Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Eylül 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kitap mı daha çok yol yapar, tekerlek mi?

Tavandan sarkıtılmış yüzlerce kitabın altından yürüyerek girdiğiniz sergi mekânında sanatseverleri bekleyen başka sürprizler de var


Sergiye boşuna "Çekim Merkezi" adı konmamış. Daha salondan içeri adımımı atar atmaz beni sadece bedenimle değil, bütün ruhumla kavrayıverdi. Hani bazen bir sergiyi gezerken ya da bir konseri izlerken bir bakarsınız ki dalmış, bambaşka yerlere gitmişsiniz... Burada ne mümkün?
İstanbul Modern'deki bu ilk uluslararası sergi, - ki bana sorarsanız çağdaş sanatta Türkiye'de bugüne kadar böyle esaslı bir uluslararası sergi daha önce yapılmadı- mutlaka görülmeye değer. Çekim Merkezi'nde yapıtlar az ve öz. Dünyaca ünlü sanatçıların çeşitli dönemlerden çok ses getiren yapıtları biraraya getirilmiş.

Tavandan sarkan kitaplar
Cumartesi gecesi açılış konuşmalarının ardından daha sergi mekânından adımımı atar atmaz, tepemde asılı duran binbir çeşit kitapla çarpıldım. Kitapları daha önce hiç bu pozisyonda görmemiştim. Uzansam neredeyse dokunacağım kitaplara...
Bayağı geniş bir alanı kaplayan asma tavan gibi. Meğer Çekim Merkezi'nin ilk sanatçısıyla buluşmuşum bile... İngiliz heykeltıraş Richard Wentworth'muş. 80'lerin başında ortaya çıkan "Nesne Heykeltıraşları" arasında yer alarak uluslararası üne kavuşmuş.
Wentworth, 2 Almanya'nın birleşmesinin ardından Berlin'de yaşadığı yılların izlerini taşıyan bu enstelasyonu 1995'te Londra'ya döndüğünde yapmış ve Sahte Tavan adını vermiş. İstanbul Modern'in girişinde, müze kütüphanesinin bir bölümünü de kaplayacak şekilde, yüzlerce kitabı ince çelik tellerle tavandan sarkıtmış. Sahte Tavan, heykel olarak ele alındığında istikrarla ilgili geleneksel düşüncelerin altını boşaltıyor. Kitabı algılayış biçimimizi bir anda alt üst ediveriyor.
Doğu ve Batı geleneklerinden kitapların bir araya getirilmesi ve yeniden düzenlenmesi, kültürler arasındaki bağlantı ve uzaklıkları gözler önüne sererken, müze alanını estetik ve kavramsal bir tartışma zeminine dönüştürüyor.

Kış uykusu
Wentworth'e göre kitap nedir? Kendisiyle yapılmış bir söyleşiden özetliyorum: "Geniş kitleler için seri olarak üretilen kitap, belki de tekerlekten sonraki en hareketli, en zekice insan icadıdır. Birçok kitap, bir rafın üzerinde sakin bir yaşam sürdürebilir. Meraklı insanlar tarafından seçildikleri zaman, kış uykularından uyanırlar. Bir kitabın yaşamı, insanlar arasındaki tartışmalarla da canlanır.
1993-94 yılları arasında Berlin'de yaşadım ve 2 Almanya'nın birleşmesinin ardından kentin bitpazarlarında inanılmaz miktarlarda kitabın dolaşıma girdiğine tanık oldum.
Doğu Alman, Batı Alman kitapları, Rus, Fransız, İngiliz, Avusturya kitapları... Çok okunmuş kitaplar, yıpranmış kitaplar, macera öyküleri, aşk hikâyeleri, erotik kitaplar, akademik ve teknik kitaplar, okul kitapları, tarihi geçmiş kitaplar, Kur'anlar, İnciller, sözlükler, rehber kitaplar...

Kitapların altında ezildim
Bu kitapların çoğu, iklim koşullarına açık olurdu. Üzerlerine yağmur ve kar yağardı. Kitapların uzun sosyal çöküşleri, çoğu zaman rutubetten kaynaklanan ölümle sonuçlanır. Orada terkedilmiş bir biçimde yatarlar, sokağın sert ve parlak yüzeyinde... 1995'te Londra'ya döndüğümde Sahte Tavan'ı yaptım."
Güya bugün sizlere, yapıtları Türkiye sınırlarından içeri ilk kez giriş yapan Anish Kapoor ve Jeff Koons gibi dünyaca ünlü sanatçılardan da söz edecektim. Ama daha girer girmez nefesimi kesen kitapların altında ezilip kaldım gördüğünüz gibi. Devamı yarına...
Türk Ekonomi Bankası'nın sponsorluğunda hafta sonu açılan sergiyi yetişkinler 5 YTL'ye; öğrenci ve 65 yaşın üzerindekiler 2 YTL'ye gezebilir. İstanbul Modern'de devamlı sergilenen eserler de bu fiyatın içinde görülebilir. 1 taşla 2 kuş...

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kıbrıs'ın sorumlusu Fransa'dır
RUMLAR son derece mutlu. İngiltere'nin hazırl...
Çetin ALTAN
Burjuvalaşma ıkınmalarından son görüntüler...
İsa'dan önceki uygarlıklardan bu yana tarihse...
Melih AŞIK
Telafer katliamı
Amerika bu yılın ilk 7 ayında İskenderun Lima...
Fikret BİLA
Savunma harcaması şeffaf olmalı
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Türk Silahl...
Hasan CEMAL
3 Ekim'le muhalefet!
Avrupa Birliği'yle 3 Ekim randevusu yolunda m...
Güneri CIVAOĞLU
Merkel / Kızılelma
Bir görüş, diğer dillere çevrildiğinde hâlâ a...
Abbas GÜÇLÜ
Türbandan sonra şimdi de etek
Başbakan Erdoğan ve bakanlar, türban tartışma...
Hurşit GÜNEŞ
Şarapçılık baltalanıyor
Alkollü içecekler ile sigaraya ağır vergi koy...
Nail GÜRELİ
İlhami Soysal
İlhami Soysal ile 30 yıllık arkadaştık. Yedi ...
Hasan PULUR
İlim, zulüm ya da al gülüm, ver gülüm!..
1970'li yıllar, Türkiye "Bu düzen değişecekti...
Meral TAMER
Kitap mı daha çok yol yapar, tekerlek mi?
Sergiye boşuna "Çekim Merkezi" adı konmamış. ...
Güngör URAS
Merinos'un makinelerini söktük hurdacıya sattık (Merinos özelleşti!)
Özelleştirme Yüksek Kurulu, Bursa'daki ünlü M...
M. Ali BİRAND
Avrupa, Kıbrıs'ta kendini aldatıyor
Avrupa Birliğine üye 25 ülke sonunda anlaştı...

© 2005 Milliyet