Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 23 Eylül 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Rekor işgücü veriminin düşündürdükleri


2005 yılı ikinci dönem imalat sanayiinde çalışanlar ve verimlilik endeksleri yayımlandı. Piyasa analistinin endekslerle ilgili ilk yorumu işgücü verimliliğinde rekor kırıldığı yönünde olmuş. Bu enflasyon ve büyüme konusunda umutlarını artırmış. Rekor doğru da endeksteki yıllık artışa baktığımızda yüzde 2,8'le bir önceki dönemin altına düşmüş. Bunun 2001'in sonundan bu yana ikinci en düşük artış olması işgücü verimliliği artışında sınıra dayanıldığını gösteriyor.
Gözden kaçan bir başka husus da bu verimlilik artışının nasıl sağlandığı. Özel imalat sanayiinde çalışanların sayısı 2001'in son çeyreğinden bu yana ilk defa bir önceki yılın aynı dönemine göre azalmış. İnsanlar işini kaybetmiş. Üretim işçi yerine daha fazla makine kullanılarak yapılmış. Verimlilik artarken işsizliğin artması büyüme açısından sürdürülemez bir durumdur.

Rekabet baskısı
Hem dış ticaret, hem de cari açık artmış.. Enflasyon kısa vadede düşebilir. Bu, nominal faizleri de düşürür ve mali piyasa oyuncularına yüksek sermaye kazançları da sağlar. Ancak TL'nin hızlı değer kazanması sürdükçe bunun getirdiği rekabet baskısıyla ekonominin büyüme gücü zayıflıyor. Büyüme potansiyeli zayıflayan bir ekonomide ne düşük enflasyon kalıcı olur, ne de işsizlik ve yoksulluğa çözüm bulunur.
Aynı gün Uluslararası Para Fonu, sonbahar dönemi toplantıları nedeniyle yayımladığı raporda dünya ekonomisine ilişkin beklentilerini açıkladı. Bu raporda Türk ekonomisine ilişkin tahminler de var. 2005 yılı sonunda büyümenin yüzde 5.0, yıllık ortalama enflasyonun yüzde 8.4 ve cari açığın da 19.832 milyon dolar olacağı öngörülmüş. IMF, Türkiye'nin cari açığını alttan ıskalamayı alışkanlık haline getirdi anlaşılan. Yıllık cari açık temmuz ayında 19.924 milyon dolar oldu bile. Ön göstergeler bunun ağustos ayında 21 milyar dolar civarına ulaşabileceğini gösteriyor.
Gerçi Türkiye ile ilgili bölümde politikaların cari açığı azaltmaya odaklanması gereğine işaret ediliyor. Ama burada önerilen sadece reform programına devam ve yüzde 6.5'lik faiz dışı fazla hedefinin tutturulması olmuş.

Merkez memnun
İçinde Türkiye'nin de yer aldığı bölümün başlığı "Avrupa Yükselen Piyasaları: Kredi Patlaması bir Endişe Kaynağı mı?" Bu bölümün giriş paragrafında 2004 yılında Avrupa'nın yükselen ekonomilerinin paralarında yaşanan değerlenmenin dış denge üzerindeki etkilerine kısaca da olsa değinilmiş. Onu izleyen iki paragrafta Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Baltık ülkelerindeki kredi patlaması, bunun yarattığı kırılganlık, alınan ve alınması gereken tedbirlere ilişkin ipuçları var. Raporda yeni AB üyesi veya potansiyel üyeliği kesinleşmiş bu ülkelere, geçmişte benzer diğer ekonomilerde yaşanan ve dışarıdan fon girişine dayanan kredi patlamalarının yarattığı kırılganlıkları unutmamaları gerektiği söyleniyor. Türkiye'de olan biten bakımından da bu daha tam bir analiz. Belki de IMF Türkiye masası yetkilileri sadece faiz dışı denge ve yapısal reformlara yoğunlaşmaya ara verip Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Baltık ülkelerinden sorumlu masaların yetkilileriyle konuşabilseler daha bütüncül bir analize ulaşmaları mümkün olurdu.
Tabii iş bu kadar basit değil. Aslında mevcut durumdan birçok kişi ve kurum memnun. Mali piyasalarda kârlar artıyor, IMF alacağını tahsil ediyor, Hazine rahat borçlanıyor, kur baskısı enflasyonu düşürdükçe TCMB memnun, hükümet de dışarıdan fon geldikçe seçim öncesi harcama yapma imkânının arttığını düşündüğü için mesut. Bazıları görmüyor, bazıları ise kral çıplak deyip oyun bozan olmak istemiyor. İşyerini kapatma noktasına gelen işadamının, esnafın, işini kaybeden işçinin feryadını yapısal değişimin sesi sananlar var.

Dış açık artıyor
Ama hükümetin ve ekonomi yönetiminin şunu unutmaması gerekir: Ekonomi yavaşlarken dış açık artıyor. Bir noktada dış piyasalar bunu sürdürülemez bulmaya başlayacak. İşte o zaman en acımasız eleştirileri piyasa analisti ve IMF'den duyacağız. Hükümetin ve ekonomi yönetiminin artık olan bitene sadece piyasaların gözüyle bakmaktan vazgeçip mevcut kırılganlığı azaltacak tedbirleri, gerektiğinde piyasaları da ikna ederek, alması gerekiyor.




foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Avrupa'da Türk savaşı!
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül sanki New York'...
Çetin ALTAN
Çöp bidonlarıyla verilen sevimli konser...
Bir yığın acıklı, bir yığın anlamsız, bir yığ...
Melih AŞIK
Hamarat bir firma
Fom Grup adlı şirket 2004 yılının kasım ayınd...
Fikret BİLA
CHP'ye göre müzakere ipotekli başlıyor
Avrupa Birliği'nin (AB) karşı deklarasyonu An...
Hasan CEMAL
Rum golü ama...
Bakın, Avrupa Birliği yolunda Türkiye'ye Papa...
Güneri CIVAOĞLU
Hoppala
Orhan Pamuk davasına bir de -açıklanan konuşm...
Abbas GÜÇLÜ
Okulöncesi eğitim
TÜSİAD Eğitim Çalışma Grubu olarak, yükseköğr...
Hurşit GÜNEŞ
İnşaat sektörü büyümede, ama lokomotif olması zor
Krizlerde en çok inşaat sektörü zarar görür. ...
Sami KOHEN
AB'nin belalısı!
Önceki gün Brüksel'de bir AB'li diplomat, Kıb...
Faik ÖZTRAK
Rekor işgücü veriminin düşündürdükleri
2005 yılı ikinci dönem imalat sanayiinde çalı...
Hasan PULUR
Şu cinnet getiren Türkler...
Adam ekranda coşmuş, "bayrak ve şehit" diye ö...
Derya SAZAK
Solun AKP'si
Demokratik Toplum Hareketi (DTH) Sözcüsü Orha...
Meral TAMER
Zarftan çıkan ince alyansla yeşeren umut
Eskiden her posta geldiğinde, içinden onlarca...
Güngör URAS
İhaleden sonra 'ağlaşmak' işe yaramaz
Bir mal satışa çıkarılıyor. Hem de saklı gizl...
M. Ali BİRAND
"AB'nin verdiği sözlere inanmayın"
Kıbrıs Rum toplumuna -haddim olmayarak- bir ö...

© 2005 Milliyet