Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Eylül 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çankaya Köşkü'nün ısıtma kazanı...

Çankaya Köşkü'nün ısıtma kazanı ithalmiş. Bunun nedeni Türk makine sektörünün kötü imajıymış. Yani biz Türkiye'de bile yerli makinelere güvenmezken, yabancılar nasıl güvensinmiş. İşin acı yanı bu imajın 'merdiven altı üretime' izin verildiği Türkiye'de yarı yarıya doğru olmasıymış. Makine üreticisi ve ihracatçısı Adnan Dalgakıran, Nasrettin Hoca'nın kazanı misali Çankaya'nın kazanından yola çıktı ve 'kıssadan hisseleri' bir bir sıraladı

ŞAZİYE KARLIKLI

Türkiye Cumhuriyeti yeniden kurulduğunda, her alanda yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyuluyordu. Ama en çok da mühendislere... Bilirsiniz, azıcık kaynak, gençlerin yurtdışında okumasına ayrılıyordu. Bu kaynaklar en çok da mühendis yetiştirilmesine harcanıyordu.
Kimyadan ziraate, inşaattan makineye kadar memleketin mühendislere ihtiyacı vardı. Mühendisliğe yapılan yatırım nasıl mı sonuçlandı? Türkiye'de bol bol mühendis - bürokrat, mühendis -siyasetçi hatta mühendis - başbakanlar çıktı. Yani mühendisler Türkiye'yi dizayn etme şansı bile buldular. Ama gelin görün ki, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının resmi ikametgâhındaki ısınma kazanı bile ithal. Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer bir yana bir önceki Cumhurbaşkanı Mühendis Süleyman Demirel bile ithal kazanla yani yabancı mühendislerin yaptığı kazanla ısındı.
Bu bilgiyi, Adnan Dalgakıran veriyor. (Adnan Dalgakıran bir kimya mühendisi ama aynı zamanda basınçlı kazanlar üreten Dalgakıran Kompresör şirketinin sahibi. Şirket 18 ülkeye 25 milyon doları aşkın ihracat yapıyor. Adnan Dalgakıran Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçı Birlikleri Başkan Vekili. Yani bu özellikleri onu 'makine' konusunda konuşmaya yetkili kılıyor.)
Adnan Dalgakıran, Türkiye'nin makine ithalatçısı bir ülke olmasını hazmedemeyenlerden. Cumhurbaşkanını bile ithal bir kazanla ısıtan bir ülkenin ürettiği ısıtma kazanlarının yüzde 60'ını Avrupa'ya ihraç etmesinin paradoksal bir durum olduğunu düşünüyor.
Adnan Dalgakıran bu örneği 'Çankaya köşkünde bir ısıtma kazanı soruşturması ' ya da 'yerli malı yurdun malı' kampanyası başlatmak için de söylemiyor.
Söz, Adnan Dalgakıran da: "4.1 milyar dolar makine ihracatımız var. 14 milyar dolar da ithalatımız var. Sektör 10 milyar dolar açık veriyor. Türkiye'nin toplam dış ticaret açığı 30 milyar dolar yani. Türk dış ticaret açığının üçte biri makineden geliyor. İşte strateji oluşturmak için başlangıç noktası... Bir ülke teknoloji üretmeden bağımsız olamaz. Teknoloji üretmek için de makine sektörünün gelişmesi gereklidir."

Vatanı sevmek makineyi sevmektir !
Adnan Dalgakıran, bu görüşleri nedeniyle makine ve ülke geleceği konusunu ayrı tutmuyor. "Ülkeyi sevmek lafla olmaz" diyor. Sözünü kesiyoruz, "Vatanı sevmek makine sektörünü mü sevmektir, demeyeceksiniz herhalde" diye. Ama öyle iddialı ki, "Evet, küçük bir düzeltmeyle aynen böyle diyeceğim. Vatansever olmak teknoloji üreten sektörleri sevmekle oluyor" sözleriyle konunun altını çiziyor.
Adnan Dalgakıran, Türkiye'nin yerli makine üretiminin ve ihracatının artırılması için ülke çapında bir strateji belirlenmesi konusunda ısrarlı. Ona göre, Türkiye'nin harekete geçmek için az zamanı var. Zamanında sanayileşme sürecini ıskalayan Türkiye bu kez teknoloji üretimini ıskalamamalı.
Yine ona göre, Türkiye hükümetiyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, mesleki örgütleriyle, insan kaynaklarıyla, şirketleriyle topyekün biçimde uzman olduğu en iyi konuda 'ıskalamak' konusunda ısrarlı.

