Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Eylül 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Biz esmer bir ırkız, neden sarışın olmaya çalışıyoruz?"

"Belalı Baldız" dizisi için saçlarını sarıya boyatan Nurgül Yeşilçay "Hiç sevmem ben sarı saçı. Bana 'Michael Jackson kompleksi' gibi geliyor. Ama dizideki kadın tam da böyle bir kadın. O yüzden boyatmak zorunda kaldım" diyor

TUBA AKYOL
tubaakyol@milliyet.com.tr

Nurgül Yeşilçay'la ilk kez "İkinci Bahar"dan hemen sonra, "Şellale" filmi vesilesiyle röportaj yapmıştık. Bu kadar ünlü değildi. Türkan Şoray'ın tahtına aday gösteriliyordu ama o, iyi bir oyuncu olduğundan bile emin değildi. Bu röportajlar falan, öyle acayip geliyordu ki ona, "N'olur önce biraz sohbet edelim" demişti. Şarap içip sohbet etmiş, sonra röportaja geçmiştik.
Şu birkaç yıl içinde Nurgül Yeşilçay oyunculuğunu "Asmalı Konak"la, "Eğreti Gelin"le, "Anlat İstanbul"la kanıtladı. Evlendi. Anne oldu. Şimdi bir sitcom'da oynuyor. Saçları sarı! Bu arada onunla bir sürü röportaj yapıldı. Yani o zamandan bu zamana bir sürü şey değişti. "Çok da değişmedim ben ya... Sence?" diyor.
Bu kez röportaj için evindeyim.
Tam röportaja başlayacağız, teybin düğmesine basıyorum; "Dur, çok ani oldu" diyor, "Önce kahve içelim mi?"

"Belalı Baldız"da artık iş bulamayan bir oyuncuyu canlandırıyorsunuz.
E yeteneksiz olanlar da var bu piyasada. Onlar da bir dizi yapıyor, onunla ünlü oluyorlar ama bir daha da teklif gelmiyor. Dizide benim oynadığım karakter de böyle bir oyuncu.

Canlandırdığınız karakterin aksine size çok teklif gelmiştir. Niye sitcom'u seçtiniz?
Sitcom çok zevkli. Ben en son okulda komedi oynamıştım. Unutmuşum komedinin zevkini. Bir de ezberini yapıp gidiyorsun, prova alınıyor, tıkır tıkır çekiliyor. Daha oyunculuğa yakın bir şey. Tek seferde, en fazla ikinci tekrarda bitiyor.

"Hiç sevmem ki ben sarı saçı"
Böylece Osman Nejat'a da daha çok vakit ayırabiliyorsunuz.
O da çok önemli. Bir de ben çok sıkıldım normal dizilerden. Çok fazla dizi var ve hepsi birbirinin aynı gibi. Ben bu sene orada olmak istemedim. Dizilerde ağlamaktan da sıkılmıştım. Bir yerden sonra dalga geçmek istiyorsun.

"Belalı Baldız"da kendinizle de dalga geçiyorsunuz. Oynadığınız karakteri ünlü yapan o tek dizinin adı "Melekler Konağı" mesela.
Ben biraz da kendi özeleştirimi de yapmak için "Asmalı Konak"la "Melekler Adası"nı birleştirdim ve baldızın dizisinin adı "Melekler Konağı" olsun dedim. "Yosmalı Konak" falan, birkaç alternatif daha götürmüştüm. Neticede TV'ye iş yapıyoruz. Bazen istemeye istemeye oynadığın sahneler oluyor. Ona gönderme yaptık.

Saçlarınızı isteyerek mi boyattınız peki? Memnun musunuz sarı saçtan?
Hiç sevmem ki ben sarı saçı! Bana Michael Jackson kompleksi gibi geliyor. Biz esmer bir ırkız, neden illa sarışın olmaya çalıştığımızı hiç anlamam. Solaryumlarda da kuyruklar oluyor, teni bronz göstermek için. Bana saçma geliyor. Ama dizideki kadın tam böyle bir kadın. Her şeyi abartıyor. Yapmak zorundaydım.

