Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Eylül 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Farkında olmadığımız zenginlik

Satır Arası / Deniz Sipahi

Business Ege'nin son sayısında organik tarımı kapak konusu yapmıştık. Haberin başında ekolojik tarıma inananların çıkış felsefesini anlatmış ve Bill Mollison'a 1982'de Nobel Ödülü'nü kazandıran projeden bahsetmiştik.
Yani perma kültüründen...
Organik, ekolojik, biyolojik tarım ve onun parçaları biodinamik ve perma kültürü Türkiye'yi, özellikle de Ege Bölgesi'ni çok daha yakından ilgilendiriyor.
Bill Mollison'un hareket noktası doğal ve doğala yakın eko sistemleri ve bunların etkili kullanılmasıydı.
Bundan birkaç yıl öncesine kadar bir fantezi olarak kabul edilen bu felsefe artık çok daha fazla kişiyi ilgilendiriyor.
Çevre bilincinin de gelişmesiyle birlikte insanlar daha doğalı arıyor ve tüketiyor.
* * *

Avusturyalı Joe Polaischer'in, Yeni Zelanda'da oluşturduğu Rainbow Valey Farm'ı, bir masal ülkesini andırıyor.
Dünyanın farklı ülkelerinden binlerce insanın ziyarette bulunduğu çiftlikte Polaischer; yüzlerce bitki, ağaç çeşidi yetiştirmiş.
Tıpkı Yüzüklerin Efendisi'ndeki 'hobbit'lerin evleri gibi çatısı bile bitkilerle kaplı.
Polaischer, "Evimin çatısından arılar bal yapıyor. Balımızı bile kendimiz çatıda üretiyoruz. İnekler çatıda geziniyor. Evin herşeyi doğal. Evin doğal yapısı sayesinde ısınmamız bile güneşten" diyor.
Polaischer, bundan birkaç yıl önce İzmir'e, Selçuk'a gelmiş.
Selçuk'un Sultaniye Köyü'nü model alıp oradaki köylülere seminer vermiş, Yeni Zelanda'da yarattığı Rainbow Valey Farm'ı nasıl etkili bir ekonomik modele dönüştürdüğünü anlatmış.
Polaischer, bu alanda en iyi perma kültürü öğretmenlerinden ve konferansçılarından biri olarak kabul ediliyor.
Bu seminer için ilk defa Türkiye'ye gelen Polaischer, Sultaniye köyünde yaptığı araştırmalarda toprağın artık tüm verimini kaybettiğini ve dikenli bitki dışında hiçbir şeyin yetişemeyecek durumda olduğunu saptamış.
Polaischer, bulgeden ayrılırken de şu açıklamayı yapmış.
"Ekolojik ekonomi şekli, çok masraf, az gelir ile eş tutulmaktadır. Söz konusu Perma Kültürü Semineri sayesinde, kaynakların itinalı kullanımı ile az masraf, daha fazla verime eş tutulması sağlanacaktır. Sultaniye'de su, erozyon gibi problemlerin az finansman ile giderilmesi ve daha sonra ekonomik açıdan etkili çalışması açıklanacaktır. Bu örnek sayesinde bölgede daha başka modeller de planlanabilir ve yaratılabilir..."
* * *

Bunları neden anlatıyorum.
Türkiye zenginliklerinin hiç de farkında olmayan bir ülke. Bu ülkede tarımla uğraşanlar yıllarca kaderlerine terk edildi. Bizim farkında olmadığımız gerçeklerle dünyanın bir ucundan kalkıp gelen Polaischer gibi insanlar ilgilendi.
Eğer çiftçimiz doğru yönlendirilebilseydi bugün Türkiye organik tarımın en önemli merkezi olabilirdi.
Organik çünkü katma değeri çok daha fazla.
Ve bu topraklarda her projeyi hayata geçirmeniz mümkün.
Manisa'da düzenlenen çiftçi mitingi hepimize bir şeyler söylüyor.
Bu sesi dinleyin.
dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Kış gecelerine sıcak renkler
Emeklilik hakkında her şey
Malzeme yoktu da neden işe başlandı
Yıldızsız mıyız neyiz?
Farkında olmadığımız zenginlik





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Arzu Çetik
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi

© 2005 Milliyet