|
 |
|
|
CNN TÜRK'ün yeni kare ası
CNN TÜRK'ün dört yeni kozu var. Ahmet Hakan Coşkun "Tarafsız Bölge", Mithat Bereket "Manşet" ve "Pusula", Nebil Özgentürk "Bir Yudum İnsan" ve Abbas Güçlü "Pozitif Eğitim" adlı programlarla izleyici karşısına çıkacak
ÖZKAN GÜVEN
oguven@milliyet.com.tr
Yeni yayın döneminde CNN TÜRK ailesine yeni isimler katıldı. Ahmet Hakan Coşkun 20 Eylül'de "Tarafsız Bölge" adlı programa başlıyor. Coşkun salıdan cuma gününe kadar 20.05'te canlı yayında konuklarını ağırlayacak. Mithat Bereket, Mehmet Ali Birand'ın uzun bir süre sunduğu "Manşet"i hafta içi her gün saat 17.00'de atacak. Nebil Özgentürk'ün 7,5 yıldır sürdürdüğü "Bir Yudum İnsan" yeni hayat hikayeleriyle 12 Ekim'de izleyici karşısına çıkacak. Abbas Güçlü ile "Pozitif Eğitim"de 25 Eylül'den itibaren eğitim sorunlarını masaya yatırmaya başlayacak.
Ahmet Hakan Coşkun / "Tarafsız Bölge"
"Herkes kalıplarla düşünmeye alışmış"
"Tarafsız Bölge" nasıl bir program olacak?
Hafta içi salıdan cumaya kadar o günün en önemli olayıyla ilgili olarak insanlarla sohbet edeceğiz. Konu ve konuk seçimi hayatın tüm alanlarını kapsayacak. Farklı olacak. Ana haber bültenlerinde konular çeşitli açılardan irdeleniyor. Biz daha çok onların görmediği bir açıyı yakalamaya çalışacağız. Zaman zaman görsellikten de yararlanacağız. Her dakikası planlanmış bir format olmayacak. Bazen sadece bir adamla 45 dakika konuşmayı tercih edeceğiz, bazen araya görüntüler koyabiliriz. Tek formatlı bir 45 dakika olmayacak.
Sizin medyanın parlayan yıldızlarından biri olduğunuz söyleniyor. Köşe yazılarınız zaman zaman çok tepki alıyor, insanları şaşırtıyorsunuz...
Benim bu konuyla ilgili tavrım şu: Türkiye'de çeşitli kalıplar, önyargılar, imajlar var. Bütün hesaplar, bütün tutum alışlar bu imajlara göre belirleniyor. Siz eğer A imajına sahipseniz, ne diyeceğiniz baştan belli. Herkes kalıplarla düşünmeye alışmış. Ben biraz bunun dışına çıkılmasına işaret ediyorum. Şaşırtıcılık varsa işte bu nedenledir.
Hiç tehdit aldınız mı?
Bana "Seni öldüreceğim" gibi gizemli ses tonlarıyla telefon açanlar olmadı. E-posta yoluyla "Çok ileri gidiyorsun" şeklindeki tehditler ki onlara tehdit diyeceksek ve ciddiye alacaksak, evet aldım.
Abbas Güçlü / "Pozitif Eğitim"
"Eğitime ne devlet ne medya önem veriyor"
Programın içinde neler olacak?
Türkiye'de 18 milyona yakın öğrenci, 30 milyon da veli var. 50 milyon insan eğitimle iç içe. Ama eğitim konusuna ne devlet ne medya önem veriyor. Biz bu programda eğitim alanında bir günceli takip edeceğiz. Sınavlarla ilgili en son gelişmeleri insanlar bizi izleyerek öğrenebilecek. İnsanlar "Ah şu sınavı kaçırdım", "Dershanelerde kayıtlar dolmuş" veya "Özel okullarda şöyle bir şey varmış da bizim haberimiz yoktu" diyemeyecek. Okul öncesi eğitimden üniversite girişe kadar her şey olacak. Yüksek lisans moda mı değil mi, insanlar askerden kaçmak için mi yoksa gerekli olduğu için mi bunu yapıyorlar? Bütün bunları masaya yatıracağız.
Programda veliler ve öğrenciler de olacak mı?
Evet. Velileri, öğrencileri, öğretmenleri tartıştıracağız. Ayrıca sokak röportajlarımız olacak. İnsanlara pat diye çok basit sorular soracağız. "Milli eğitim bakanı kim?", "Türkiye'de kaç milletvekili var?" diye herkesin biliyor gibi sanıp da ama bilmediği sorular... İnsanlar zamanla kendilerini de sorgulamaya başlayacak.
