|
 |
|
|
4.3 katrilyon liralık destek çiftçiye yetmedi
BÜLENT YARDIMCI
Geçen yıl 2.5 milyon ton buğday alan hükümet bu yıl TMO eliyle 5 milyon ton buğday aldı. TMO buğdayı 35 kuruşa alıyor. Devletin, prim, mazot desteği, Doğrudan Gelir Desteği (DGD), gübre desteklerinin toplamı ise kiloda 12-13 kuruşa ulaşıyor. Sonuçta bir ton buğday devlete 300 dolara mal oluyor.
Dünya piyasalarında tonu 95-110 dolar arasında değişen buğdayı, tonu 300 dolardan devlete satan çiftçi şikayetçi.
Devletin üreticiden 190-195 dolara aldığı mısırın dünya piyasalarındaki fiyatı 90 -100 dolar.
Fakat çiftçi yine memnun değil.
Memnun çiftçi yok gibi
Çay ve zeytin dışında çiftçiler fiyatlardan hoşnut değil.
Birçok ürünün fiyatı dünya fiyatının üzerinde fakat bu yeterli olmuyor. Çünkü AB'nin en pahalı akaryakıtı, en pahalı elektriği Türkiye'de. Temel girdiler Türkiye'de pahalı.
Devlet, adeta bir eliyle verdiğini diğer eliyle geri alıyor.
Bu nedenle, Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin Manisa mitingine katılan çiftçi sayısı tahminlerin üzerinde oldu.
Tarım Bakanı Mehdi Eker, bu yıl DGD ve mazot-gübre desteği olarak çiftçiye 4.3 katrilyon liralık destek sağlandığını hatırlatıyor.
Ama çiftçi sadece fiyatla korunamaz. Piyasayı düzenleyen güçlü kuruluşlar da gerekli. Et Balık Kurumu, Süt Endüstirisi Kurumu, TMO, Şeker Şirketi, Fiskobirlik, Tariş, Çay-Kur, Marmara Birlik gibi.
Bunlar harman zamanı yaptıkları müdahalelerle fiyatların düşmesini önleyen kuruluşlardır.
Siz istediğiniz kadar yüksek destekleme fiyatı verin. Ama o fiyatın arkasında duran güçlü bir kuruluş yoksa fiyat düşer.
Destekleme alımı yapan kuruluşların kapandığını ya da zayıfladığını gören çiftçi, yüksek fiyata rağmen kendini güvende hissetmiyor. Hükümetin "Saldım çayıra, Mevlam kayıra" zihniyetinde olduğunu düşünüyor.
Devletin bütçesinden, sanayicinin ve tüketicinin cebinden, her yıl tarıma milyarlarca dolar akıtmamıza rağmen soframıza bolluk ve ucuzluk gelmiyor. Gıda mamulü ihracatımız yerinde sayıyor. Çiftçimizin şikayetleri bitmiyor.
Bu durumu düzeltmeden AB üyesi olamayız.
İlk adım olarak tüm tarım destekleri birleştirilerek tarıma tek bir destek verilmeli. Gübre desteği, tohum desteği, mazot desteği, yem bitkisi desteği, DGD, bedava inek-koyun desteği vb. tüm destekler kaldırılmalı.
AB kurallarına uygun olarak devlet, desteklemek istediği tarım ürününün hedef fiyatını belirlemeli. Piyasada oluşacak fiyat ile hedef fiyat arasındaki fark, bütçeden çiftçiye ödenmeli.
Hepsinden önemlisi devlet vereceği destekleri bir yıl önceden açıklamalı ve ödemeyi zamanında yapmalı.
Örneğin mısır piyasaya çıkalı bir ay oldu ama hükümet mısıra ne kadar destek vereceğini hâlâ açıklamadı. Çeltik harmanı başladı ama çeltiğin desteklenip desteklenmeyeceği hâlâ belli değil.
Narenciye üreticisi ihracat desteği istiyor. İhracat sezonu başlamak üzere, fakat hükümet destek verip vermeyeceğini bir türlü açıklamıyor.
Bu gibi durumlar haklı olarak çiftçinin tansiyonunu yükseltiyor.
|
|
|

|