|
'Ayıp' var ise alanda değil satanda
Her özelleştirme ihalesinden sonra "içimize bir kurt düşüyor":
Acaba Türk Telekom'u alanlar çok mu kâr edecek?Tüpraş'ı alanlar bundan sonra çok mu para kazanacak?Galata rıhtımını kiralayanlar köşeyi mi dönecek?
Biz genelde bekliyoruz ki, her ihaleden sonra, ihaleyi kazanan açıklama yapsın "Biz bu ihaleye zarar edeceğimizi bile bile girdik. Zarar edeceğim ama, Türk halkı kazanacak..." Veya "İhaleyi kazandığımız için pişmanız... Bu iş bizi batıracak..."
İhaleye katılanların her biri zarar etmek, pişman olmak için değil "kâr bekleyişi ile ihaleye giriyor"... Kâr bekleyişi ile fiyat veriyor. Kâr bekleyişi ne kadar yüksek ise, fiyat da o kadar artıyor.
İyi de bizler neden ihaleyi kazananların kâr edeceklerini içimize sindiremiyoruz? Çünkü biz yıllardır "şerbetlendirildik". Bize dediler ki, "Devlet işletmesi kâr etmez. Devlet işletmesi zarar eder. Bu zarar halkın kârıdır. Devlet zarar eder ama halk kazanır."
Böyle şartlandırıldığımız içindir ki, biz şimdi birilerinin "Zarar etmesi gereken (!)" devlet işletmelerini, kâr etmek için satın almalarını içimize sindiremiyoruz... Birileri bu işletmeleri kâra geçirdiğinde halkın zarar edeceğine inanıyoruz.
Alan, kazanmak için alıyor
Ama unutulan, "oyunun kuralının bu olduğu"... Halkımızın oyları ile iktidara gelen hükümetler, "devletçi ekonomi" yerine "serbest piyasa ekonomisini" tercih etti. Serbest piyasa ekonomisinde ise hükümetler devlet işletmelerini özelleştirmeye ve satmaya mahkûm... Çünkü hem serbest piyasa ekonomisi hem de devletçi ekonomi bir arada olmuyor. Ya biri, ya öteki olacak... Halkımız oyları ile serbest piyasa ekonomisini uygulayacak hükümetleri işbaşına getirdiğine göre, (1) Devlet işletmelerinin özelleştirilmek için satılmasını, (2) Bunları yerli ve yabancı sermaye gruplarının (vatan millet aşkı ile değil, para kazanmak için) kâr etmek amacıyla satın alacaklarını kabullenmekten başka yapacak şey kalmamış demektir.
Ama bütün bunlar demek değildir ki, "Serbest piyasa ekonomisine inanan, özelleştirme kararı veren hükümetler", devletin nesi var ise, nesi yok ise yok pahasına önüne gelene satar da, bunlardan kurtulur.
Hükümetler, halkın tasarrufları ile kurulan işletmeleri, kamuya ait menkul ve gayrimenkulleri özelleştirme adı altında satarken, "müdebbir bir tüccar gibi davranmaya, bu işletmelerin, menkul ve gayrimenkullerin halk ve ülke ekonomisi yararına en verimli şekilde değerlendirilmesini sağlayacak koşulların, ihale şartları içinde yer almasına özen göstermeye" mecburdur.
Özelleştirilecek şirketlerin, menkul ve gayrimenkullerin ihalesi için hazırlanan sözleşmelerin hukuka uygunluğu ve şeffaflığı çok önemlidir. İhale sözleşmeleri hukuka uygun değil ise, mahkemelere yapılan başvurular sonucu yargı kararı ile ihaleler bozulmaktadır. Şeffaf değil ise, ihaleye katılanlar arasında haksız rekabet ortaya çıkmakta, ihaleler gerçek değerinin altında sonuçlanmaktadır.
Yanlış varsa suç satanda
İhale sözleşmesinin hukuka uygun olup olmaması, şeffaf olup olmaması, ihaleye katılanların ve ihaleyi kazananların suçu değildir. Onlar bunun sorumlusu değildir.
Genelde hata olduğu varsayılan her ihaleden sonra ihaleyi kazanan sorgulanıyor. İhaleyi kazanan kim? Parası var mı? Sahip olduğu işletmeyi verimli biçimde çalıştıracak niyete ve güce sahip mi? Geçmişi temiz mi? Niyeti ciddi mi? Bunlar ihaleden önce, ihaleye katılım için başvurular yapıldığında, hükümetler tarafından incelenmesi gereken konulardır.
İhale sonuçlandıktan sonra, "İhaleyi kazanmaması gerek kazandı... Ucuz aldı. Bu işten çok kazandı" şeklindeki tartışmalar işe yaramaz. Ama sorgulanması gereken yok mu? Var... Hukuka aykırı ve şeffaf olmayan ihale şartlarını belirleyen, ihale şartlarında özelleştirilen işletmelerin satılan menkul ve gayrimenkullerin mevcut durumunu ve gelecekte tabi olacakları sınırlamaları veya sahip olacakları imkânları açık bir şekilde ortaya koymayan hükümetler ve kamu görevlileri sorumludur. Ama bugüne kadar yanlış yapanlar "yaptıkları ile kaldı".
Alıcı neden aldı? Neden çok kâr etti, ediyor, diye sormayınız... Sorumlu olan satıcıdır. Satanlar kim? Neden doğru dürüst satmadı, diye sorgu sual eyleyiniz.
guras@milliyet.com.tr
|
|