Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 15 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Özelleştirme soruları


Özelleştirme konusunda kendimize sormamız gereken sorular şunlar:
1) Yaptığımız özelleştirmeler Özelleştirme İdaresi'nin giderlerini karşılıyor mu? Özelleştirme İdaresi son 20 yıl içinde tam bir bürokratik kamu iktisadi teşebbüsü gibi çalıştı ve yıllık özelleştirme gelirleri, bırakın ülkenin bir yarasını sarmayı uzun yıllar bu bürokratik kuruluşun giderlerini karşılayamadı. Son yıllarda bu darboğaz aşıldı ve 2002-2004 yılları arasında sırasıyla yaklaşık 500, 850, 1.400 milyon dolarlık özelleştirme geliri elde edildi. Bu yılki özelleştirme geliri rekor seviyede ve şimdiden 13.500 milyon dolara ulaştı. Yani, ilk kez bu hükümet zamanında bir şeyler yapıldı. Daha önceki hükümetlerin icraatları da başarı odaklıydı ama ihalelerin çoğu daha sonra iptal edildi. Bu hükümetin başarısının bir bölümü de hâlâ gölgelenebilir durumda.
2) Özelleştirme mi fazla, yoksa devletleştirme mi? Maalesef hâlâ devletleştirme ve buradan doğan parasal zarar daha fazla. Yani, biz özelleştirdiğimizden fazla şirket veya malı devletleştirmişiz. Kamu sektörü küçüleceğine büyümeye devam ediyor. Tabii ki, devletleştirme derken, el konulan bankaları ve bunların malvarlıklarını kastediyorum. Yoksa, bahsedilen, parası ödenerek yapılan kamulaştırmalar değil. Devlet, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu eliyle bankalar, bunların ve banka sahiplerinin malvarlıklarına el koyup bankaların borçlarını da üstlenince bu sonuç ortaya çıktı. Bu yılki özelleştirmeler gerçekleştirilebilirse, açık kapatılmış sayılabilir.
3) Özelleştirme gelirleri yaramızın ne kadarını sarıyor? Maalesef, çok küçük bir bölümünü. Devletin iç borçları 167, dış borçları da 68 milyar dolar. Yani, devletin yaklaşık 235 milyar dolar borcu var. Ayrıca, 100 milyon dolar da özel sektörün dış borcu bulunuyor. 1995'te Tansu Çiller Telekom'u 20 milyar dolara satabilseydi, iç borçların neredeyse % 80'ini ödemiş olacaktı. Yaptırılmadı. Şimdi yapılan özelleştirmelerin toplamı iç borçların ancak % 8-10 unu karşılayacak boyutta. Borçlarımız da azalmıyor, artıyor. Artık, özelleştirme yapılarak borçların kapatılması olanağımız yok. Bu nedenle de hükümet vergilere yüklenmiş vaziyette.
4) Özelleştirme gelirleri sayesinde cari açık sorunu ortadan kalkacak mı? Hayır. Ama, özelleştirme gelirinden elde edilen dövizler satılırsa, piyasaya ek bir döviz girişi olur. Aynı etki, özel sektörün, örneğin Garanti Bankası'nın satılması sonucu elde edilen dövizlerin piyasaya verilmesi halinde de yaşanır. Sonuçta Türk lirası daha da değerlenir ve yeniden denge kazanma süreci uzar. Yani, döviz kurunun yükselme beklentileri 2006 ilkbaharına doğru kayar.
5) Özelleştirme ihaleleri iyi yapılıyor mu? Evet. Örneğin, Tüpraş'ta gayet kurallı ve şeffaf bir ihale izledik. Ancak, birkaç ay önce, yakında ihalesi yapılacağı bilinen Tüpraş'ın hisselerinin % 14.76'lık bölümünün blok halinde ve kimseye haber verilmeden bir kişiye satılması anlaşılamadı. Bunun alan kişi için Tüpraş'ın değeri 3 milyar dolar sayıldı ve kişi yaklaşık 450 milyon dolar koyup, birkaç ay içinde 750 milyon dolar para kazanmış oldu.
Ne olursa olsun, özelleştirme zor iştir. Hükümeti ve bürokratlarını bu konuda kutlamak lazım.

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkler, Kürtler ve manyaklar
BUGÜN size iki yayından bahsedeceğim. Önce,"T...
Çetin ALTAN
"Sol" kavramı cacıklaştığında, "değişim"in çarkları affetmez...
Fenerbahçe-Milan gibi gece maçları saat 24'e ...
Melih AŞIK
Şimdiden kutlarız!
Tayyip Erdoğan, bugünlerde yine Amerika'da......
Fikret BİLA
Baykal: Erdoğan milletin kafasını karıştırıyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ABD yolunda...
Hasan CEMAL
Tank sesiyle uyanmak!(3)
Bir sabah vakti yine tank sesiyle uyanır mıyı...
Yılmaz ÇETİNER
Beleş maaşlı çöpçü kadroları ne oldu?
Geçmiş siyasi iktidarların dönemlerinde, İsta...
Güneri CIVAOĞLU
Anayasa'ya estetik
Anayasa'yı "parçalı bohça" zihniyetiyle bir k...
Can DÜNDAR
Tan baskını
Cumartesi "Bay Provokatör" başlıklı yazımda 6...
Hurşit GÜNEŞ
Mortgage ile emlak fiyatları uçar mı?
Emlak fiyatları 2001 mali krizinde dolar bazı...
Doğan HEPER
Halkın kızgınlığı yok mu?
İçinde bulunduğumuz eylül ayı belalı ay. 6-7 ...
Semih İDİZ
Fransa'ya fazla güvenen Rumlara hüsran
Rumların AB'de oynamaya çalıştıkları temel oy...
Hasan PULUR
Kuş yumurtası üretmek, yumurtaya taş vurmak...
"KUŞ yumurtası üretmek" diye bir deyim duydun...
Derya SAZAK
Umudumuz Schröder
Almanya'da pazar günkü seçime doğru, anketler...
Meral TAMER
İstanbullular sanattan yorgun düşecek
Dünyanın en muhteşem kenti İstanbul'da bu yıl...
Yaman TÖRÜNER
Özelleştirme soruları
Özelleştirme konusunda kendimize sormamız ger...
Güngör URAS
Koç, Tüpraş'ı coşturmak, koşturmak zorunda
Koç, 4 milyar 140 milyon dolar ödeyerek Tüpra...
Serpil YILMAZ
Cıngıllıoğlu gayrimenkul sektörüne yöneliyor...
Geçtiğimiz gün, kendi içinde "büyük", Türkiye...
M. Ali BİRAND
Bu iş bizi bozmaz
Bu yazıyı belirli bir çekinceyle yazıyorum. Z...

© 2005 Milliyet