|
Avrupa'da Türk savaşı!
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül sanki New York'ta BM toplantılarıyla değil de Brüksel'de Avrupa Birliği'yle uğraşıyor!
'Uğraş' değil, 'savaş' denilse yeridir.
Avrupa, Rum şantajına boyun eğdi; Rumlar hemen her istediklerini "Karşı Deklarasyon"a koydurdular. Rumların NATO üyesi olmasını veto eden Türkiye'nin bundan vazgeçmesini bile "şart" koşacaklar!
Boyun mu eğeceğiz, tepkimiz ne olacak?
Türkiye müzakereleri askıya almayı düşünür mü?
Cevap: Böyle bir karar için henüz erken. Bu ayın 28'inde Delegeler Komitesi, 29'unda Avrupa Parlamentosu toplanacak. Bunlardan ne karar çıkacak? Bir de, hukuken daha önemli olan Çerçeve Belgesi nasıl yazılacak? Bunlar görüldükten sonra Türkiye'nin tepkisi ne olacak?
* * *
İNGİLTERE mutlu, çünkü kriz içinde yüzen Avrupa nihayet bir karar almış, 3 Ekim'de Türkiye ile müzakereler başlamış, bunu İngiltere başarmış olacak.
Fransa memnun, Rum başarısı aslında Fransa'nın güç gösterisi oldu!
Rumlar ve Yunanlılar çok memnun çünkü, AB'yi kullanarak Türkiye'ye karşı ciddi avantajlar elde ettiklerini düşünüyorlar. İşte, AB'yi kullanarak Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs'ta çözüm misyonunu zaafa uğrattılar, AB'nin KKTC için verdiği sözleri rafa kaldırttılar, Türk limanlarından istifade edecekler, Rumlara NATO yolu açılacak, vs...
Bu memnuniyetlerin hepsi Türkiye'nin sırtından!
Türkiye'ye de söyledikleri şu:
- Avrupa kötü bir konjonktürde, Fransa ve Hollanda'da anayasa reddedildi, Almanya'da seçim var, falan... Önümüzde on yıl var, bu konjonktür geçer. Söz veriyoruz, 'Deklarasyon'da sizi rahatsız eden ifadeler Çerçeve Belgesine girmeyecek!
Hatta dönem başkanı olarak İngiltere ya bir resmi mektup yazarak veya açıklama yaparak, asıl hukuki metnin Deklarasyon değil, Çerçeve Belgesi olduğunu belirtecekmiş.
* * *
TÜRKİYE Avrupa'nın sözlerinin ne demek olduğunu çok iyi bilir!
Yunanistan 1980'de AB'ye girerken 'mektup' vermişti; Türkiye'yi hiç engellemeyeceğim diye!
AB adına Finlandiya Cumhurbaşkanı Sayın Ahtisari de, Aralık 1999'da Ecevit hükümetine 'mektup' vermişti, "Kıbrıs ön şart değil..." diye!
Böyle bir Avrupa'ya nasıl güveneceksiniz?!!
2 Ekim akşamına kadar geçecek süreç içinde ortaya çıkacak duruma göre Türkiye'nin önünde iki alternatif var:
Müzakereleri Türkiye askıya alır! En radikal senaryo bu. Ekonomimizi belli ölçüde olumsuz etkiler. Ama AB de daha derin bir krize yuvarlanır.Türkiye müzakerelere başlar ama savaş gibi geçer! AB, özellikle de Rumlar ve Yunanlılar Türkiye'yi 'AB sürecine bağlı' tutmakla neleri sağlamak istiyorlarsa, hiçbirini elde edemezler. Türkiye de itilip kakılarak on yılda yürüyeceği yolu, on beş yılda yürür.
Kim öle kim kala? Bakalım AB'nin hali ne olacak!
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|