|
Tank sesiyle uyanmak!(3)
Bir sabah vakti yine tank sesiyle uyanır mıyız? Yani darbe olur mu Türkiye'de?
Hayır.
Türkiye artık sorunlarını demokrasi çerçevesi içinde çözecek kadar güçlüdür, deneyim sahibidir.
Yeterince acı çekmiştir.
Yeterince olgunlaşmıştır.
Yeterince farklılaşmış, dışa açılmış, ekonomik, siyasal ve toplumsal açılardan gelişmiş, birçok alanda sivil toplumu güçlenmiştir.
Son kez 12 Eylül'de tank sesiyle uyandıktan sonra Türkiye'nin çeyrek yüzyıl öncesinden bugüne çekmiş olduğu siyasal çizgi, kötüye değil, iyiye doğru olmuştur.
Hem ekonomik olarak.
Hem siyasal olarak.
Her iki alanda da darboğazlardan geçildikten sonra uzlaşma yolları açılmış, ve bu sayede Türkiye nihayet istikrar ve yapısal değişim rayına oturmuştur.
Bu açıdan 2001 yılı Şubat krizi gerçek bir kırılma noktasıdır. Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik kriziyle birlikte bir anda dibe vuran Türkiye, denizin bittiğini görmüş, kurtuluş için bir yandan IMF'ye, öte yandan AB'ye yönelmiştir.
İyi de etmiştir.
Ecevit, Yılmaz ve Bahçeli'den oluşan üçlü koalisyon, ekonomide reformcu bir süreci başlatırken, aynı zamanda AB ile uyum çerçevesinde demokratikleşmenin kapısını aralamıştır.
Bu iyi bir başlangıç olmuştur.
2002 yılı kasım seçimleri ise yeni bir dönüm noktasıdır. Sandıktan tek başına çıkan AKP ile birlikte Türkiye bu kez istikrarı gerçekten yakalamaya yönelmiştir. Erdoğan hükümeti, hem ekonomide hem AB yolunda çok ciddi reformları gerçekleştirmiştir.
Özellikle son dört yıldır siyaset meydanında yaşanmış olan reformcu siyasal süreçte, uzlaşma kültürü açısından üç olumlu noktaya işaret etmekte yarar vardır.
Birincisi:
Ecevit, Yılmaz ve Bahçeli'nin oluşturdukları üçlü koalisyon, Şubat krizinin zoruyla da olsa, uzlaşma açısından Türkiye siyasetinde önemli bir dönemeç ya da iyi bir örnek olmuştur.
İkincisi:
Bir başka önemli uzlaşma örneği AKP hükümetiyle yaşanmıştır. AB ile uyum konusundaki yasal düzenlemelerde ana muhalefet partisi CHP, parlamentoda iktidara el vermiştir.
Üçüncüsü:
Yıllar içinde ekonomik gelişmenin de büyük katkısıyla güçlenen sivil toplum, AKP hükümetine Avrupa Birliği yolunda büyük destek vermiş, hatta bazı aşamalarda belirleyici olabilmiştir.
Uzlaşma açısından olumsuzluklara gelince:
Kıbrıs'ta, terörle mücadelede ana muhalefet partisi CHP, AKP hükümetini yalnız bırakmakta, köşeye sıkıştırmaya çalışmaktadır. AB yolundaki çok kritik bir eşikte, 3 Ekim'de ayağının kaymasını dört gözle beklemektedir.
Sorumlu bir tutum değildir bu.
Okay Gönensin'in yerinde deyişiyle, "3 Ekim savaşları" yaşanırken, sosyal demokrat iddialı bir partinin terörle mücadelede, sokağı ateşe vermek isteyenlere karşı uzlaşma ve destek elini siyasal iktidara uzatması daha sorumlu bir davranış olurdu.
Geçelim.
Tank sesiyle uyanmaya yine can atanlar var. Kızılelma koalisyonu malûm! Ama onlar her şafakta ölmeye mahkum! Ne kadar kışkırtırlarsa kışkırtsınlar, hevesleri kursaklarında kalacak.
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
Bir darbenin tam bir çılgınlık olduğunu, Türkiye'ye yapılacak en büyük kötülük olduğunu -asker dahil- aklı başında herkes biliyor.
Tekrarlamak isterseniz:
Türkiye bir daha tank sesiyle uyanmaz!
Nokta.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|