|
 |
|
|
Tüpraş'a 8 milyar dolar çok mu?
Önceki akşam kıran kırana geçen ihalede Shell-Koç Holding ortaklığı rekor bir bedeli gözünü kırpmadan verdi ve Tüpraş'ı aldı. Yerli bir kuruluşun, üstelik itibarlı bir müessesenin, hem de bol kese bir fiyatla Tüpraş'ı alması birçoklarını rahatlattı. Hayırlı olsun. Başarılar dileriz. Kısacası, kamuoyu alandan da hoşnut, bedelden de.
Ancak Koç bu bedeli niye verdi? Gerçekten kafalarda bu soru var. Çünkü Koçlar pahalıya mal almayı sevmez. Aslına bakarsanız, yılda 500-600 milyon dolar kâr eden bir kuruluşun 8 milyar dolar etmesi 20 yılda kendini amorti etmesi demektir. Bu da pek mantıksız değil.
Bu bedel neden normal?
Üstelik, petrol fiyatları bu düzeyde kalır ya da yükselirse Tüpraş'ın kârlılığı artacak demektir. Zaten Shell de uzun vadede petrol fiyatlarının düşmeyeceğini hesaplıyor. Kaldı ki, dünyada bir rafineri sıkıntısı var. Nihayet, Koç Holding bu kuruluşu tek başına almıyor. Arkasında (belki de saklanmış olarak) Shell var. Shell bu kuruluşun değerini bilmeyecek de kim bilecek!?
Dünyada petrol talebi artıyor. Fakat rafine edilmiş petrol ürünleri kapasitesi artmıyor. Yani rafineri ücretleri artacak. Bu da kârlılığı artıran bir başka unsur. O zaman bu bedel gayet normal. İkincisi, Koç grubu bu alımla müthiş bir itibar kazandı. Bir zamanlar zarar ettiğini devlete teslim eden Koç, bir anlamda devlete borcunu misliyle ödemiş oldu. Nihayet Tüpraş'ta belli bir verimsizlik olduğunu da unutmayalım. Yani verimlilik artışıyla, örneğin çalışan sayısının azaltılmasıyla, kârlılık daha da artabilir.
Tüpraş bir tekel değil. Ülkedeki işlenmiş petrol gereksiniminin sadece yüzde 70'ini karşılıyor. Ama piyasanın belirleyici olduğuna da kuşku yok. Böylesi bir kuruluşa sahip olmak başlı başına yeter de artar bile.
Tüpraş şimdilik yılda 150 milyon dolara varan yatırım yapıyor. Bu rakam artabilir. Bir diğer önemli gösterge de son 5 yılda duran varlıkların dönen varlıklara oranının yüzde 38'den 71'e çıkması. Yani kapasite büyüyor ama gelir aynı hızda büyümüyor. Nitekim, üretim miktarı son beş yılda yüzde 10 kadar artmış.
Sosyal sorumluluk
Gelelim bu satışın sosyal tarafına. Konunun üç yönü var: Birincisi, çalışanların azaltılmasında izlenecek yöntem. Tüpraş'ta 4329 kişi çalışıyor. 2004 yılında 149 işten ayrılırken, 14 kişi işe alınmış. Yani şimdiye dek yavaş yavaş personel sayısı indirilmeye çalışılmış. Oysa yeni patron hızla çalışan sayısını indirmek isteyebilir. Tüpraş, çalışanlarına gerek yurtiçinde, gerekse yurtdışında eğitim veren bir kuruluş. Ancak bundan böyle işten çıkaracağı her işçisine yeni iş edinmesi için eğitim vermesi zorunlu kılınmalı. Hatta o konuda iş kurmak isteyenlere finansal destek bulma konusunda da yardımcı olmalıdır. Çevre konusunda uzun süredir Tüpraş duyarlık gösteriyor. Artık kamunun elinde olmadığına göre, tek hedef kâr. Eğer bu yaklaşım üstlenilirse yanlış olur. Çevre ve toplumsal ilişkiler gözden uzaklaştırılmamalıdır.
Tüpraş'ın yüzde 49'u halka açık. Bu hissedarların hakları gözden kaçmamalı. Rekabet konusu da son derece önemli. Adeta bir tekel olan Tüpraş'ın ciddi biçimde gözlenmesi gerekiyor. Bu anlamda hem SPK'ya, hem de Rekabet Kurulu'na önemli sorumluluklar düşüyor.
Düşünüyoruz da, ülkemizde bir kuruluşa 8 milyar değer biçiliyor ve bunun yarısını bir yerli bir kuruluş ödüyorsa Türkiye iyi bir noktada demektir.
hgunes@milliyet.com.tr
|
|
|

|