Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 23 Eylül 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

"AB'nin verdiği sözlere inanmayın"


Kıbrıs Rum toplumuna -haddim olmayarak- bir önerim var…
Sakın Avrupa Birliği'nin ünlü Karşı Deklarasyonunun içine bakıp, bu işin bittiğine, AB'nin Kıbrıs konusunda Türkiye'yi köşeye sıkıştırdığına, önümüzdeki birkaç yıl içinde Türkiye tarafından da resmen tanınacağınıza inanmayın.
Avrupa Birliği sizin ağzınıza bir parmak bal çaldı, o kadar. Lideriniz Papadopulos sonuçtan çok memnun olduğunu söyleyebilir. Ancak unutmayın ki, bütün bunlar sadece laf-ı-güzaf.
Karşı Deklarasyonda "Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanıması " konusunda çok laf ediliyor. Ancak ortada bir de gerçek var. Dikkat edecek olursanız, ne kesin bir tarih, ne de kesin bir yaptırımdan söz ediliyor.
Bu ne demektir ?
Eğer AB'nin diğer üyeleri isterlerse, işte o zaman bu Deklarasyondaki cümleleri kullanıp ve sizin üzerinizden hareket edip Türkiye'yi sıkıştıracaklar. Bunu sizin için değil, kendileri için yapacaklar. İşlerine geldiğinde hareket edecekler. Ayrıca unutmayın ki, sizin ve Yunanistan'ın dışındaki üyelerin hiçbiri, çözüm olmadan Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanıması gerektiğine inanmıyor. Yine tüm üye ülkelerin kesin inançları, Türkiye'yi bu yönde zorlayamayacakları şeklindedir.
Hiç hayale kapılmayın.
Bundan dolayı, Papadopulos'u tatmin etmek için, Karşı Deklarasyona eklenen cümleler aman gözünüzü kamaştırmasın.
Bunları, nasırınıza basmak için yazmıyorum.
Son derece samimiyim ve gerçekleri görüyorum.
Zira hemen hemen aynı durumlarla biz karşı karşıya kaldık.
Türkiye'ye her türlü söz verildi. Papadopulos yerden yere vuruldu. KKTC 'nin izolasyondan kurtarılacağı resmen bildirildi.
Ne oldu ?
Hiçbir şey olmadı…Zira AB istemedi.
Aynı durum, sizin için de geçerli olacak.
Özetleyelim, Kıbrıs'ın tanınması müzakerelerin sonuna ve karşılıklı bir çözüm pazarlığının sonucuna bırakıldı.
Gelelim, Türk limanlarının açılması konusuna.
Bu konuda eliniz biraz daha kuvvetli. Türkiye'ye destek yok. Eninde sonunda da limanlarını açacak. Ancak bu 2006'da mı, yoksa daha ilerde mi olacak, işin o yanı da belli değil.

ADA ARTIK İKİYE BÖLÜNDÜ, BUNU İÇİMİZE SİNDİRELİM
Şimdi açık ve doğru konuşalım.
Sizler, Kıbrıs'ın yönetimini Türklerle paylaşmak istemiyorsunuz. Hatta Kıbrıs Türkleriyle birlikte yaşamaktan da hoşlanmıyorsunuz. Eğer böyle olsaydı, Anan planı referandumundan çok farklı bir sonuç çıkardı.
Siz, Türklerin Kuzey'deki bir bölgede, ancak Rum hükümetinin yönetimi altında ve azınlık haklarıyla yetinmelerini istiyorsunuz.
Bunun gerçekleşmesi imkansızdır.
Gerçekleri görün.
Hele son gelinilen noktada, AB dahi tutumunu değiştirmeye başlamaktadır. Ada ikiye bölük kalacaktır. Türkiye'nin AB tam üyeliği karşılığında en fazla verebileceği, Annan planındaki "Asker çekilmesi- Garantörlük ve gayrimenkuller" gibi birkaç noktada Rum talebini kabul etmenin ötesine gidemez.
Bundan dolayı, kendinizi beklehtilere sokmayın. Sadece gerçekleri kabul edin ve hesaplarınızı ona göre yapın. Zira Kıbrıs konusunu bugünlere, Rauf Denktaş'ın da yardımlarıyla (!) sizler getirdiniz...

