Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 22 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sezer'in etnik çatışma uyarısı


Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Gaziantep Üniversitesi'nin açılış töreninde yaptığı konuşmayla, son günlerde tartışılan "Kürt sorunu" konusunda tavrını açıklamış oldu.
Sezer, bu tartışmalar sürerken, Türkiye'de yaşanan gösteri ve çatışmaları da gelecek açısından "büyük tehlike" olarak niteledi.
Cumhurbaşkanı, son günlerde tırmanan terör olaylarını, kimi tanımlamalar yapılarak, sokak gösterileriyle gündemde tutulmak istenen etnik gruplaşmaları üzüntüyle izlediğini vurguladıktan sonra, altı çizilmesi gereken şu saptamayı yaptı:
"Türkiye ne yazık ki birlik ve kardeşliğin, toplumsal barışın yerini gerginliğin ve çatışmanın aldığı, geleceğimiz yönünden tehlike oluşturan bir ortama çekilmek istenmektedir."
Cumhurbaşkanı Sezer'in, bu sözleriyle bir "Türk-Kürt çatışması"ndan duyduğu kaygıyı ifade ettiği açık.
Böyle bir olasılık ve tehlikeyi Cumhurbaşkanı'nın belirtmesi, özel bir önem ve ağırlık taşıyor.
Sezer'in yaklaşımı, TBMM'- nin olağanüstü toplantısında CHP lideri Baykal, DYP lideri Ağar ve ANAP lideri Mumcu'nun yaptıkları konuşmalarla da örtüşüyor.
Cumhurbaşkanı da muhalefet liderleri gibi "etnik sorun tanımı"na kapalı.

Erdoğan'ın konumu
Bu tablo içinde Başbakan Erdoğan nerede duruyor?
"Kürt vardır ve daha fazla demokrasi ile çözülecektir" diyen Başbakan, Diyarbakır'da yaptığı konuşmada, Milli Güvenlik Kurulu bildirisini yorumlarken ve daha sonraki açıklamalarında, "tek devlet, tek bayrak, tek millet, tek vatan" vurgusu yapmayı sürdürdü.
"Kürt sorunu ve çözümü"ne bir daha değinmedi.
Oysa, Başbakan Erdoğan'ın, "Kürt sorunu çıkışı", başta DEHAP olmak üzere bazı kesimlerde beklentiler yaratmıştı. Bu çıkışı destekleyen açıklamalar ve gazete ilanları yayımlandı. Ancak, Başbakan konuya bir daha dönmedi.
Buna karşılık, Avrupa Parlamentosu'nun davetleri ve düzenlemeleriyle gerçekleşen toplantı ve konferanslarda, konuşan DEP eski milletvekili Hatip Dicle, "Kürtlerin ulusal varlığının kabul" edilmesi gerektiğini savundu. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, talep listesi sundu.
Bu yaklaşımlarla, Cumhurbaşkanı ve muhalefet liderlerinin yaklaşımları arasında açık bir karşıtlık, çatışma olduğu tartışma götürmez.
Başbakan Erdoğan da "teklik" vurgusu yapmayı sürdürerek, Sezer ve liderlerle aynı cepheye ağırlık koydu ama yaptığı "Kürt sorunu çıkışı"nın yarattığı beklenti de Avrupa Birliği (AB) sözcüleri tarafından desteklendi.
Başbakan Erdoğan'ın 'Kürt sorunu" ve hemen arkasından "teklik" çıkışları belirsizlikler yarattı.
Başbakan'ın, "Kürt sorunu, daha fazla demokrasi ile çözüm" konusuna bir daha dönmesi ve yaklaşımını açıklığa kavuşturması her kesim için yararlı olacaktır.
TBMM'nin bu konuyu görüşmek üzere olağanüstü yaptığı toplantı, uygun bir zemin oluşturuyordu. Ancak, Başbakan, bu toplantıya katılıp görüşlerini daha da açık hale getirmeye gerek görmedi.

3 Ekim korkusu
Muhalefetin terördeki tırmanmayı, etnik gerginlikleri tartışması, Meclis'i bu konuyla ilgili olarak toplaması Başbakan ve AKP sözcüleri tarafından 3 Ekim'i engellemeye dönük girişimler olarak algılandı.
Bu tutum, iktidarın da, bu konuları gündemin üst sıralarına taşımama; Meclis'i toplamama gayretlerinin "3 Ekim zarar görürse" korkusuyla hareket ettiğini düşündürüyor.
Oysa, sorun 3 Ekim'de müzakereler başlayınca ortadan kalkacak değil. Aksine daha fazla tartışılır olacak. Hatta, 3 Ekim eşiği geçildikten sonra ana gündem maddelerinden biri haline gelecek.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kürtçü harekette büyük bölünme
PKK belli... Terör örgütü ve kurdurduğu parti...
Çetin ALTAN
Değişik dekorlar içinde, değişik yaşamlar...
Hızlı bir yapılanmanın yaygınlaşmasına karşın...
Melih AŞIK
Çöp tartışması
Başbakan Erdoğan, Karadeniz gezisinde yol ken...
Fikret BİLA
Sezer'in etnik çatışma uyarısı
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Gaziantep Ü...
Hasan CEMAL
Kamu malı!
Demir-çelik, alüminyum, petrokimya, süt, peyn...
Yılmaz ÇETİNER
Kanal D ekranına canlılık geldi?
TV kanalları geçen yazı, patırtısız, gürültüs...
Güneri CIVAOĞLU
Boş havuz söylemi...
AB'ye ilk üyelik başvurusunu yapan dönemin Dı...
Can DÜNDAR
Atları da vururlar!
"İlk televizyon şehidimiz"i verdik.
Hurşit GÜNEŞ
Verimlilik artışlarının sonuna geldik
Dün DİE Kısmi Verimlilik Endeksi verilerini y...
Doğan HEPER
Bırakın Ermeni konuşsun
Son dakikada, yine ertelenmezse Boğaziçi Üniv...
Semih İDİZ
Türkiye müzakereyi askıya alabilmeli
AB ile Kıbrıs sorununda yaşadığımız sorunlar ...
Sami KOHEN
Bağlayıcı değil, ama...
İlk bakışta AB'nin dün nihayet kesinleşen "ka...
Hasan PULUR
Tuncay, Anelka Schröder, Merkel
Biz sade bir futbol seyircisiyiz; "Taksim" St...
Derya SAZAK
Ofer skandalı
CHP'nin 'Ofer Komisyonu', Tüpraş ve Galatapor...
Meral TAMER
Anish Kapoor'u İstanbul'dan göndermeyelim
İstanbul'da sanat ortamı, daha önceki 8 biena...
Güngör URAS
Okullar bağışsız ayakta kalamaz
Devletin imkânları sınırlı. Eğitime bugün ver...
Serpil YILMAZ
Eğitim üzerinden demokrasi tartışması
Hükümetin iktidara geldiği günden bugüne 60 b...
M. Ali BİRAND
Çarpık toplumda, çarpık olaylar
Türk kamuoyu birkaç haftadır iki olayla çalka...

© 2005 Milliyet