Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 22 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Avrupa'da bir ayı var, bizde kaç?..

yural@milliyet.com.tr


Geçen haftaki yazımda avcılık, av ve atıcılıktan söz etmiştim. Yazımın sonuna da bir avcı fıkrası eklemiştim. Bu kez yazıma, avcı fıkrasıyla başlayarak girmek istiyorum.
* * *

Trakya'da bir avcılar kahvesinde, avcılar oturmuş, aralarında söyleşiyorlarmış. Herkes başından geçen bir av öyküsünü anlatarak, kendisinin çevresindeki avcılardan ne denli usta, ne denli atıcı bir avcı olduğunu kanıtlamaya çalışıyormuş. Öylesine desteksiz atışlar yapılıyormuş ki, avcı olmayan hiç kimse bunlara inanamazmış. Sıra avcılığa yeni başlamış, belki de hiç başlamamış bir avcıya gelmiş. O güne kadar hiç kimse bu avcının bir ava katıldığını bile görmemiş. Ama adam ısrarla bir av öyküsü anlatmak istiyormuş. Sonunda yaşlı avcılardan biri dayanamamış, Trakya şivesiyle "H" harflerini yutarak konuşmaya başlamış: "Abe oğlum Asan, bugüne kadar ne Üseyin dayın, ne Fari ağabeyin, ne Akkı enişten senin ava gittiğini gördüler. Sen bırak masal anlatmayı da, süle bana 'av' kelimesi nereden gelir?" Hasan durmuş, sonra şöyle yanıt vermiş: "Abe agacım, bilirsiniz küpekler ava giderler. Av görünce, 'Av av!' diye bağırırlar ya... İşte oradan gelir," demiş.
* * *

Bu hafta Belgrad Ormanları'nda koruma altında beslenen, sanırım otuz-kırk arasındaki geyik, çevrelerini kuşatan teller kesilip doğaya bırakıldı. Bu bir düzen içinde yapılmadığı için, belki de kovalanıp bir panik yaratıldığı için, çıkışta hayvanlardan biri belli olmayan bir nedenle yere düştü ve öteki geyikler üstünden geçtiği için kurtarılamadı ve öldü. Bence hayvanları özgürlüğe (tabii bu da tartışılır) bırakmanın bile bir yöntemi vardır.
Kaldı ki, ben de o bölgede oturduğum için avcıların geceleri o koruma alanı içine girip koruma altındaki geyikleri avladıklarını duymuş biriyim. Sanırım köyde de pek çok kişi bunu bilir. Şimdi bu doğaya bırakılan hayvanlar, birileri gelsin avlansın diye mi bırakıldı, yoksa bizim bilmediğimiz başka bir koruma alanında kendi yiyeceklerini kendileri bulup mu yaşayacaklar?..
Pazar günleri piknik yapılan yerlere, geceleri tilkilerin, çakalların, daha görmediğimiz pek çok yabanıl hayvanın çöpleri yemeye geldiğini biliyor musunuz? Hem de Belgrad Ormanları'nda... Bu ne biçim bir doğa korumacılığı, anlamış değilim!..
* * *

Rahmetli Barış Manço bir ara Avrupa'da yaşayan canlı hayvanlarla ilgili bir araştırma yapmış, Avrupa'da doğal ortamında yaşayan bir tek ayı kaldığını, söylemişti. Doğrusunu isterseniz, ben de bizde doğal ortamında yaşayan kaç ayı kaldığını çok merak ediyorum... Televizyon ekranlarında, Konya bölgesinde helikopterle avlanan kurt görüntülerini sanırım hepimiz hatırlıyoruzdur. Bu yüzden bizde de doğal ortamda yaşayan ayıya rastlayabileceğimizi pek sanmıyorum.
* * *

Kelaynak kuşlarının neslinin tükendiği, bununla ilgili pek çok çalışma yapıldığını, eski doğal ortamını bulamadığı için yok olduğunu, bu yüzden neslinin tükenmeye yüz tuttuğunu biliyoruz. Ama, o bölgede yaşayan bir öğretmen arkadaşım, kelaynakların bu tür nedenlerden ölmediğini, tahıl ürünlerine zarar veren böcekleri öldürmek için kullanılan ilaçların kelaynak türünü yok ettiğini, söyledi. Çünkü kelaynaklar, ilaçla öldürülen bu böcekleri yiyip zehirleniyorlarmış. Bu da, ürünü korurken doğanın ne olduğunu düşünmeme felsefesinden kaynaklanıyor. Aynı şey insanların yediği ürünler için de sanırım geçerli olabilir.
* * *

Doğa ve hayvanlar, yaşamın bizler gibi vazgeçilmez birer parçası... Uzay filmlerindeki görüntüler gibi ağaçsız, çiçeksiz, böceksiz bir insan yaşamının olacağına inananlar aldanırlar. Doğa bir biçimde her zaman, özellikle günümüzde bizi uyarırcasına bu tür intikamlarını insanlardan alıyor. Doğa bizi cezalandırmadan, bence onu yürekten sevsek en doğru şeyi yapmış oluruz...

CUMARTESİ
Sanatla alışveriş iç içe
"Caza ilgi artmadı resmen patladı"
CNN TÜRK'ün yeni kare ası
Bu festival çocuklar için
Çöp kovaları davul, temizlik işçileri orkestra üyesi olacak
En moda, En yeni
MİNİKLERİN DÜNYASI





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet