|
 |
|
|
'Teröre zemin doğdu güvenlik güçlenmeli'
Demokratikleşme çerçevesindeki bazı yasal düzenlemelerin terör örgütleri açısından 'zemin yarattığını', 'ciddi zafiyetler oluştuğunu' söyleyen Erdoğan, 'Vurup kırma özgürlüğü olamaz' dedi
SEDAT ERGİN
NEW YORK
Başbakan Recep Tayip Erdoğan, dün New York'a giderken uçakta bir grup gazeteciye yaptığı açıklamalarda, Terörle Mücadele Yasası'nda yapılması tasarlanan değişikliklerle ilgili önemli ipuçları verdi.
Erdoğan, demokratikleşme çerçevesinde yapılan bazı yasal düzenlemelerin terör örgütleri açısından "zemin yarattığını" ve "ciddi zafiyetler oluştuğunu" belirtirken, Batı'daki uygulamalara bakarak "özgürlüklerle güvenliğin bir ortalamasını bulmaya çalışacaklarını" söyledi. Başbakan, bununla birlikte Kopenhag siyasi kriterlerinden bir geriye gidişin söz konusu olmadığını da vurguladı.
Uçakta Erdoğan'a yöneltilen sorular ve kendisinin yanıtları özetle şöyle:
Terörle Mücadele Yasası'nda yapılacak değişikliklerde özgürlük-güvenlik dengesine nasıl bakıyorsunuz?
- Basına yansıyan haberler kesin durumu yansıtmıyor. Partideki hukukçu arkadaşlar, hazırlanan bir taslak üzerinde çalışacaklar ve ardından bu çalışma Bakanlar Kurulu'na gelecek. Bu işi çok fazla geciktirmeyi düşünmüyoruz. Ekim ayı içinde Meclis'e getirmeyi planlıyoruz.
Açıkça PKK'nın propagandasını yapmaya, Öcalan'ın posterini taşımaya , "İmralı'ya özgürlük", "yaşasın PKK" demek gibi fiillere hapis cezası getirilecek mi? Bu fiiller cezalandırılmalı mıdır, yoksa demokrasi içinde özgürlük alanı olarak mı görülmelidir?
- Ben metni tam görmeden bir şey söylersem çok yanlış olur.
Batı'ya bakıp ortalamasını bulacağız
"Öcalan'a özgürlük" diye bir pankart açmanın sizin özgürlük anlayışınız içindeki yeri nedir?
- Dünyanın değişik ülkelerinde bunların değişik uygulamaları var. Mesela İngiltere'deki son gelişmeler, Amerika'da mesela teröre dönük uygulamalar. Batı ülkelerinde mesela anında terör gazete toplatıyor. Şimdi onlar hangi tür bir yasaya dayalı olarak bunları yapıyorlar, arkadaşlarımıza bunların üzerinde de çalışın dedik. Biz bu işin ortalamasını bulalım diyoruz. Özellikle özgürlükler noktasında olsun, cezalar noktasında olsun bulalım; yani ceza caydırıcılığını bir defa ortaya koymalı.
Güvenlik güçlerinin elini güçlendirmeliyiz
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök "Kısıtlı imkânlarla mücadele ediyoruz" demişti. Bu değişiklikler yapılırken daha geniş yetkiler verilecek mi?
- Şu anda kısıtlı bir imkân var noktası değil. Olağanüstü Hal zamanında terörle mücadele farklıdır, diğer zamanda farklıdır. Geçmişte terörle mücadelede bu tür imkânlar vardı. Şimdi bu tür imkânlar değil, çok daha farklı oluşturulmuş imkânlarla mücadele ediyoruz? Bunu böyle devam ettirmek durumundayız. Niye, çünkü AB süreci başladı. Kopenhag siyasi kriterlerinin çizdiği bir çerçeve var ve biz bu çerçeveyi terörle mücadelede en ideal şekilde nasıl kullanabiliriz, nasıl değerlendirebiliriz, ona bakacağız.
