|
 |
|
|
İnşaat sektörü büyümede, ama lokomotif olması zor
Krizlerde en çok inşaat sektörü zarar görür. Krizden çıkarken de haliyle ilk inşaat sektörü başını kaldırır. Sanki bir ekonomik termometredir inşaat sektörü. Yani en belirgin ekonomik göstergedir. Çünkü tüketici gıdasını erteleyemez ama konut alımını erteler.
Ancak inşaat sektörü yekpare değildir. İnşaat deyince akla önce konut sektörü gelir. Bu alt sektör daha çok ekonomide beklentiler, reel faizler ve gelirle alakalıdır. Reel faizler düşünce yatırımcı konut almak ister. Zaten reel faizler de beklentilerin olumlu yöne dönmesiyle düşer. Her şey iyiye gidiyorsa, bireyler tasarruflarını kolayca likit biçimden gayrimenkule kaydırır. Tabii gelir sorunu yoksa, yani tasarruflar yeterliyse.
| Üretim yöntemiyle 2005 yılı birinci ve ikinci dönem sektörel gelişme hızları (%) | | | Sabit fiyatlarla | | | | Sektörler | I. Dönem | II. Dönem | 6 Aylık | | Tarım | 0.0 | 0.1 | 0.1 | | Sanayi | 5.5 | 3.9 | 4.6 | | İnşaat | 16.5 | 22.2 | 19.7 | | Ticaret | 5.8 | 4.3 | 5.0 | | Ulaştırma ve | 1.6 | 2.2 | 1.9 | | Mali kuruluşlar | 0.7 | 0.3 | 0.5 | | Konut sahipliği | 1.4 | 1.6 | 1.5 | | Serbest meslek ve | 4.7 | 4.1 | 4.4 | | Devlet hizmetleri | -0.6 | 0.4 | -0.1 | | Kâr amacı olmayan | -1.3 | 0.1 | -0.6 | | İthalat vergisi | 8.4 | 8.7 | 8.6 | | Gayri Safi Yurtiçi Hasıla | 4.8 | 4.2 | 4.5 | | Gayri Safi Milli Hasıla | 5.3 | 3.4 | 4.3 | |
İnşaat sektörünün bir diğer parçası sınai yatırımlardır. Bu da hem reel faizlere, yani yatırımın maliyetine, hem de ekonomik büyümeye, yani iç talebe bağlıdır. Nihayet, bir de özellikle kamunun gerçekleştirdiği altyapı yatırımları vardır. Bunlar ise bütçedeki yatırım olanaklarına bağlıdır.
Son yıllarda inşaat sektörü krizdeydi. Ama bu kriz 2001 krizinden bağımsız olarak çok önceden başlamıştı. Birincisi, çevre ülkelerde elde edilen müteahhitlik hizmetleri kesintiye uğramıştı. İkincisi, genel olarak konut sektörü krize girmişti. Nihayet devlet de büyük inşaat ihalelerine neredeyse son vermişti.
Şimdi bu yıl sektörde bir toparlanma görülüyor. Yılın ilk çeyreğinde milli gelir yüzde 5.3 büyürken, inşaat sektörü yüzde 16.5, ikinci çeyreğinde milli gelir yüzde 3.4 büyürken inşaat yüzde 22.2 büyüdü. Kısacası, bu yıl inşaat hızlı gelişiyor ve tüm ekonomik büyüme üzerinde olumlu bir katkısı oluyor.
Geçen yıl ise ilk çeyrekte milli gelir yüzde 13.9 büyürken inşaat yüzde 12.7, ikinci çeyrekte ise milli gelir yüzde 15.7 büyürken, inşaat yüzde 6.5 büyümüştü. Yani aksi bir etki söz konusuydu. Acaba inşaat sektörü bu yıl gösterdiği performans bir lokomotif olarak görülebilir mi? Yahut bu kalıcı olabilir mi?
İnşaat sektöründeki son toparlanma daha çok konut kesiminden ve bir parça da geçen yıl başlatılan yatırım eğiliminden kaynaklanıyor. Devletin yatırım harcamalarında da bu yıl ilk kez bir artış var. Ama sektörü canlandıracak ölçüde değil. Dolayısıyla inşaat sektöründeki gelişme daha çok konut kesiminden kaynaklanıyor denebilir. Gerçi bunu da bir birikimin boşaltılması olarak görmek en doğrusu. Yani bu gelişmeyi kalıcı olarak görmek yanıltıcı olur. Uzun yıllardır ertelenmiş olan konut talebi şimdi gerçekleşiyor. Dolayısıyla reel faizlerin hızlı düşmesiyle sektör canlansa da, 2006 yılında inşaat sektörü tüm alanlarda gelişme göstermediği takdirde ekonominin lokomotifi olması zor.
hgunes@milliyet.com.tr
|
|
|

|