* * *

ATA'NIN CENAZESİ VE ŞEHİT ANNELERİ…
Ata Türk'ün gencecik yaşında hayata gözlerini kapatması bir dramdır. Annesi başta olmak üzere, ailesinin acısı da son derece anlaşılır . Ancak gelişmeler öylesine bir boyut kazandı ki, bir dram toplumu geriverdi. Dengesizlikler ortaya çıktı.
Sanal şöhretin gençleri nerelere taşıdığını gözledik…Annelerin çocuklarını nasıl yanlış yönlendirdiklerini gördük…Uyuşturucu alışkanlığının nasıl tehlikeli noktalara ulaştığını anladık…Sırf tanınmış insan görmek için cenazeye katılma ve anlamsız kavgalar çıkartmak gibi hastalıklarımız bir anda su yüzüne çıkıverdi.
Bunların içinde en çarpıcı olanı da, Ata Türk'ün cenazesine bayrak sarılmasıydı.
Şehit anneleri haklı olarak ayaklandılar.
Annenin "çocuğumu şehit verdim" diye haykırması üzerine bir işgüzarın yaptığı bu iş, olayın boyutlarını genişletiverdi. Aslında Semra hanım, oğlunu uyuşturucu ile mücadelede şehit verdiğini söylemişti. Ancak o heyecan içinde farklı anlaşılmış ki, bir işgüzar hemen koşup bayrağı kapıp cenazeye sarmış.
Ata olayı ve cenazesinde yaşananlar toplumumuzun giderek artan bir gariplik içine düştüğünü gösteriyor. İyisi mi birbirimize kızmadan, soğukkanlı bir değerlendirme yapalım. Toplum olarak garip bir savurganlık içinde yaşadığımızı görelim.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Avrupa'da Türk savaşı!
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül sanki New York'...
Çetin ALTAN
Çöp bidonlarıyla verilen sevimli konser...
Bir yığın acıklı, bir yığın anlamsız, bir yığ...
Melih AŞIK
Hamarat bir firma
Fom Grup adlı şirket 2004 yılının kasım ayınd...
Fikret BİLA
CHP'ye göre müzakere ipotekli başlıyor
Avrupa Birliği'nin (AB) karşı deklarasyonu An...
Hasan CEMAL
Rum golü ama...
Bakın, Avrupa Birliği yolunda Türkiye'ye Papa...
Güneri CIVAOĞLU
Hoppala
Orhan Pamuk davasına bir de -açıklanan konuşm...
Abbas GÜÇLÜ
Okulöncesi eğitim
TÜSİAD Eğitim Çalışma Grubu olarak, yükseköğr...
Hurşit GÜNEŞ
İnşaat sektörü büyümede, ama lokomotif olması zor
Krizlerde en çok inşaat sektörü zarar görür. ...
Sami KOHEN
AB'nin belalısı!
Önceki gün Brüksel'de bir AB'li diplomat, Kıb...
Faik ÖZTRAK
Rekor işgücü veriminin düşündürdükleri
2005 yılı ikinci dönem imalat sanayiinde çalı...
Hasan PULUR
Şu cinnet getiren Türkler...
Adam ekranda coşmuş, "bayrak ve şehit" diye ö...
Derya SAZAK
Solun AKP'si
Demokratik Toplum Hareketi (DTH) Sözcüsü Orha...
Meral TAMER
Zarftan çıkan ince alyansla yeşeren umut
Eskiden her posta geldiğinde, içinden onlarca...
Güngör URAS
İhaleden sonra 'ağlaşmak' işe yaramaz
Bir mal satışa çıkarılıyor. Hem de saklı gizl...
M. Ali BİRAND
"AB'nin verdiği sözlere inanmayın"
Kıbrıs Rum toplumuna -haddim olmayarak- bir ö...

© 2005 Milliyet