
|
|
|
 |
|
|
Medyaya düşen görev
Satır Arası / Deniz Sipahi
Gazeteciler zaman zaman bir araya gelmeli. Geleceği konuşmalılar... Dünyanın gidişatıyla ilgili olabilecek senaryoları tartışmalılar, stratejiler geliştirmeliler...
Çünkü kamuoyunun bilgilendirilmesi, yönlendirilmesi bugüne kadar önemliydi ama gelecek çok daha farklı olacak.
Sivil toplum örgütleri demokrasinin olgunlaşmasında vazgeçilmez damarlar ama medya da bir başka vazgeçilmez unsur.
Herkesin hem fikir olduğu bir gerçek var ki; bundan sonra medyanın sorumluluğu daha da artacak.
Berlin'deki şatoda MOO Sanssouci Colloquium yani "Gazeteciler Zirvesi"nde işte bu konuları konuyoruz.
İletişim olanakları arttıkça dünya daha da küçülmeye başladı.
Artık yaşadığınız yerin bir önemi yok; nerede olursanız olun internet aracılığıyla istediğiniz her şeyi yapma şansına sahipsiniz.
Salonu dolduran ve dünyanın her yerinden gelen gazeteciler de internetin bu büyülü dünyasının sektörü yeniden şekillendirdiği konusunda hemfikir.
Örneğin Frankfurter Allgemeine Zeitung'un editörlerinden Andreas Rosse, çok çarpıcı açıklamalar yapıyor.
"Başlangıçta interneti çok dikkate almamıştık. Şimdi her şey değişti. Bütün stratejilerimizi internete göre yapıyoruz. İki yıl öncesine kadar pazar günleri 200 sayfaya kadar ulaşan insan kaynakları gazetemiz 30 sayfaya düştü. Gençler gazeteyi internetten okumayı daha fazla seviyorlar..."
Bir hatırlatma yapalım.
Avrupa'nın birçok ülkesinde gazetelerin internet sayfaları paralı. Yani seçtiğiniz sitelere abone olup haberleri okuyabiliyorsunuz.
Öyle olunca medya kuruluşlarının bir kaybı yok. İnternet reklamverenler için de yeni bir mecra olmuş durumda.
Bir başka tez ise internetin gazetelere değil televizyonlara daha fazla rakip olduğu.
Çünkü bilgisayar sayısı arttıkça, insanların bilgisayar karşısında geçirdikleri vakit de artıyor. Yani bazı programlarının reyting kaybına uğramasının altında işte bu gerçek yatıyor.
* * *
Popüler kültür sadece Türkiye'de tartışılmıyor. Avrupa medyasını yönetenler de bizdeki "televole kültürüne" benzer programların giderek ilgi çekiyor olmasını anketlerle anlamaya çalışıyorlar.
ZDF'nin Genel Müdürü Marhiss Schachter ve Dış İlişkiler Direktörü Rudolph Meyer, "Big Brother" yani Türkiye'deki versiyonu "Biri Bizi Gözetliyor" adlı programla ilgili şöyle konuşuyorlar.
"Sorduğunuzda herkes seyretmediğini söylüyor ama ölçümler aksini gösteriyor. İnsanlar bu programlarda kendilerinden bir şeyler buluyorlar. Yakın çevrelerinde gelişen olayları ekranda görüyorlar. Bu da ilgiyi artırıyor..."
İnsan her yerde aynı. Hayat zorlaştıkça, politikacılara güven azaldıkça, hoşgörü ortamı giderek bizden uzaklaştıkça ekonomik ve siyasi içerikli programlara ilgi azalıyor.
Bu boşluğu da işte bu yayınlar alıyor.
İşte önemli olan ölçüyü kaçırmamak; seyirci istiyor diye her şeyi yapmamak.
Almanya'dan dönerken bir kez daha anladım ki; burası çok küçük bir dünya.
Burayı barış ve dostluk gezegeni haline getirmek hiç de zor değil.
Yeter ki; iletişimi kuvvetlendirelim, ilişkileri geliştirelim.
Bu açıdan bakıldığında medyaya ve gazetecilere büyük görevler düşüyor.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|