|
 |
|
|
Rumların istediği oldu
Rum Kesimi'nin tanınmasını müzakere sürecine endeksleyen ve limanların Rumlara açılmaması halinde müzakerelerin durdurulmasını içeren AB'nin karşı deklarasyonu dün yayımlandı
GÜVEN ÖZALP Brüksel
Kıbrıs Rum Kesimi'nin haftalardır sürdürdüğü uzlaşmaz tutumu nedeniyle üzerinde bir türlü uzlaşma sağlanamayan Avrupa Birliği'nin (AB) karşı deklarasyonu konusunda "nihai" uzlaşıya varıldı.
Rum Kesimi'nin önceki gün gündeme getirdiği bir son dakika itirazı nedeniyle onaylanamayan belge için İngiltere'nin sürdürdüğü ikili temaslar olumlu sonuç verdi. İngiltere, aldığı sinyal üzerine önceki gece belgenin onayını sessizlik sürecine bıraktı. Sessizlik sürecinin bitiş saati olarak da dün Türkiye saatiyle 16.00 belirlendi. Bu saate kadar Rum Kesimi de dahil olmak üzere hiç bir ülke karşı deklarasyona yönelik herhangi bir itirazda bulunmadı.
Belgeye 25 ülkenin de yazılı onay vermesiyle birlikte haftalardır yoğun tartışmalara neden olan belge onaylanmış oldu. Onayın ardından Dönem Başkanlığı belgeyi resmen yayımladı.
Belgede Ankara açısından olumlu karşılanmayan unsurlar var. Ancak bunlar arasından özellikle iki tanesi öne çıkıyor. Bunlardan ilki tanımaya yönelik olan paragraf. Bu paragrafta şu ifadelere yer veriliyor: "Üyelerin tamamının tanınması, katılım sürecinin gerekli unsurudur. Bu bağlamda AB, Türkiye ile tüm üyeler arasındaki ilişkilerin en kısa sürede normalleştirilmesine verdiği önemin altını çizer."
AB içinde çok kısa vadede tanıma yönünde bir beklenti olmasa da, Türkiye'nin bu konuyu müzakerelerin son aşamalarına kadar "sürüncemede bırakmasına izin verilemeyeceği" açıkça dile getirilmiş oluyor.
'Ek Protokol tam uygulansın'
Öne çıkan ikinci unsuru ise Gümrük Birliği'ni tüm üyelere genişleten Ek Protokol'ün uygulanmasına yönelik ifadeler oluşturuyor. Bu paragrafta da, "AB, protokolün tam ve ayrımsız uygulanmasını ve malların serbest dolaşımının önündeki engellerin, ulaşım önündeki engeller de dahil olmak üzere kaldırılmasını umar. Türkiye, protokolü tüm üye ülkelere tam olarak uygulamak zorundadır. AB bunu yakından takip edip uygulamayı 2006'da değerlendirecektir. AB ve üye devletler, müzakerelerde ilgili konu başlıklarının açılmasının, Türkiye'nin tüm üyelere anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlı olduğunun altını çizer. Yükümlülüklerin tam olarak uygulanmasındaki başarısızlık müzakere sürecinin genelini etkileyecektir" ifadelerine yer veriliyor.
Protokolün uygulanmasının sadece ilgili başlıklara değil, müzakere sürecinin geneline endekslenmesi Ankara'nın işini zorlaştırıyor. AB'nin 2006'da yapacağı değerlendirme ise "denetim" olarak tercüme ediliyor ve protokolün gelecek yıl Türkiye açısından ciddi bir baş ağrısı yaratacağının işareti olarak algılanıyor.
Tek taraflı, siyasi niteliğe sahip ve hukuki boyutu bulunmayan belge, diplomatik kaynaklarca, "geleceğe yönelik unsurlar ve mekanizmalar içermesi nedeniyle deklarasyon sınırlarını aşan boyutlara sahip" ifadeleriyle değerlendiriliyor.
|
|
|

|