Türkler Putin'in sarayına taşınsın !
Bunu ispatlamak için de pek çok örneği var. Diyor ki; "Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin Moskova'daki iş merkezi 56 milyon dolara mal oldu. Odalar Birliği bu iş merkezindeki ofisleri kiralığa çıkardı. Bu ofislere de Türk şirketleri talip oldu. Yani odalar Birliği kendi üyelerinin, Moskova'daki ev sahipliğine soyundu. Bu kompleksin yapılmasının amacı da tahmin edeceğiniz gibi, Türk şirketlerinin Rusya'yla olan iş hacimlerini artırmaktı. İyi, güzel! Bu kompleks tamamlanınca, Rusya'da metrekaresine yılda 450 dolar kira ödediğim ofisi bu komplekse taşımak istedim. Ofisin Rus müdürünü görüşmeye gönderdim.
Aldığı bilgiye göre kira fiyatı benim ofisime göre 300 dolar daha fazlaymış. Bunun üzerine vazgeçtim. Bu iş merkezinden kimler yer kiralamış diye araştırınca, bütün büyük sermayeli şirketlerin orada olduğunu gördüm. TOBB'un üyelerinin yüzde 99'u KOBİ'dir. Ama TOBB'un bu pahalı hizmetinden ancak büyük şirketler yararlanabilir. Oysa o binada kiracı olan Türk şirketlerine bir bakın, isteseler parasını ödeyip Putin'in sarayında bile yer kiralayabilirler. Deneseler Putin'i ikna ederler. Bu kadar güçlüler."
Bu örnek Adnan Dalgakıran'a göre "Ülkemi seviyorum" lafına pek uymuyor. Ama İtalyanlar ülkesini seviyor. Neden mi? Adnan Dalgakıran anlatıyor: "İtalyanlar da TOBB'un iş merkezine benzer bir yer inşa ettiler. Orada metrekare / yıl fiyatı 150 dolar olan (TOBB'un fiyatlarında 600 dolar eksik) yerleri İtalyan makinecilerine kiraladılar. Showroom'larından, hukuk bürolarına dek tüm ünitelerini kurdular. Şimdi Rusya'da makine yatırımı yapmak isteyenlerin ilk adresleri burası oldu. Zaten makine merkezinden İtalyanların yaptığı ihracat 3 milyar dolara ulaştı"
Bu örnekle, ülkeyi sevip sevmeme meselesi biraz daha açıklığa kavuşuyor.
Makine sektörünün bulunduğu noktada herkesin payı olduğunu düşünüyor. Geçmişteki efsane mühendisler yetişmiyor. Mühendislerin hepsi 'satışcı' olmak istiyor.
Adnan Dalgakıran "Satışcı aradığımız zaman başvurular kitlenirken, üretim için mühendis aradığımızda çok az başvuru oluyor. Bu bence iyi yetişmeyen, kalifiye olmayan mühendisin güvensizliğinden kaynaklanıyor" diyor.
Hükümet politikalarına gelince, geleneksel olarak bir sektörün teşvik edilmesi ile gelişmemiş bir yörenin teşvik edilmesi konusu aynı potada eritiliyor. Oysa dünyanın her yerinde makine sektörü gelişmiş yörelerde kuruluyor ve oralarda teşvik ediliyor. Makine üretimi yapan firmalar, kopya üretim yapıyorlar. Yani geçmişin video dükkanları gibi bir makinenin iyi 'sattığını' gören ve biraz sermayesi olan fabrika kuruyor.
Daha da kötüsü merdiven altı üretim yaygınlaşıyor. Ortaya çıkan kötü kalite ürünler, 'Türk makinesi' imajını zedeliyor. Kurunun yanında yaş da yanıyor. Cumhurbaşkanlığı Köşkü bile bu kötü imajı aşamıyor.
Bu kötü imaj yerli makine sanayini iç piyasada bile vururken, dış pazardaki etkileri 'tsunamiyi' aşıyor.
Adnan Dalgakıran, Türk Makine Sanayi'nin bu kötü imajının düzeltecek asgari tedbirlerin alınmasının bile 'iyi bir başlangıç' olacağı düşüncesinde. Üstelik bunu bizzat denemiş. Almanya'da Hertz makine adıyla bir şirket kurmuş. Hertz makine, Alman imajından faydalanarak, yüzde 20 daha fazla satıyormuş.

'Ali Babacan'ın sağ koltuğu'
Adnan Dalgakıran, sadece makine sektörü ile ilgili değil, Türkiye'nin bütünüyle bir imaj sorunu olduğunu söylüyor. Yani herhangi bir konuda çok iyi olsanız bile genel imaj bozukluğu ile bir yere gidemezsiniz. Bu nedenle spordan, bilime, edebiyattan, sanayiye kadar her alanda 'dünya çıtası'nı hesaplamak gerekiyor. Ama 'çuvaldızı da' en çok kendilerine yani dünyasına batırıyor. "Bir işadamının vizyonu, Ali Babacan'ın sağ yanındaki koltuğa oturmak" olmamalı. Bu söz aslında pek çok şey anlatıyor. Benim anladığım ise şu: "Geleneksel siyaset - iş dünyası ilişkilerinden kurtulun. Zaman değişti. Eğer illaki bir koltuğa oturacaksan, bari Bush'un, Chiraq'ın filan yanındaki sağ koltuk olsun"







BUSINESS
 'Erbakan İslamcılığı Türkiye'ye yapılmış kötülüktür'
 EDİTÖRDEN
 Çankaya Köşkü'nün ısıtma kazanı...
 Çalışanın gözünün dışarıda olması 'kötü bir şey'
 Çin'de tersane kuracak...
 Kiğılı: Maliyetimiz her yıl düşüyor
 Ekmekçi Kurt Ali, Ağa İsmet... Ve Çiya!
 Özürlülere emlak vergisi indirimi getirildi
 Ödül almak veya almamak, bütün mesele gerçekten bu mu?
 Babasının sözünü dinlemedi büyük lojistik firması oldu
 Avrupa, ABD'nin mühendislik ve bilimdeki tahtını sallıyor
 İngiltere'de istihdamı kamu sektörü yaratıyor
 Brown: AB istihdam sağlamada başarısız
 Avrupa Birliği'nde denizi kirleten yandı
 Ev yapımı teröristler
 Çek bir kısa film!
 Dijital Oyuncaklar
 'Delikanlı' Absolut'un delikanlı tasarımcıları
 Kimileri poşet poşet zayıflıyor





© 2005 Milliyet