Eğer vatandaşımızın özgürlükleri noktasında, hakları noktasında bazı aksamalar oluyorsa, bu aksamaları da tabii yine yasalarla giderme yolunda olacağız. Yani güvenlik güçlerimiz vatandaşın özgürlüklerine müdahale durumunda zora giriyorsa, dara giriyorsa, onun da elini güçlendirmek durumundayız. Bir yerde saldırı yaşandığı zaman saldırılan yine güvenlik güçleri. Ama güvenlik güçlerinin müdahalesi için elinde bazı güçlü enstrümanların olması lazım. Bu enstrümanlar olmadığı zaman ister istemez kendini bu yolla savunuyor. Bir defa yargıya yükleniliyor. Yargı da haklı olarak, "Benim elimdeki yasa neyse, o yasaya göre hareket ederim" diyor. Bunun için işin ortasını bulmak suretiyle, Batı'daki uygulamalar gözden geçirilmek suretiyle bir adım atılmasından yanayız.
Terör örgütünün alanı genişledi, ciddi zaaf oluştu
Birçok şeyi teoride çözmeniz mümkün değil. Uygulamada çok daha açık, net görüyorsunuz. Bizim son dönemdeki gelismelerde teori bazında baktığınız zaman birçok kesime çok çok olumlu gelen bu yasa özellikle terör örgütleri için çok farklı bir zemin oluşturdu. Alanlarını genişletti.
Zaaf mı oluştu?
- Çok ciddi bir zaaf oluştu. İnsanların özgürlük alanlarına terör örgütü iyice müdahaleye başladı. Bir miting yapıyorsun, Batı'da da miting yaparlar, zaman zaman vatandaşın, esnafın camını, çerçevesini kırarlar...
Vurup kırıyor bedel ödemiyor
(Güneydoğu'yu kastediyor) Bu tür eylemde, devlet dairelerinden tutunuz vatandaşın evine barkına kadar her yeri cam çerçeve indiriyorlar. Ve oradan geçen normal vatandaş bundan tabii ciddi manada zarar görüyor. Ama bunlara karşı bir yaptırım gücü yok. Bir taraftan yakalayıp teslim ediyorsun, öbür taraftan girip çıkıyor. Niye? Yasal düzenleme olmadığı için? Bunu bilen terör gruplarına mensup olanlar da "nasıl olsa" diyor "vururum kırarım, hepsini yakarım, ondan sonra bir kapıdan girer öbür kapıdan çıkarım." Bunlara yönelik bazı tedbirlerin alınması şart. Bunun bir bedelinin olması şart.
Kopenhag kriterlerinden geri adım yok
Eğer özgürlük sınırı aşılırsa, o zaman zaaf noktalarına girmiş olursunuz. Özgürlüklerin geri alınması söz konusu değil. Uygulamada görülen eksiklikler var, bunların giderilmesinden söz ediyoruz. Bakın bizim Güneydoğu ile ilgili yaptığımız görüşmelerde Kopenhag siyasi kriterlerinde verilmiş olan haklardan geri alacağımız herhangi bir şey yok. Ama bunlar eylem bazında, vurup kırmayı kendisi için özgürlük hakkı olarak görüyor, bu olabilir mi? Vurup kırma özgürlük olabilir mi?
Özgürlüğün de bir sınırı var
Özgürlük-güvenlik dengesini önemsiyoruz, demiştiniz. Son olaylardan sonra bakışınızda bir değişiklik var mı?
- Biz özgürlükler noktasında, tabii ki her zaman söylediğimiz gibi, bir başkasının özgürlük sınırına tecavüz etmeyi engelleyici tedbirleri almaktan yanayız. Yani özgürlüğün sınırsız olmadığını ortaya koymamız lazım. Özgürlüğün de bir sınırı var. O da bir başkasının özgürlük alanı.
