Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 15 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Nükhet Duru 70 kişilik Ermeni korosuyla sahnede

Besteci Cenk Taşkan'ın Türkçe ve Ermenice şarkıları Nükhet Duru ile Surp Vartanants korosu tarafından seslendirilecek. "Sevgiyle Elele" gecelerinin amacı, AB yolundaki Türkiye'ye destek vermek

ASU MARO

amaro@milliyet.com.tr

Asıl adı Majak Toşikyan, ama biz daha çok Cenk Taşkan olarak tanıyoruz onu... Ve Türk popunun unutulmaz şarkılarına imza atmış bir besteci olarak... "Beni Benimle Bırak", "Anılar", "Bir Nefes Gibi", Nükhet Duru'nun sesinden bizlere ulaşmış şarkılarından birkaçı. Bu bestelerini birer barış güvercini gibi kullanmaya karar vermiş Taşkan. 19 Eylül'de ve 3 Ekim'de İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek "Sevgiyle Elele" konserinde Türkçe ve Ermenice şarkılar, Avrupa Birliği yolundaki Türkiye'ye destek için söylenecek. Konserin solisti Nükhet Duru, konuk sanatçı Bartev Garyan, 40 kişilik konser orkestrası ve 70 kişilik Surp Vartanants korosundan bu toprağın şarkıları... Gecenin organizasyonunu ve sunuculuğunu ise Hakan Eren üstleniyor. Cenk Taşkan ve Nükhet Duru konseri büyük bir coşkuyla anlatıyorlar...

Okul için başladı, çapı büyüdü
Böyle bir konser fikri nasıl ortaya çıktı?
Cenk Taşkan: Türkiye'de doğmuş, büyümüş, hem Türkçe hem Ermenice şarkıları olan galiba bir tek ben varım. Benim mezun olduğum okul, Feriköy Okulu da paraya ihtiyacı olan bir okul. Dedik ki, Feriköy Okulu için bir konser yapalım, geliri oraya gitsin, koromuz var elimizde, Türkiye'nin en iyi korosu, 70 kişilik, bomba gibi, Ermenice şarkılarımı onlar okusun. Türkçe şarkılar için Nükhet'ten başkasını düşünemem, bütün meşhur parçalarımı o seslendirdi.

Bu, Türkiye'de bir ilk yanılmıyorsam.
Cenk T.: Evet, Ermeni geceleri oluyor, Türk geceleri oluyor, ikisinin birleştiği bir etkinlik yok. Sonra Patrik hazretlerine gittim izin almak için, orada çok önemli bir gelişme oldu: "Acaba AB'ye girmekte olan Türkiye'ye de bir yardımımız olabilir mi, bu işi o yöne çekebilir miyiz?" dedim. Patrik çok sevindi, elini masaya vurdu, "Çok güzel düşünmüşsünüz, 3 Ekim'den önceye alın konseri, Türkiye'de yaşayan Ermeniler olarak AB yoluna baş koymuş bir hükümete yardımcı olmamız lazım" dedi.

"Yıllardır böyle bir hayalimiz vardı"
Nükhet Duru teklifinizi nasıl karşıladı?
Cenk T.: Hemen, "İstediğiniz kadar konser veririm" dedi.
Nükhet Duru: Bizim böyle bir hayalimiz yıllardır var zaten. Ben o koroyla Cenk'in bestelerini söylemeyi çok arzu ediyordum ama burada yaşayan Ermeni asıllı vatandaşlarımız aramızdaki ahengin altını çizmek isteyince ikisi birbirini çok güzel tamamladı.

Ermeni cemaatinden gelen tepkiler nasıl?
Cenk T.: Çok iyi. Böyle bir arzu varmış demek ki... Bir de ezilmişlik var, Türkiye'de "Ermeniyim" dediğiniz zaman, "estağfurulah" filan diyorlar. Bunu buradaki Ermeniler hiç hak etmiyor. ASALA'dan filan dolayı oluyor bu. Bana ne ASALA'dan? Bir Türk terörist Fransa'da Fransızı öldürse Türkiye'nin günahı ne? Dolayısıyla bu ezilmişlikle büyümüş bir nesil olarak herkes yardım ediyor, sponsorlar bulundu, biletler satıldı, bütün cemaat geliyor.

Repertuvarı nasıl oluşturdunuz?
Cenk T.: Ermenice-Türkçe şarkılar aşağı yukarı yarı yarıya. Hepsi benim bestem, 23 şarkı.


"Bu konseri Ani Harabeleri'nde yapmayı düşlüyordum"
Bu iş cesaret istiyordu, bu cesareti ben gösterdim" dediniz...
Cenk T.: Ben bir kere deşifre oldum, beni herkes Cenk Taşkan olarak bilir, bilen bilir tabii Ermeni asıllı olduğumu ama şimdi herkes öğrenecek. Problem değil, çünkü iyi bir şey yaptığıma inanıyorum. Biliyorsunuz yurtdışında diaspora Ermenilerinin başka görüşleri var. Ben AB'ye girecek bir Türkiye'nin çok daha demokrat, çok daha insan haklarına saygılı olacağına inandığım için çok cesurum. Bu konseri Kars'taki Ani Harabeleri'nde de yapmayı düşlüyorum, düşünün ki
5-6 sene önce orada resim çekmek bile yasakmış. Dönem değişiyor. Bu değişiklik bize
bu cesareti verdi.
Nükhet D.: Bu tabii bir yaklaşım. Ben ise hangi hükümet olursa olsun bu benden istendiğinde yapardım. Biz iç içe, kardeş kardeşe bütün yaşamımızı birlikte geçirdik. Uzun yıllar önce yaşanmış acılar olabilir. Bunu biz mi ödeyeceğiz, bu nesil mi ödeyecek? Ödemeyeceğiz. Benim için dünyada bir tek ırk var, o da insan ırkı. Çeşitli bilirkişiler ve ahbap dost görünenler çıktı tabii, "Saçmalama, şu aşamada bunu yapmanın ne demek olduğunu biliyor musun?" diye. Hiç beni etkilemez. Ben doğru bildiğim şeyleri yaparak hayatımı yaşıyorum, hiçbir şeyden de korkmam. Kan davası mı güdüyoruz? Evet, keşke olmasaymış, özür diliyoruz. Özür dilemeliyiz, onlar da özür dilemeli.



"Türk popunun ilk ekibi bizdik, rakibimiz Çiğdem-Erol-Melih'ti"

Tanıştığınız yıllara gidersek...
Nükhet D.: Milattan önce 501! Ben müziğe Cenk'le başladım. Ondan önce gazinolarda bir-iki yıllık uvertürlük dönemim olmuştu. Sonra Mehmet Teoman'ı buldum. Bir müddet ikimiz çalıştık, o yabancı parçalar üzerine sözler yazdı ama tatmin olamıyorduk ikimiz de. Başka bir şey gerek diyorduk, üçümüz bir araya gelince ekip tamamlandı.

Aranjman dönemi ve siz özgün bestelerle çıktınız...
Cenk T.: Bütün dünyayla savaştık o zaman. Nilüfer devamlı yabancı şarkılar söylüyor; Ajda zaten Mina, Enrico Macias, Gloria Gayner şarkıları söylüyor, bu tarafta da garip biz. İlk ekip çalışması bizdik. Sonra rakip olarak, Melih Kibar-Çiğdem Talu-Erol Evgin geldi. Melih'le ne güzel bir rekabetimiz vardı...
Nükhet D.: Gazino patronları "Bu kızı mahvedeceksiniz bu şarkılarla" demişti. Bu arada Mehmet'le birbirimizi sevdiğimizi fark ettik, ben teklif ettim gel beraber olalım, bırak sağda solda dolaşmayı dedim. Evin alt katını stüdyo yaptık, herkes uyanınca geliyordu. Sabahtan akşama kadar çalışıyorduk, arada ben mutfağa girip karavana çıkarıyordum. O şarkılar böyle arayarak, hissederek, imece usulü çıkmıştı.

Nasıl sona erdi bu işbirliği?
Nükhet D.: Çok genç olduğum için Mehmet'in uygulamaya çalıştığı yaptırımlara isyan etmeye başladım. Benim de lafım dinlensin istiyorum. O "Sen daha dünkü velet, nasıl benim nişanlım olduğun için bana kazan kaldırırsın?" diyordu. Kavgalar başladı, bunlara benim aklım başıma gelsin diye küçük çapkınlıklar eklendi. "Tek değilsin, senin yerine başkasını da yaratırım" demeye getirdi. Ama demek ki bendeki doku uyuşması başkalarında olmadı diye düşünüyorum. Ajda Pekkan'la da çalıştı, Ayşegül Aldinç'le de, birçok insanla ama Mehmet'in erkek karşılığı Tanju Okan, kadın karşılığı daima ben olarak kaldım.

Bu üçlü yeniden bir araya gelir mi?
Nükhet D.: Şarkı çıkacak olduktan sonra neden olmasın? İş Mehmet'in beni düşünmesine bağlı. Mehmet'in üzerinde laboratuvar çalışması yapmam lazım, şu an benim havamdan kopuk. Bir de onun aşık da olması lazım.




CUMARTESİ
Nükhet Duru 70 kişilik Ermeni korosuyla sahnede
"Sualtıyla evliyiz, fotoğraf makineleri metresimiz. Karılarımız daha sonra gelir"
Her geçen yıl yolcusu artıyor ama hâlâ pırıl pırıl
Türker İnanoğlu yedi yılda 800 iletişimci yetiştirdi
Afrika'ya altın için gitti futbol takımı kurdu
Yaz biterken tatilcilere festivaller
En moda, en yeni
Kış modası için ipuçları
MİNİKLERİN DÜNYASI
İddialı tavlacılar Maçka'ya
Bilim kadınlarına destek





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet