|
 |
|
|
3 Ekim'le muhalefet!
Avrupa Birliği'yle 3 Ekim randevusu yolunda mı?
Evet öyle.
Son anda bir sürpriz olup yatması ihtimali çok uzak. Türkiye'nin üyelik müzakereleri önümüzdeki 3 Ekim'de resmen başlayacak.
Buna canı sıkılanlar var.
Dua ediyorlar, bu iş yatsın diye.
Ne yazık!
3 Ekim'in aş ve iş sorunu açısından önemini göremiyorlar.
3 Ekim'in demokratikleşme açısından önemini göremiyorlar.
3 Ekim'in hukuk devleti açısından önemini göremiyorlar.
3 Ekim'in hayat kalitesi açısından önemini göremiyorlar.
Bir tren, 3 Ekim'le birlikte istasyondan ağır ağır ayrılacak. Hızı bazen yavaşlayıp bazen hızlanacak.
Ama rayda kalacak!
Önem taşıyan bu.
Brüksel'e ne zaman varır?
Tabii kestirmek kolay değil. Veya ille de kestirmek gerekmiyor. Önemli olan artık bu trenin rayda kalacak olmasıdır.
Bir başka deyişle:
Geri dönüşü pek olmayan bir yolculuğun başlamasıdır Türkiye için...
Unutmayın!
Bu tren yolculuğunun bileti, Türkiye için aynı zamanda bir kalite belgesi yerine geçecek.
Sakın ne önemi var demeyin.
Bu kalite belgesiyle Türkiye'nin aş ve iş sorununun çözümü kolaylaşacak.
Bakın, her yıl 700 bin kişiye iş bulmak zorundayız. Kendi tasarruflarımızla bunun ancak yarısı sağlanıyor.
Diğer yarısı için ne mi lazım?
Yabancı sermaye yatırımları...
İşte, 3 Ekim bunun için de şart.
Biliyor musun bu acı gerçeği?
Farkında mısınız, 3 Ekim'in gerçekleşme yoluna girmiş olması, Türkiye'ye hem yabancı sermaye girişini, hem de ilgisini müthiş artırmış durumda...
Örneğin, Tüpraş'ın özelleştirme fiyatı böylesine büyük bir sıçrama yaptıysa, bunda 3 Ekim'in payını sakın göz ardı etmeyin.
Özelleştirmeler böyle devam ederse, Türkiye'nin gelecek yıl denk bütçe yapabileceğini biliyor musunuz?
Bunca yıl sonra iki yakasını bir araya getirebilen bir devletin, artık sosyal işlevini, eğitimini, sağlığını üstlenmeye başlayacağının farkında mısınız?
Bunlar bir zamanlar hayaldi.
Evet hayaldi.
Şimdi gerçekleşme yolunda...
O yüzden 3 Ekim'i küçümsemeyin.
Bu bir dönüm noktasıdır.
Bu kavşağa kolay gelinmedi.
Özellikle AKP hükümeti dönemindeki demokratikleşme, Kıbrıs'ta anlayış değişimi ile mali ve ekonomik istikrar politikalarıdır, Türkiye'yi 3 Ekim'e getiren...
Eğer ana muhalefet partisine kalsaydı, Türkiye bugün siyasal ve ekonomik istikrarsızlığın sularında tıknefes kulaç atıyor olacaktı.
Çünkü, Baykal'la o çok bilmiş kurmayları, önce Kıbrıs'ta ezber bozulmasına karşı çıktılar. Sonra, 17 Aralık'ta AB ile tarih uzlaşmasının reddedilmesini istediler.
Son olarak da, Gümrük Birliği Protokolü'nün imzalanmasına, Güney Kıbrıs'ı tanımak olur diye karşı çıktılar.
Allah'tan kendilerini dinleyen olmadı.
Bu sayede Türkiye 3 Ekim'e geliyor, AB yolunda yürümeye devam ediyor.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|