Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 15 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tank sesiyle uyanmak!(3)


Bir sabah vakti yine tank sesiyle uyanır mıyız? Yani darbe olur mu Türkiye'de?
Hayır.
Türkiye artık sorunlarını demokrasi çerçevesi içinde çözecek kadar güçlüdür, deneyim sahibidir.
Yeterince acı çekmiştir.
Yeterince olgunlaşmıştır.
Yeterince farklılaşmış, dışa açılmış, ekonomik, siyasal ve toplumsal açılardan gelişmiş, birçok alanda sivil toplumu güçlenmiştir.
Son kez 12 Eylül'de tank sesiyle uyandıktan sonra Türkiye'nin çeyrek yüzyıl öncesinden bugüne çekmiş olduğu siyasal çizgi, kötüye değil, iyiye doğru olmuştur.
Hem ekonomik olarak.
Hem siyasal olarak.
Her iki alanda da darboğazlardan geçildikten sonra uzlaşma yolları açılmış, ve bu sayede Türkiye nihayet istikrar ve yapısal değişim rayına oturmuştur.
Bu açıdan 2001 yılı Şubat krizi gerçek bir kırılma noktasıdır. Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik kriziyle birlikte bir anda dibe vuran Türkiye, denizin bittiğini görmüş, kurtuluş için bir yandan IMF'ye, öte yandan AB'ye yönelmiştir.
İyi de etmiştir.
Ecevit, Yılmaz ve Bahçeli'den oluşan üçlü koalisyon, ekonomide reformcu bir süreci başlatırken, aynı zamanda AB ile uyum çerçevesinde demokratikleşmenin kapısını aralamıştır.
Bu iyi bir başlangıç olmuştur.
2002 yılı kasım seçimleri ise yeni bir dönüm noktasıdır. Sandıktan tek başına çıkan AKP ile birlikte Türkiye bu kez istikrarı gerçekten yakalamaya yönelmiştir. Erdoğan hükümeti, hem ekonomide hem AB yolunda çok ciddi reformları gerçekleştirmiştir.
Özellikle son dört yıldır siyaset meydanında yaşanmış olan reformcu siyasal süreçte, uzlaşma kültürü açısından üç olumlu noktaya işaret etmekte yarar vardır.
Birincisi:
Ecevit, Yılmaz ve Bahçeli'nin oluşturdukları üçlü koalisyon, Şubat krizinin zoruyla da olsa, uzlaşma açısından Türkiye siyasetinde önemli bir dönemeç ya da iyi bir örnek olmuştur.
İkincisi:
Bir başka önemli uzlaşma örneği AKP hükümetiyle yaşanmıştır. AB ile uyum konusundaki yasal düzenlemelerde ana muhalefet partisi CHP, parlamentoda iktidara el vermiştir.
Üçüncüsü:
Yıllar içinde ekonomik gelişmenin de büyük katkısıyla güçlenen sivil toplum, AKP hükümetine Avrupa Birliği yolunda büyük destek vermiş, hatta bazı aşamalarda belirleyici olabilmiştir.
Uzlaşma açısından olumsuzluklara gelince:
Kıbrıs'ta, terörle mücadelede ana muhalefet partisi CHP, AKP hükümetini yalnız bırakmakta, köşeye sıkıştırmaya çalışmaktadır. AB yolundaki çok kritik bir eşikte, 3 Ekim'de ayağının kaymasını dört gözle beklemektedir.
Sorumlu bir tutum değildir bu.
Okay Gönensin'in yerinde deyişiyle, "3 Ekim savaşları" yaşanırken, sosyal demokrat iddialı bir partinin terörle mücadelede, sokağı ateşe vermek isteyenlere karşı uzlaşma ve destek elini siyasal iktidara uzatması daha sorumlu bir davranış olurdu.
Geçelim.
Tank sesiyle uyanmaya yine can atanlar var. Kızılelma koalisyonu malûm! Ama onlar her şafakta ölmeye mahkum! Ne kadar kışkırtırlarsa kışkırtsınlar, hevesleri kursaklarında kalacak.
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
Bir darbenin tam bir çılgınlık olduğunu, Türkiye'ye yapılacak en büyük kötülük olduğunu -asker dahil- aklı başında herkes biliyor.
Tekrarlamak isterseniz:
Türkiye bir daha tank sesiyle uyanmaz!
Nokta.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkler, Kürtler ve manyaklar
BUGÜN size iki yayından bahsedeceğim. Önce,"T...
Çetin ALTAN
"Sol" kavramı cacıklaştığında, "değişim"in çarkları affetmez...
Fenerbahçe-Milan gibi gece maçları saat 24'e ...
Melih AŞIK
Şimdiden kutlarız!
Tayyip Erdoğan, bugünlerde yine Amerika'da......
Fikret BİLA
Baykal: Erdoğan milletin kafasını karıştırıyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ABD yolunda...
Hasan CEMAL
Tank sesiyle uyanmak!(3)
Bir sabah vakti yine tank sesiyle uyanır mıyı...
Yılmaz ÇETİNER
Beleş maaşlı çöpçü kadroları ne oldu?
Geçmiş siyasi iktidarların dönemlerinde, İsta...
Güneri CIVAOĞLU
Anayasa'ya estetik
Anayasa'yı "parçalı bohça" zihniyetiyle bir k...
Can DÜNDAR
Tan baskını
Cumartesi "Bay Provokatör" başlıklı yazımda 6...
Hurşit GÜNEŞ
Mortgage ile emlak fiyatları uçar mı?
Emlak fiyatları 2001 mali krizinde dolar bazı...
Doğan HEPER
Halkın kızgınlığı yok mu?
İçinde bulunduğumuz eylül ayı belalı ay. 6-7 ...
Semih İDİZ
Fransa'ya fazla güvenen Rumlara hüsran
Rumların AB'de oynamaya çalıştıkları temel oy...
Hasan PULUR
Kuş yumurtası üretmek, yumurtaya taş vurmak...
"KUŞ yumurtası üretmek" diye bir deyim duydun...
Derya SAZAK
Umudumuz Schröder
Almanya'da pazar günkü seçime doğru, anketler...
Meral TAMER
İstanbullular sanattan yorgun düşecek
Dünyanın en muhteşem kenti İstanbul'da bu yıl...
Yaman TÖRÜNER
Özelleştirme soruları
Özelleştirme konusunda kendimize sormamız ger...
Güngör URAS
Koç, Tüpraş'ı coşturmak, koşturmak zorunda
Koç, 4 milyar 140 milyon dolar ödeyerek Tüpra...
Serpil YILMAZ
Cıngıllıoğlu gayrimenkul sektörüne yöneliyor...
Geçtiğimiz gün, kendi içinde "büyük", Türkiye...
M. Ali BİRAND
Bu iş bizi bozmaz
Bu yazıyı belirli bir çekinceyle yazıyorum. Z...

© 2005 Milliyet