Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 15 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Şişman Adam" kurtuldu, ya diğerleri?

Katrinazede New Orleans'ta her şeyi bırakıp Fats Domino gibi müzisyenlerin ve müziğin izini sürenler, sel sularının altında kulüp, nota, enstrüman arayanlar da var



Fats Domino'dan haber yok" diyor radyodaki ses, "evinin su altında kaldığını görenler olmuş." Birkaç saat sonra yeni bir haber: "Müjde! Fats Domino, Super Dome'a sığınmış."
Ertesi gün New Orleans'ın "Super Dome" denilen kapalı spor salonunda tam bir kaos yaşanıyor: Yiyecek ve su kıtlığı, ihtiyacı karşılamayan tuvaletler, hastalar, ölenler, intihar edenler...
Bir feryat takılıyor herkesin boğazına.
Stüdyodaki sunucu, "Aman Tanrım, Fats Domino iyi mi?" diye soruveriyor yaptığının ayrımcılık olduğunu belli ki bilerek ama yapmadan da edemeyerek.
Öğreniyoruz ki, varı yoğu sulara gömülünce bir tekneyle kurtarılmış Fats Domino. Super Dome'dan alınıp Louisiana Eyalet Üniversitesi'ne taşınan "mülteciler" arasındaymış. Üniversitenin futbol takımından bir oyuncu, Baton Rouge'daki iki odalı dairesini birçok "mülteci" ile birlikte Fats Domino'ya da açmış.

Şehrin demirbaşıyken...
Günler sonra Washington Post gazetesi ulaşıyor Fats'e. "Her şeyimizi kaybettik" diyor şarkıcı, "Ne yapacağımızı bilmiyorum. New Orleans'tan ayrılmayı hiç istememiştim."
Sanmayın ki, bu son sözleri Katrina'ya ilişkin.
1949'da çıkardığı "Fat Man" (Şişman Adam) albümüyle hem dünyayı rock and roll ile tanıştıran hem de yılların silemeyeceği lakabına kavuşan 77 yaşındaki piyanist, şarkıcı, ABD'nin gelmiş geçmiş en popüler R&B (rhythm and blues) ustalarından Antoine "Fats" Domino'nun New Orleans'tan ayrılmaması, sanmayın ki bir kasırga inadı.
Şişman Adam'ı sevenler bilir: Kendisini "Fats Domino" yapan şehirden çıkmamaya ta 1980'de karar vermiştir. Turneleri kesmiştir. ABD'de bir tür müzik tapınağı olan "Rock and Roll Hall of Fame" müzesine kabul edildiğinde de, Beyaz Saray'dan konser daveti aldığında da şehrini terk etmemiştir. Yıllardır sadece New Orleans'ın kulüplerinde, bir de şehrin ünlü caz festivalinde çalıp söyleyerek yaşar. Arayan onu, işçi sınıfı mahallesi olarak tanınan 9th Ward'daki (Dokuzuncu Koğuş) pembe çatılı villasında bulur.

Felaketzede müzisyenler
Nasıl Tennessee Williams'ın 1948'de yazdığı, bugün Amerikan edebiyatının başlıca klasiklerinden sayılan "A Street Car Named Desire" oyununa adını veren "Arzu Tramvayı" New Orleans'ın demirbaşı ise, Fats de öyledir.
Dünyanın dört yanındaki caz, blues ve R&B tutkunlarının "kutsal şehri" New Orleans, doğanın gazabı ile devletin aczi arasındaki hain ittifaka kurban gidince, hayatı değişen tek müzisyen Fats Domino olmadı tabii.
Ünlü rock'çı Alex Chilton, evi sular altında kalıp Texas'a sığınanlardan.
Popüler şarkı yazarı Allen Toussaint, Steinway piyanosunu ve nota koleksiyonunu yitirirken, yeni bestelerini yüklediği CD-Rom'u kurtarabilmiş.
R&B, caz ve reggae ile yöreye özgü akordiyon bazlı Zydeco müziklerinin bir sentezi olan "New Orleans sound"unun yaratıcılarından Neville Brothers (Aaron, Art, Charles ve Cyril Neville) kurtulanlar arasında. Ancak 67 yaşındaki saksofoncu Charles Neville'in üç kızından hâlâ haber yok.
Hootie & the Blowfish ile turnede olduğu için kasırgayı yaşamayan Peter Holsapple, eviyle birlikte gitarlarını ve bütün şarkı defterlerini kaybetmiş.
ReBirth Brass Band üyesi, kendi kuşağının en iyi trompetçilerinden 30 yaşındaki Derek Shezbie, sel sularını yüze yürüye aşarak karayoluna çıkmış, Baton Rouge'a kadar otostop yapmış.

Yeniden yaratılacak mı?
Çetele tutmamdan anlamışsınızdır. Katrina sonrasında, her şeyi bir yana bırakıp müziğin ve müzisyenlerin izini süren "kutsal şehir" düşkünleri var. Radyolarda, web sitelerinde suların altında kalan notaların, klavyelerin hesabını soran, ezgiler boğulmasın diye didinenler var.
Kah Preservation Hall ve Tipitina's gibi efsanevi müzik kulüplerinin selden kurtulduğu müjdesini veriyorlar... Kah ekim sonundaki New Orleans Voodoo Müzik Festivali'nin iptaline ağlıyorlar... 2006 nisanındaki caz festivalinin akıbetini bilmeseler de, Tulane Üniversitesi'nde bulunan dünyanın en zengin caz arşivine zarar gelmemesini kutluyorlar...
Herkes, bize Louis Armstrong'u, Mahalia Jackson'ı, Marsalis ailesini de veren New Orleans'ın "post-modern Pompeii" olmayacağına inanmak istiyor. Felaketin, şehrin müzisyenlerinin turne mevsimine rastlaması bile şans sayılıyor.
Ancak sadece ünlü kulüplerinde ünlü isimlerin çalıp söylediği bir yer değildi ki New Orleans. Kim bilir kaç arka bahçe kemancısı, sokak köşesinde akordiyonuyla aşk şarkıları çalan kaç yaşlı adam, mutfağında ilahi söyleyerek yemek pişiren kaç anne, sırlarını sadece yerlilerin bildiği, müziği en samimi, ortamı en salaş kaç kulüp var kayıplara karışan? Onları, o hayatı yeniden yaratmak mümkün mü?
Wynton Marsalis'e göre, Amerika buna mecbur. "Şehrimiz" diyor usta trompetçi, "geri gelecek mutlaka. Çünkü New Orleans'ı çıkartırsanız Amerika'dan, çökecek olan ruhumuzun denklemidir."



PAZAR
Diziler köyden kente taşınıyor
"İlk tepkim, 'Yine mi bunlar?' oldu"
"Baklava iki ülkeyi yakınlaştırıyor"
Yaşlı kurtlar geri döndü
Türkiye'nin ilk tasarım haftası
Oyuncak binalar 50 yıldır ayakta
Komşu komşunun sergisine muhtaçtır
SAĞLIK HABERLERİ
Hem kayak hem deniz: Tekirova
"Şişman Adam" kurtuldu, ya diğerleri?
Mevlana'dan Jung'a
Mardin'in hayat çöreği
12 Eylül'e nasıl geldik?
Doğru bilinen yanlışlar
"Bu halkın da girer o bir gün kafatasına"
Avcılıkta atıcılığa müdahale yoktur
Southern Comfort'un yurdu yaralı





Yasemin Çongar
Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Ülkü Tamer
Yalvaç URAL
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet