Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 23 Eylül 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
CHP'ye göre müzakere ipotekli başlıyor


Avrupa Birliği'nin (AB) karşı deklarasyonu Ankara'nın tepkisine yol açtı. Tepkiyi, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, "Üzüldük" diye açıkladı.
"Üzüntü"nün nedeni, AB karşı deklarasyonunun Rumların istediği gibi hazırlanmış olması.
Türkiye niye üzülüyor?
Nedeni şu:
1- AB, Türkiye'nin imzaladığı ek protokol nedeniyle havaalanlarını ve limanlarını bir an önce Rum gemi ve uçaklarına açmasını istiyor.
2- AB, Türkiye'nin, Güney Kıbrıs'ı bir an önce tanımasını talep ediyor. Bu talebi bir yaptırıma bağlıyor ve 2006'da konunun değerlendirileceğini belirtiyor. 2006'da tanıma gerçekleşmemişse müzakerenin devam etmeyeceği mesajı veriliyor.
Tabii, deklarasyonda Kıbrıs Türklerinin adının bile geçmemesi de ayrı bir üzüntü kaynağı. Bu üzüntü de KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın değerlendirmeleriyle dışa vurulmuş oldu.

Öymen: 'Üzüntü yetmez'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, AB'nin deklarasyonuyla, Türkiye'nin ipotek altına alındığını ve 3 Ekim'de müzakerenin ipotekli başlayacağını vurguluyor.
Öymen'in değerlendirmesi şöyle:
"Bu işin buraya varacağı 17 Aralık'tan beri belliydi. 17 Aralık'ta ek protokol için Devlet Bakanı Beşir Atalay'ın imzasıyla taahhüt verildi. Bu protokol imzalandı. Ama şerh bile konulamadı. Türkiye sadece bir deklarasyon yayımladı. AB de bu deklarasyonun geçersizliğini ilan etti ve karşı deklarasyonla yanıt verdi. AB, Rumların bütün taleplerini kabul ve ilan etmiş oldu. Zaten AB'nin 25 Nisan 2005'te açıkladığı ortak tutum belgesinde bütün bunlar yazılıydı. Türkiye, masaya böyle oturursa başından teslim olur. Limanlarını, havaalanlarını açmak, 2006 içinde Güney Kıbrıs'ı tanımak zorunda kalır ki bu Kıbrıs'ın artık kaybedildiği anlamına gelir. Oysa, Kıbrıs'ta çözüm olmadan bu taahhütlerde bulunmak, defalarca söylediğimiz gibi, çok büyük, tarihi bir hataydı."

'Meclis çözebilir'
Öymen'e göre Türkiye, müzakere öncesinde tam bir "cendere"ye alındı. Bu cendere müzakere boyunca giderek sıkıştırılacak. Eğer, Türkiye, AB deklarasyonundaki talepleri yerine getirmezse, müzakereler de duracak. Öymen, Türkiye'nin bu cendereden kurtulması için hükümetin ek protokolü TBMM'ye getirmesi gerektiğini savunuyor. Görüşü şöyle:
"Bu ek protokolün TBMM'ye gelmesi gerekir. Türkiye'nin ve KKTC'nin geleceğiyle ilgili bu kadar önemli bir konunun Meclis'ten kaçırılması söz konusu olamaz. Türkiye bugün girdiği cendereden TBMM'nin kararıyla çıkabilir. TBMM, bu ek protokolün ancak Kıbrıs sorunu çözüldüğünde yürürlüğe gireceğine ilişkin bir karar alırsa Ankara rahatlar. Müzakere koşullarını yeniden düzenleyebilecek bir zemin yakalar. Aksi halde, 3 Ekim'le birlikte girdiği raydan çıkamaz. Bu rayın nereye gittiği de zaten görülüyor. Bu ray Kıbrıs Türkünün azınlık durumuna düşürüldüğü, tüm adanın tek devleti olduğunun Türkiye tarafından kabul edildiği bir sonuca götürür. Tabii, hükümetin amacı ne pahasına olursa olsun sadece müzakere masasına dostlar alışverişte görsünler diye bir defa oturmaksa ve ondan sonrası önemli değilse, o başka."

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Avrupa'da Türk savaşı!
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül sanki New York'...
Çetin ALTAN
Çöp bidonlarıyla verilen sevimli konser...
Bir yığın acıklı, bir yığın anlamsız, bir yığ...
Melih AŞIK
Hamarat bir firma
Fom Grup adlı şirket 2004 yılının kasım ayınd...
Fikret BİLA
CHP'ye göre müzakere ipotekli başlıyor
Avrupa Birliği'nin (AB) karşı deklarasyonu An...
Hasan CEMAL
Rum golü ama...
Bakın, Avrupa Birliği yolunda Türkiye'ye Papa...
Güneri CIVAOĞLU
Hoppala
Orhan Pamuk davasına bir de -açıklanan konuşm...
Abbas GÜÇLÜ
Okulöncesi eğitim
TÜSİAD Eğitim Çalışma Grubu olarak, yükseköğr...
Hurşit GÜNEŞ
İnşaat sektörü büyümede, ama lokomotif olması zor
Krizlerde en çok inşaat sektörü zarar görür. ...
Sami KOHEN
AB'nin belalısı!
Önceki gün Brüksel'de bir AB'li diplomat, Kıb...
Faik ÖZTRAK
Rekor işgücü veriminin düşündürdükleri
2005 yılı ikinci dönem imalat sanayiinde çalı...
Hasan PULUR
Şu cinnet getiren Türkler...
Adam ekranda coşmuş, "bayrak ve şehit" diye ö...
Derya SAZAK
Solun AKP'si
Demokratik Toplum Hareketi (DTH) Sözcüsü Orha...
Meral TAMER
Zarftan çıkan ince alyansla yeşeren umut
Eskiden her posta geldiğinde, içinden onlarca...
Güngör URAS
İhaleden sonra 'ağlaşmak' işe yaramaz
Bir mal satışa çıkarılıyor. Hem de saklı gizl...
M. Ali BİRAND
"AB'nin verdiği sözlere inanmayın"
Kıbrıs Rum toplumuna -haddim olmayarak- bir ö...

© 2005 Milliyet