Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 22 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yollarda büyütürüm seni

Batu altıncı haftasını doldurduğu gün 450 kilometrelik yol tepip hafta sonu tatili için Küçükkuyu'ya gitti. Dengesi bozuldu tabii

igursoy@milliyet.com.tr


Bizim suçumuz yok, işin uzmanı dedi "Çocuğun durumuna siz uymayın, onu bir şekilde kendi programınıza dahil edin" diye. Bizim için de geçen hafta sonu Küçükkuyu (Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinin şirin mi şirin tatil beldesi) seyahati vardı programda. Kadere karşı gelinmez, Batu'yu da attık arabaya ve yola düştük.
Cumartesi sabahı 07.00'de feribota bindik, iki saatlik bir deniz yolculuğu başladı. Arabadan inip yolcu salonuna geçtik. Oğlum sabit bir şekilde bakmadığı anların çoğunda olduğu gibi yine derinler derini bir uykuya daldı. Ama artık gündüz uykularının süresi kısalıyor, 45 dakika-1 saat sonra uyandı. Benim oturmam gereken yeri sağ yanımdaki hanımefendinin torbası ve sol yanımdaki beyefendinin zarif elinin dolma parmakları işgal ettiği için yolculuğu ayakta tamamlayacağım belli olmuştu. Aldım çocuğumu, feribot içinde gezdirmeye başladım. Tabii bir yandan konuşmak lazım kendisiyle. Bebek dilinden pek anlamam. Şimdi işten bahsetsem, çocuk sıkılacak. Futbol konuşsam, diğer yolcular beni banal bulacak. O anda televizyonda Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nu gördüm. Başladım çocuğa hocayı anlatmaya. Bunun da ne kadar yanlış bir seçim olduğunu şu bölüme gelince anladım: "Evet oğlum, Müftüoğlu dokuzuncu cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'in de eski doktorudur. Demirel kim, biliyor musun? Kendisi Adalet Partisi'nin..."

Maalesef beni okumayanlar gördüm
Feribottaki turumuz sırasında yolcular Batu'yu pek bir sevdi. Sağdan soldan "Ah canım, pek de küçük" sesleri geliyordu. Madem o kadar seviyorlardı, Milliyet Cumartesi'yi açıp bu köşeyi okusunlardı, di mi? Okuyan pek çok kişinin yanı sıra maalesef okumayanlar da gördüm, fire vermiştik! Anladım ki daha fazla çalışmamız gerek.
Bandırma'da indik ve üç-dört saat sürecek kara yolculuğuna başladık. Burada tanıdığımız, sağduyusuna güvendiğimiz o eski Batu'ya yeniden kavuşmanın kıvancını y z andan itibaren tatsızlık başladı. Bangır bangır, esaslı bir ağlama değil ama alttan, bitmek bilmeyen bir vızıldama ve mızırdanma maratonuna girdik. Uykusu vardı uyumadı, aç değilken meme emmek istedi. Keyfi yoktu çocuğun, belliydi (Doktora göre, ilk dokuz ay boyunca bebek ortam değiştirdiğinde evini özlermiş. Huzursuzluk olabilirmiş). Evde Şebnem ve Süreyya'nın 7 aylık oğulları Can da vardı. O son derece mutluydu. İştahla ayağını yemeye çalışıyor, sesinin ne kadar gür çıkabileceğini bize ispatlamak için bağırıyor da bağırıyordu. Batu'nun kıyafetlerinin önemli bölümü Can'ın eskileridir (Anne-babası da mal devretme prensibinin yılmaz bekçileridir). Can da sanki bunu yüzümüze vurmak ister gibi hınzırca gülüyordu!
Batu ilk günün huzursuzluğundan sonra pazar günü normalleşti. Cumartesi kuvvetli esen rüzgar da dindiği için sahile götürdük. Deniz çok soğuktu, denemedik bile. Ama kıyıya vuran dalgaların sesiyle bizimki yeniden derin bir uykuya daldı.

Maalesef beni okumayanlar gördüm
Feribotta alt değiştirme odası
Araya bir not: Yazının üst bölümünde o kadar çok uykudan bahsetmişim ki Batu'yu tropikal ormanlarda yaşayan tembel hayvanlara benzetmişim. O kadar da değil demek istiyorum ama gerçekler de ortada!
Dönüş yolunda yine sorun yaşamadık. Gidişten farkı, feribot yolculuğunun ortasında oğlanın acıkmasıydı. Normalde yolcuların alınmadığı merdivenler bölgesine girdik, uygun bir yere yerleştik ve Begüm emzirmeye başladı. Yaklaşık 45 dakika sonra güvenlik görevlisi bizi gördü. Ben kızacak zannedip durumu açıklamaya çalışırken adam yanı başımızda duran bir kapıyı açtı: İçeride alt değiştirme tahtası falan olan bir oda. Emzirmek için pek konforlu olduğu söylenemez, geniş bir koltuk düşünülmemiş mesela... Ama bizim gibi yere oturmaktan iyidir belki de.
Sabaha karşı 03.30'da eve girdiğimizde yine Batu'ya dağarcığımızdaki tüm övgüleri sıraladık. O ne harika, ne uslu ne anlayışlı bir çocuktu falan filan.
Bir insanı tanımanın en iyi yolu onunla seyahat etmekmiş. Biz de çocuğu tanıyalım, çocuk bizi tanısın diye giriyoruz bu zahmete, tatil düşündüğümüzden falan değil yani!



CUMARTESİ
Sanatla alışveriş iç içe
"Caza ilgi artmadı resmen patladı"
CNN TÜRK'ün yeni kare ası
Bu festival çocuklar için
Çöp kovaları davul, temizlik işçileri orkestra üyesi olacak
En moda, En yeni
MİNİKLERİN DÜNYASI





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet