|
Çiçek ve Merkel
Angela Merkel, -sanırım- bir buket çiçeğe "en boş, en donuk, en sevgisiz bakan" kadın olabilir. Dış haberler yöneticisi arkadaşım Kadri Gürsel, bilgisayar ekranına Angela Merkel'in, seçim sonuçları açıklandıktan hemen sonra çekilmiş fotoğrafını getirdi.
Donuk, ışıksız, sevgisiz gözlerle karnının az üstünde iki eliyle tuttuğu bir buket kırmızı çiçeğe bakıyor.
Sanki çiçek değil de, kocaman bir domuz jambonu butu... O denli ilgisiz...
Ne Merkel'in yüzü çiçeklerle uyuşuyor, ne de çiçekler onun yüzüyle... Birbirlerine iki yabancı...
Merkel, ünlüler müzesinde teşhir edilmek üzere yapılmış balmumundan bir heykel... O cansız bedenin balmumundan dökme ellerine, doğanın renk, koku ve güzellik mesajı olan çiçekler iliştirilmiş.
Kadri Gürsel bu kez ekrana Schröder'i getiriyor...
Ona da iri bir buket kırmızı gül vermişler...
Schröder, gülleri sağ eliyle havaya kaldırmış, sol eliyle seçmenleri selamlıyor, gülüşü ışıl ışıl...
...................
Kadri Gürsel, "Bu iki fotoğraf, Almanya'daki seçim sonuçlarıyla ilgili her şeyi anlatıyor. Başka hiçbir şey söylemeye gerek yok" dedi.
Doğru.
Merkel, ışıktan yoksun bir politikacı.
Çiçeğe böyle bakan, insana nasıl bakar?
Türkiye'ye de böyle sevgisiz, ışıksız ve soğuk.
II. Dünya Savaşı öncesi ve savaş yılları Almanya'sındaki Yahudi aleyhtarlığına benzer bir Türk aleyhtarlığı psikolojisi oluşturmaya çalıştı.
Merkel, Avrupa'nın artık unutmak istediği hayaletleri anımsatıyor.
Schröder ise, bunun tam tersi, yeni Avrupa değerlerini yansıtıyor.
....................
Bu seçimin anatomisini kısaca çizelim...
Schröder'in partisi SDP, klasik sosyal demokrat parti kalıplarını kırarak, küreselleşme doğrultusunda reform programları uygulamaya başlamıştı.
Almanya'nın ayakta kalabilmesi için bu "neoliberal" reformlar şarttı.
Ama... Sosyal Demokrat seçmene "işkence" gibi geliyordu.
Onlar, çok yaygın ve devlet bütçesine çok pahalıya mal olan sosyal yardım ve destek programlarına alışmışlardı.
Seçim kararının alındığı mayıs ayında yapılan seçmen nabzı araştırmalarında, kendi tabanından tepkiler nedeniyle SDP'nin oyları sadece yüzde 24'tü... Merkel'in başında bulunduğu "Birliğin" oyları ise yüzde 49.
Arada 25 puan fark vardı.
3.5 ay içinde Sosyal Demokrat seçmen, Merkel'in başbakan olması halinde başlarına göktaşı düşeceğini anladı. Oylar yuvaya döndü.
Merkel'in dondurucu bakışları Almanları ürpertmişti.
.....................
Şimdi ne olacak?
2 Ekim'de yapılacak Dresden seçimleri, gerçi Schröder'in SDP'sine şans veriyor gibi görünmekte ama, oradan iki milletvekili çıkarsa bile gene de Merkel'in "Birliği" bir milletvekili önde.
Almanya her iktidar oluşumuna açık.
Merkel, başbakan olabilir... Schröder de... Ya da büyük koalisyona karşı çok direnirlerse hiç umulmadık şeyler olabilir.
Hıristiyan Demokratlar Merkel'den kurtulmak için tabanda, "O başarısız oldu, muhalefette kalalım, başka bir liderle yola devam edelim" diye homurdanmaya başladılar.
Sosyal Demokratlar da, sırf iktidarda kalabilmek için Merkel'in başbakanlığına razı olacak bir başka lider düşünebilirler. Onlar da fısıldaşıyor.
Veya büyük partilerden biri, Yeşiller ve Liberalleri yanlarına alabilir, hükümet kurabilirler.
Bütün bu olasılıklarda Türkiye açısından görünen şudur:
"Düne kadar ölümü gördük, sıtmaya bile razıydık, bundan sonrasında -Merkel başbakan olsa bile- en az 2 yıl Türkiye'nin yoluna Almanya'dan taş konulmaz."
Merkel'in seçimi alamaması, görünmez bir kutsal elin Türkiye'yi korumasıdır.
3 Ekim'de AB ile görüşmelerin başlaması artık daha büyük olasılık.
Almanya seçmeninden, "Avrupa'yı Merkel'le ikimiz yöneteceğiz" diyen aynı kafadaki Sarkozy'ye ve Merkel'in ayak izlerinden yürümeye kalkan Avusturya'ya da "iyi düşünülmesi gereken mesaj" var.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|