Mithat Bereket / "Manşet", "Pusula"
"Manşet'i olayların içinde atacağız"
"Manşet" programını daha önce Mehmet Ali Birand sunuyordu. Ustanızın yerine geldiniz. "Manşet"e yeni bir soluk getirecek misiniz?
Bu, boynuz-kulak meselesi değil. Mehmet Ali Birand çok büyük bir usta ama ben "Manşet"te farklı bir iş yapacağım. Ben muhabirim. Dünya kazan ben kepçe geziyorum. "Manşet"te de olayların içinde olacağım. O konuyla ilgili uzmanları da olay yerine götürmeye çalışacağız. İzleyiciyi programa sokacağız. İzleyici kafasına takılan bir soruyu anında bana gönderebilecek. SMS, mail, faksla bana ulaşan sorular yanıtlanacak. "Manşet"i olayların içinde atacağız.
Bunun yanında "Pusula" adlı programınız da olacak, değil mi?
Evet. "Pusula" iki haftada bir yayınlanacak. Onun formatı belli: Derinlemesine, film tadında tek bir konu olacak.
Siz savaş muhabiri olarak kaynayan bölgelere gittiniz. Hiç unutamayacağınız bir anınız olmuştur mutlaka...
Saraybosna ateş altındayken oraya kemaramanımızla defalarca gidip geldik. Televizyon binasında kalıyorduk. Her yer bombalanıyordu Sırplar tarafından. Bize bir oda verdiler ama penceresi falan yok. Dışarıya bir bomba düşse öleceğiz. Birisiyle tanışıyorsun, iki-üç gün sonra onun ölüm haberi geliyor. Dehşet bir şeydi bu. Ama beni en çok duygulandıran orada ne oldu biliyor musunuz? Savaş başlamadan, Sırplar burayı abluka altına almadan önce buradan birçok genç başka ülkelere kaçmış, yaşlılar orada kalmış. Ben oradan döndükten sonra haberlerimi yaptım, bir süre sonra dünyanın dört bir yanından insanlar beni buldu. "Bir daha gidecek misiniz, giderseniz bize haber verir misiniz?" dediler. Bir zaman oldu yine gideceğim ve bu insanlara haber verdim. Paralar, mektuplar, et suyu tabletleri, aklınıza ne gelirse; bunları yakınlarına ulaştırmamı isteyenler oldu. Gerçekten bu malzemeleri alıp o insanları buldum. Hepsi de yaşlıydı. Bana sarıldılar, ağladılar. Onlar da ben İstanbul'a dönerken çocukları için ördükleri kazakları, eldivenleri verdiler. Yani postacı gibi çalıştım.
Nebil Özgentürk / "Bir Yudum İnsan"
"En etkilendiğim portre Yaşar Kemal'di"
"Bir Yudum İnsan"ın ilk bölümünde kimin hayatını anlatacaksınız?
Tarık Akan'ın. Bir portreyi bir buçuk ayda hazırlıyoruz. Bu işin de yarısını bitirdik. Tarık Akan inişleri çıkışları olan bir aktör. Kendisinin reddettiği ve kartpostal çocuğu dediğimiz bir sinema dönemi, daha sonra olağanüstü başarı gösterdiği politik bir dönemi var. Onun bebekliğinden yetişkinliğine kadar ilk kez böylesine bir belgesel portre olacak. Tarık'ın hayatı, öfkeleri, kendisinin bile 30 yıl sonra gördüğü fotoğraflar olacak...
İnsanlar bu kadar uzun bir sürede sizden, kameralardan sıkılmıyor mu?
7,5 yıl boyunca 140'a yakın insanın hayat öyküsünü yaptım. Açıkçası isim belirlerken kendime torpil geçiyorum. Portre çalışmalarında beni seven, benim sevdiğim insanlara öncelik tanıyorum. Doğal olarak bizi yadırgamıyorlar. Bazen televizyona çıkmak istemeyen, bunu önemsemeyenler oluyor. Ama onlarla ahbaplık kurduğunuzda bunu da ortadan kaldırıyorsunuz.
Kimlerin belgeselini yaparsınız?
Önemli olan ünlü ve başarılı olmaları değil. Yaşamında müthiş iniş çıkışlar olan, geride bir şeyler bırakmış, birikimi olan insanları seçiyorum.
Bugüne kadar en çok etkilendiğiniz portre hangisi oldu?
En etkilendiğim Yaşar Kemal'di. Sezen Aksu'nun şarkı sözünün belgeselini yaptık; bundan da çok etkilenmiştim. 700 şarkı yazmış birinin şarkılarıyla hayatını harmanladık.
|
|
|

|