|
 |
|
|
Merkel / Kızılelma
Bir görüş, diğer dillere çevrildiğinde hâlâ aynı ilgi düzeyindeyse, değerlidir.
Almanya seçim sonuçlarının Türkiye'deki yorumları, başka dillere çevrilmedi ama Avrupa medyasındaki yayınlarla örtüştüğü için en azından "geçerli" notu olmakta.
Birkaç örnek yansıtayım...
.................
İngiltere'de yayımlanan THE GUARDIAN gazetesi:
"Angela Merkel'in Türkiye politikası tam bir yüzkarasıydı.
Viyana'da, Merkel'in açık bir seçim zaferi kazanacağı umuluyordu. Böylece Avusturya'nın eli güçlenecekti. Ancak... Merkel seçimden başarıyla çıkamadı, bu da Avusturya'nın yalnız kalacağı anlamına geliyor.
Türkiye'nin Avrupa'ya alınmaması, medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesi anlamına gelir.
Batı demokrasisi ve hoşgörüsünün içi boş bir ikiyüzlülükten başka bir şey olmadığının en iyi kanıtı, insan haklarına çeki düzen vermiş bir Türkiye'nin reddedilmesi olacaktır.
Almanya'daki seçim sonucu, Türkiye'nin tam üyelik perspektifini destekleyen İngiltere'nin elini de güçlendirdi."
...................
İngiltere'de yayımlanan DAILY TELEGRAPH gazetesi:
"Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri Merkel'in seçimleri yitirmesinden sonra hüsran cephesi oluşturdular. Polonya ve Baltık Devletleri, umutlarını Merkel'in kazanmasına bağlamıştı."
...................
İngiltere'de yayımlanan THE INDEPENDENT gazetesi:
"Merkel'in seçimleri kazanamaması, Türkiye'nin yararına oldu.
Avusturya yalnız kalınca, 3 Ekim'de Lüksemburg'ta Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlaması kesinleşmiş oldu."
...................
Bunlar, Türkiye medyasıyla büyük ölçüde örtüşen satırlar...
Ancak... Türkiye medyası, olumsuzluk coğrafyasını Almanya'nın yanı sıra Avusturya, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan ile sınırlı tuttu.
Oysa... Görülüyor ki, AB'nin yeni üyeleri olan Polonya ve Baltık ülkeleri de Merkel'in kazanması ve Türkiye'nin önünde tam üyeliğe giden yolun kesilmesi için adeta dua ediyorlardı.
Macaristan'ı da bu sepete koymak gerek. Fransa'nın gönlünde "imtiyazlı ortaklık" var. Bunların hepsi "Merkel'i koçbaşı" olarak kullanmak istiyorlardı.
Türkiye, AB yolunda, mücadeleyle yaralar alarak ama söke söke ilerliyor.
Daha çok yakın denebilecek geçmişte, Almanya'nın başındaki Kohl, "Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği söz konusu bile değildir" dememiş miydi?
Dışişleri Bakanı Genscher ile Mesut Yılmaz arasında buzullar oluşmamış mıydı?
Türkiye 3 Ekim'e yaklaşırken çiçeklerle karşılanmıyor. Hiçbir aday üye ile tam üyelik görüşmeleri böylesine serin ve isteksiz başlamadı.
Bütün bunlar gerçek.
Ama...
Türkiye, daha tam üyelik başvurusunu yaparken ince uzun ve zorlu bir yola girdiğinin bilincindeydi.
Hiçbir başarı altın tepside sunulmaz.
..................
Merkel'in Almanya'daki seçimleri alamamış olması, dışarıda bazılarının hayallerini dondurmuştur.
Bu görülüyor.
Ya içeridekiler? Türkiye'nin içindeki "Kızılelma" koalisyonu?
Onlar da AB yoluna taş konulması hesaplarını Merkel'in seçimleri almasına endekslemiş, kenarda bekliyordu.
Merkel kazanacak, Türkiye'yi dışlayacak, imtiyazlı ortaklık için dayatacak, yanına Fransa'yı, Avusturya'yı, Kıbrıs'ı, Yunanistan'ı, Polonya'yı, Baltık ülkelerini hatta Macaristan'ı alacaktı.
Türkiye'de bu dışlayıcı ve aşağılayıcı tavırlar nedeniyle ayranlar kabaracak, meydanlara "AB'ye HAYIR" pankartlarıyla öfkeli insanlarımız akacaktı.
Türkiye için fazla geniş bulunan demokrasi giysisi, elde makasla kesilip biçilecek, daraltılacaktı.
Türk'ün Türk'e propagandasıyla dar alanda milliyetçilik oynanacaktı.
Daha ötesine dönük mide bulandırıcı projeleri yazmak istemiyorum.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|