gelmeden, ülke yönetiminin gerekli tedbirleri almasının olduğunu vurguladı. Demirel, atıfta bulunduğu konuşmasında, şöyle demişti:
"Askeri müdahaleler veya darbeler, haklı haksız kıstasına başvurulmadan bir defa olunca daha sonra da oluyor. Müdahale gerekçeleri hemen hemen birbirinin aynı. Bu, 'çökme, yıkılma, iç savaş ve kardeş kavgası önleme, devlet ve milletin bekasını tehdit eden bunalımı ortadan kaldırma, ülke bütünlüğünü koruma, devlet otoritesini yeniden tesis etme' şeklinde özetlenebilir. Bu tespitler doğru ise bunun anlamı 'ülkeniz yönetilemez hale gelmiştir' demektir. Önemli olan bu durum meydana gelmeden gerekli tedbirleri alabilmektir. Demokrasiye geçmiş olmak bir ülke için kâfi değildir. Bunun yöneten ve doyuran demokrasi olması lazımdır. Yöneten demokrasi kurulamamışsa veya kurulmuş da işletilemiyorsa, fetret kaçınılmazdır."
Demirel, devlet zayıf, başarısız, demokrasi yönetemez duruma düşünce, darbelerin de geldiğini vurguluyor.
Türk-Kürt gerginliği
12 Eylül'ün yıldönümü nedeniyle değerlendirme yapan Demirel'in en çok tekrarladığı "Ders çıkarmak gerekir" tavsiyesi oldu.
Demirel, son günlerde yaşanan ve "Türk-Kürt gerginliği"ne yol açan olaylarla ilgili olarak da şöyle diyor:
"Bugün bir yerde olan olay yarın birkaç yerde olmaya başlar. Sonra yayılır, artar, başka bir hal alır. Bu nedenle herkesin eğri oturup doğru konuşması gerekir. Herkesin düşünmesi gerekir. Kim kimi ayırıyor? Kimseyi ayırt eden yok. Bir yere gidince kimseye sen nesin, etnik kökenin nedir diye soran yok. Biz kaynaşmışız, iç içe, birlikte yaşıyoruz. Önemli olan da budur. Türkiye'nin birliğini korumaktır. Herkes bunu temel alarak hareket etmelidir."
fbila@milliyet.com.tr
|
|