Kütahya'da ikinci kişi var
Başbakan Erdoğan, önceki gün Kütahya'da kendisine yaklaşırken yakalanan silahlı kişi dışında ikinci bir kişinin elini tuttuğunu söyledi. Üçüncü kez suikast girişimine hedef olduğunu açıklayan Erdoğan, şu bilgileri verdi:
"Kütahya'da meydana gelen olayla ilgili resmi istihbarat raporu henüz önüme gelmedi. Ben halka rahatsızlık veriyorlar diye benim koruma müdürünü iyice azarladım. Meğer adamı yakalıyorlarmış. İkinci birisi geldi, meğerse iki kişilermiş, öyle diyorlar. El öpmek istedi, el öptürmem diyorum, o illa elimi öpecek. Baktım elinde filan herhangi bir şey yok. Ondan sonra kaptı elimi, ben arabadayım, o aşağıda? Meğer o da aynı şekilde bağırıyormuş? Ama onun dolduruşuna gelerek mi bağırdı, yoksa gerçekten ikili mi oluşturmuşlardı, onu bilemiyorum."
Erdoğan, "Bu ciddi bir suikast girişimi miydi? Ne hissettiniz?" sorusuna, "Adamın kafasındakini okuyamam, ama teşebbüs ortada. Emniyet'in yakalama anındaki tutumu takdire şayan" karşılığını verdi. "Şimdiye kadar kaç suikast girişimi oldu?" sorusu üzerine de Erdoğan, "Bu aslında üçüncü oluyor. Daha öncekiler bu kadar yakın değildi" diye konuştu.
Baykal, İmralı ile temasta mı?
CHP terör konusunu konuşmak için TBMM'yi olağanüstü toplantıya çağırıyor, ne diyorsunuz?
- Olumlu karşılıyorum. Gerekçeyi henüz görmedik. Sadece terör konuşulabilir. Ama Meclis zaten 1 Ekim'de açılacaktı. Burada CHP'nin yapmak istediği üzümü yemek değil, bağcıyı dövmek. Dert o. Dört gün sonra Meclis zaten açılacak. Meclis açılışında da bunu görüşmek zaten mümkün. Ama madem bu kadar telaşınız var, bu kadar hassassınız. O zaman biz de olumlu yaklaşırız.
Baykal İmralı'dan bilgi alabildiklerini, ama hükümetten gerekli bilgiyi alamadıklarını söylüyor?
- Sayın Baykal'ın demek ki İmralı ile irtibatları çok sağlam. Demek ki Sayın Baykal'ın farklı temas ağları var. Buna secaat arz ederken sirkatin söylemek derler bizde.
Ben Sayın Baykal'dan şu ana kadar terörün çözümüne yönelik bir teklif duymadım. Terörle mücadelede farklı bir çözümü varsa, şu an güvenlik güçlerimizin uygulamalarının dışında, bunu bir gün lütfen açıklayıversin. Sadece olaylar üzerine konuşan, ama asla çözüme yönelik hiçbir önerisi olmayan bir anlayışla yaklaşıyorlar. Yani muhalefetin hepsinde hava bu. Benim her zaman söylediğim de, maalesef şehitlerimiz üzerinden, terör üzerinden siyasi rant sağlamaktır bu.
Bahçeli iması
"Ben Söğüt'te konuşurken bir grup birtakım aykırı sloganlar attı. Bir tahrik oldu. Biz isterdik ki, o grubun ilintili olduğu zevat da onlara müdahale ederek bunları sustursun. Kalkıp da farklı yerlerde 'bizim gençlerimiz sokağa dökülmeyecek' demek suretiyle bu işi çözemezsiniz. Bu noktada bu iş fiili müdahale ister. Örgütünüze bu noktada sahip olacaksınız. Çünkü her şey çok açık ve net ortada. Açtıkları pankartların altında parti adı yazmıyor, ama herkes hangi parti olduğunu biliyor.
ABD olumlu
ABD Maslahatgüzarı "Bizim için Bin Ladin ne ise, Öcalan da odur" dedi. ABD'nin tutumundaki bu değişikliği nasıl karşılıyorsunuz?
- Yeni maslahatgüzar bu düşünceleriyle samimi bir yaklaşım içinde. Bildiğiniz gibi General Jones da Türkiye'ye geldi. Amerika tarafında bazı olumlu gelişmeler var. Irak'taki gelişmelerle ilgili her geçen gün yeni, olumlu adımlar atılmakta olduğunu görüyoruz.
|
|
|

|