Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 22 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Su uyur para uyumaz!

"Eski para" kendisini korumayı bilir. İşte sosyetenin sathı müdafaa taktikleri...

www.ilhanuckan.com Faks: (0212) 505 63 88

Türkiye'de "eski para"ya gelin gitmenin kuralları vardır... Bunlar arasında "gizlilik" ve "ketumluk" baş sırada gelir. Sosyeteyle evli eski mankenler ve sanatçılar bu kurala uyma oyununu müthiş bir ustalıkla oynarlar. Hiçbir yerde uygunsuz resimlerine rastlayamazsınız...
En son örnek: Bu yazın en çok konuşulan kadını Süreyya Yalçın, Dürüst ailesine gelin oldu... Bir yanda yeni bir servet, öbür yanda İstanbul cemiyet hayatının en çok konuşulan ailesi...
Süreyya Yalçın'ın bir tane uygunsuz resmini gördünüz mü?
Semiramis Pekkan yatta üstsüz yakalandı. Resimlerine hemen savcılık kararıyla tedbir koydurdu.
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Hülya Avşar yıllarca sosyeteye kendini kabul ettirmeye çalıştı.
Oysa bize yüzyıllardır sürüyormuş gibi gelen evliliği topu topu sekiz senelikmiş...
Kaya beyle yaşadıklarını tenis maçı gibi izledik...
Peki top ne zaman çizgiyi geçti?
Feraye hanım yüzünden değil...
40'ını aşmış bir annenin, artık kızının giyeceği bir tangayla yattan objektiflere "yakalanması ve bununla gurur duymasıyla"...
Bence "eski para" Hülya Avşar'ın "çift hata" yaptığına karar verdi...
Maç sayısını Kaya Çilingiroğlu aldı...
Gamze Özçelik ve Mehmet Mutlu'ya hem sabır hem selamet dileyelim ama evlenirlerse bunu uzun ömürlü yapmaları zor...
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Sosyete mahremiyet sever... Cesaret de bir yere kadar. Çünkü su uyur para uyumaz ve unutmaz!
İyi oyunlar herkese...



"Sosyeteye gelin olma" kuralları
1) Sabır, sabır, sabır...
2) Elde ve dilde sıkılık!
3) Yalçın Küçük'çü değilseniz bile bir İzmir-Selanik bağlantısı...
Harika örnekler: Merve Kurttepeli, Siren Ertan.
Başarısız vakalar: Hande Ataizi, Güzide Duran.



Erkek Köşesi
Hoşlandığınız kızın ilgisini nasıl çekersiniz?
Diyelim ki beğendiğiniz bir kız var ama ona nasıl yaklaşacağınızı, herhangi bir teklifinize ne tepki vereceğini bilmediğiniz için fena halde çekingen davranıyorsunuz... Derdiniz bu olsun, daha kolay bir şey yok. Sadece onu her gördüğünüzde "Merhaba" deyin ve yolunuza devam edin. Yüzüne bakmaya devam etmeyin sakın. Cevap vermesini hiç beklemeyin. Sadece yürüyüp gidin. Sizinle tanışmadığı halde selamlaşmanız onun kendini rahat hissetmesine neden olacaktır. Kısa zamanda sizinle konuşma yolları aradığını göreceksiniz... Diyecek şey bulamazsanız aklınıza iyi bir şeyler gelene kadar selam verip kaçmaya devam edin... Kolay değil miymiş?



Öptüm sizi

Reha Muhtar köşesinde "Ritmimi bozan kadınlar" diye başlık atıp, geçen hafta yazdığım "Erkeğin dengesini bozma oyunu"ndan uzun uzun alıntılar yapmış ama aslında ciddi bir yorumcuk da yapamamış yazıma. Mesele "kadınların zikzak ritmi" olunca bir erkeğin diyebileceği pek bir şey de yok zaten. Ama şunu demiş bir; "Ömrüm boyunca, benim de ritmimi bozmak için her çabayı gösterenler oldu, sağolsunlar. (...) Olan onların ritmine oldu. Ritimsiz kaldı kızcağızlar..." Ah Reha beyciğim ah! Birincisi, o kızcağızlar "istikrarlı" değilmiş; ikincisi, bu ritim denen şey "Al ritmimi ver ritmimi" gibi bir şey değil ki, biyolojik yani. Şu erkekler ne kadar da romantikler. Biz "Romantik erkek isteriz" diye diye hepten tuhaf oldular vallahi... Öpelim de ritim gelsin biraz...




ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"Ben de kıskanılmak istiyorum!"
Canımdan çok sevdiğim sevgilim -onun da beni deliler gibi sevdiğini biliyorum- beni kıskanmıyor! Çıldıracağım bu yüzden inanın ki... Bense onu çok kıskanıyorum (suyunu çıkarttım), belli ettikçe şımarmakla beraber aşırıya kaçtığımı söylüyor, hatta kızıyor bana! Evet, kıskançlık konusunda biraz dozu aşıyorum da bu adamda gram kıskançlık yok ya da belli etmiyor! Neden diye soruyorum hem kendime hem de ona, bana verdiği cevap; bana güveniyormuş, ben başkasına pas vermezmişim... Hakikaten de öyle... Şimdi ben bu adama ne edeyim? Bırakmam bu adamı ama onu "adam" etmek ve çıldırtmak istiyorum! Ben de kıskanılmak istiyorum! Yardım edin bana lütfen...
B.B.

* * *

Kıskanmaz tabii! Neden kıskansın ki? Kıskançlık duygusu kaybetme korkusu duyduğun kişiler için gelişir. Ama onu o kadar deli gibi sevdiğini bilen biri, kaybetme korkusu da duymayacağı için sizi kıskanması da zor elbette. Ama şöyle tuhaf şeyler yapmaya başlarsanız; mesela her zamanki görüşmenize gitmezseniz, aramalarına çıkmazsanız, sonra da bir ara şöyle birkaç gün ortadan kaybolursanız bir şeyler yoluna girmeye başlar. Tabii dikkat edin de arkadaşlarınız ona ağızlarından bir şey kaçırmasınlar. Oyununuzu açık etmesinler. Nerelerde olduğunuzu sorarsa da kaçamak cevaplar vermeyi, sanki bir şeyleri saklamaya çalışıyormuş gibi davranmayı da unutmayın. Bir de çok talep gören biri olduğunuzu ama sizin sevgilisine sadık biri olduğunuzu, yani biriyle beraberken başkasına bakmayacak biri olduğunuzu en güvendiğiniz kız arkadaşınız aracılığıyla ona dillendirin. Yani biraz ortalığı karıştırmakta yarar var, değil mi ama ya...





CUMARTESİ
Sanatla alışveriş iç içe
"Caza ilgi artmadı resmen patladı"
CNN TÜRK'ün yeni kare ası
Bu festival çocuklar için
Çöp kovaları davul, temizlik işçileri orkestra üyesi olacak
En moda, En yeni
MİNİKLERİN DÜNYASI





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet