Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 22 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kanal D ekranına canlılık geldi?

TV kanalları geçen yazı, patırtısız, gürültüsüz ve masrafsız geçirdi... Üç beş eski dizinin tekrarı, hiç de çekici olmayan eski filmler. Irak ile Filistin cepheleri de olmasa ne yaparlardı bilmem?.. Bazı kanallar, kurtuluşu İbrahim Tatlıses'te buldu. Eski yeni ne varsa döküldü ortaya; bazen iki kanalda birden İbo karşımızda idi. Televolenin rakipleri çıktı ortaya. Mevsim de yaz olduğu için mayolu mankenler doldurdu ekranları.
Dünyayı öğrenmek, yeniliklerden haberler almak isteyenler boş yere beklediler, şikâyet ettiler!.. Bir seyirci olarak söylüyorum bunları.
Eylül ayı geldi bir patlama oldu TV dünyasında... Kanal D'den başlayalım.. Son zamanlarda monoton bir haber yayını vardı Kanal D'nin. NTV, CNN Türk hatta ATV ve HaberTürk hareketli habercilik yapıyordu...
Önemli bir haberi diğerlerinden daha önce verebilmek, görüntülerin en canlısını, en anlamlısını seyrettirmek, okutmak gazeteciliğin başta gelen şartı değil midir?

Anchorman'lik...
TV gazeteciliğinin en kıdemli, en yetenekli uzmanlarından biridir Mehmet Ali Birand. Kurduğu CNN Türk'te yıllarca başarılı haberler veren, röportajlar yapan MAB, Kanal D'nin anchorman'liğine getirilince kanal eylülden itibaren canlandı, hareketlendi. MAB'ın, hele iki yabancı dille konuştuğu ünlü siyasetçiler, işadamları ve sanatkârlarla karşılıklı röportajları, kendisine de güven getirdi. Filanca ülkenin başbakanı ile, başkanı ile görüşürken hiç heyecanlı değil, umursamaz tavırları kendine güvenden doğuyor ama; bana, bazen dozu kaçıyormuş gibi geliyor!..
Giyimi, kelimeleri seçmesi, tane tane konuşması, fıslatmaması ve el kol hareketleri... MAB'ı bazen bir aktör gibi, bazen orkestra şefi gibi haber ve olayları ekranda yönettiğini seyrediyoruz televizyondan...

Abartmamalı
Nereden geldi aklıma bütün bunları yazmak?.. Bizde her başarılı kişiye sırf başarılı olduğu için sataşılır!.. Övgü ise ancak bir başarılı kimseyi kaybettikten sonra yazılır. Yahu, doğruyu yaz! İşte kalemin (bilgisayarın), kırılmaz ya!.. Mehmet Ali'yi yaklaşık 40 yıldır Cumhuriyet gazetesinin o müzelik binasından bu yana tanırım. Benden bir veya iki kuşak sonraki; mesleğini seven, mesleğine âşık bir gazeteci. Yurtdışında uzun yıllar deneyimi var. Mesleğin en kıdemlilerinden biri olarak yukarıdaki övgüyü yazmama rağmen şu da var: Bazı olaylarda, konularda Mehmet Ali'nin görüşleriyle, düşünceleriyle, zaman zaman ayrı düştüğümü burada söyleyebilirim.
MAB ve ekibinin son olayları abartmaları hiç şüphesiz yanlıştı. Gamze ile Semra Hanım ve talihsiz genç oğlu Ata olaylarını böylesine TV ekranında uzatmak ve adeta işgal etmek herkesi rahatsız etti!
Bu ve buna benzer olayları sık sık görüyoruz tüm TV'lerde. Kuzum Allah aşkına, reyting midir bu? Halka inmek midir? Nedir? Efendim, şikâyet edenler de seyrediyor!! Emin olun bu olayların böylesine abartılı gösterilmesini çoğu kasabalı vatandaşlar da küfür ederek izliyorlar!..
70 milyon insanı almışız karşımıza dedikodu yapıyoruz!..
Mehmet Ali dostum bütün bunları bizden daha iyi bilir. Çaresini de bulacaktır sanırım.








Taha AKYOL
Kürtçü harekette büyük bölünme
PKK belli... Terör örgütü ve kurdurduğu parti...
Çetin ALTAN
Değişik dekorlar içinde, değişik yaşamlar...
Hızlı bir yapılanmanın yaygınlaşmasına karşın...
Melih AŞIK
Çöp tartışması
Başbakan Erdoğan, Karadeniz gezisinde yol ken...
Fikret BİLA
Sezer'in etnik çatışma uyarısı
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Gaziantep Ü...
Hasan CEMAL
Kamu malı!
Demir-çelik, alüminyum, petrokimya, süt, peyn...
Yılmaz ÇETİNER
Kanal D ekranına canlılık geldi?
TV kanalları geçen yazı, patırtısız, gürültüs...
Güneri CIVAOĞLU
Boş havuz söylemi...
AB'ye ilk üyelik başvurusunu yapan dönemin Dı...
Can DÜNDAR
Atları da vururlar!
"İlk televizyon şehidimiz"i verdik.
Hurşit GÜNEŞ
Verimlilik artışlarının sonuna geldik
Dün DİE Kısmi Verimlilik Endeksi verilerini y...
Doğan HEPER
Bırakın Ermeni konuşsun
Son dakikada, yine ertelenmezse Boğaziçi Üniv...
Semih İDİZ
Türkiye müzakereyi askıya alabilmeli
AB ile Kıbrıs sorununda yaşadığımız sorunlar ...
Sami KOHEN
Bağlayıcı değil, ama...
İlk bakışta AB'nin dün nihayet kesinleşen "ka...
Hasan PULUR
Tuncay, Anelka Schröder, Merkel
Biz sade bir futbol seyircisiyiz; "Taksim" St...
Derya SAZAK
Ofer skandalı
CHP'nin 'Ofer Komisyonu', Tüpraş ve Galatapor...
Meral TAMER
Anish Kapoor'u İstanbul'dan göndermeyelim
İstanbul'da sanat ortamı, daha önceki 8 biena...
Güngör URAS
Okullar bağışsız ayakta kalamaz
Devletin imkânları sınırlı. Eğitime bugün ver...
Serpil YILMAZ
Eğitim üzerinden demokrasi tartışması
Hükümetin iktidara geldiği günden bugüne 60 b...
M. Ali BİRAND
Çarpık toplumda, çarpık olaylar
Türk kamuoyu birkaç haftadır iki olayla çalka...

© 2005 Milliyet