Vestel bayiinde "İkinci Bahar"...
İkinci Bahar'ın tekrarlarını izlediniz mi?
Ay çok güzel değil mi? Ben kendi oynadığım diziyi ya da sinema filmini ilk kez izlediğimde sadece kendime bakıyorum. O yüzden filmin genelini hiç anlamıyorum; iyi mi, kötü mü... "İkinci Bahar" zamanında ben öğrenciydim. Eskişehir'e gidip geliyordum. Evde televizyonum da yoktu. Arada sırada aşağıdaki Vestel bayiinde izliyordum. Biz böyle dükkan sahibiyle birlikte geçiyorduk ekranın karşısına... Çok da anlamamıştım o zaman. İyi bir şeyin içinde olduğumu biliyordum ama ne olup bittiğini tam bilmiyordum aslında.

Sizinle "İkinci Bahar"dan sonra bir röportaj yapmıştık. İyi bir oyuncu olduğunuzdan bile emin değildiniz sanki. Çok iddiasızdınız...
Hâlâ iddiasızım ben aslında, iddia ne demek bilmiyorum ama... Çok da değişmedim ben ya... Sence? "İkinci Bahar"da çok tıfılım, izlerken onu gördüm. O zamanlar farkında değildim ne yaptığımın. Gel diyorlardı gidiyordum. Oyunculuk mu yapıyorum, ne yapıyorum, proje ne kadar iyi... Hiçbir şey bilmiyordum. Şimdi biliyorum.

"Melekler Adası"nı bilerek mi seçtiniz?
"Melekler Adası" ilk başta kötü değildi ki. Oyuncu kadrosuna baktığında; Hande (Ataizi) çok iyi bir oyuncu. Cem (Özer) çok iyi bir oyuncu. Devrim (Nas) iyi bir oyuncu.

Senaryoyu yazan Nuran Devres'in diğer işlerini bilmiyor muydunuz? Onun reytingi yüksek entrika dizileri yazdığı bilinir.
Bana "Nuran Devres yazıyor, sakın girme bu işe" dediler. Üç bölüm senaryosu vardı bende. Ona baktım. Çok güzeldi. Dedim ki herhalde kadını çekemiyorlar. Sonra girdik işe. Hakikaten yedi bölüm falan çok iyiydi. Sonra baktık olmuyor ama benim anlaşmam 39 bölümlüktü. Çıkamazdım. Cem çabuk aydı duruma, en akıllımız olarak çabucak ayrıldı. Şimdi ben bunları söylüyorum diye şey olacak... Ama Nuran Devres de bir röportajında "Şimdiye kadar yazdığım en saçma dizi bu" dedi. Biz söyleyince polemik oluyor ama yazar kendisi söyledi bunu yani.



"Osman Nejat çok konuşuyor. Kime çekti bilmem ki! Geçen gün 'anne' dedi. Vallahi..."
Bu evi kim dekore etti?
Eşyalar benim eski evimden geldi. Çoğu mobilyayı ben yaptırdım. Cem de, kristallerle falan katkıda bulundu. Ben oyuncu olmasaydım iç mimar olmak isterdim.

Bu eve minimalizm modası hiç uğramamış.
Hiç. Minimalizmi sevmiyorum ben. Büro gibi geliyor bana. Evin sıcaklığı olmuyor. Evde perde olmalı, püfür püfür esmeli. Halı olmalı. Minimalizmi hiç sevmem. Feng Shui'yi hiç sevmem. İşim olmaz. Yogayı sevmem. Yapmam.

Yeşil çay da içmezsiniz siz.
(Gülüyor) İçmem. Ama şimdi Osman Nejat'ı emzirdiğim için rezene çayı içmem gerekiyor. Onun gazı olmasın diye...

Osman Nejat, Türkiye'de suda doğan ilk Türk bebek olacaktı ama olmadı, değil mi? Ne oldu? Siz suya girdiniz...
Çok komik oldu benim doğumum ya... İki gün sürdü. Osman Nejat çıkmadı bir türlü. İki gün boyunca hiçbir şey yemedim, içmedim. Hep suda kalmıyorsun tabii. Ara ara çıkıyorsun. Artık iki dakikada bir ağrı gelmeye başladı. Ölüyorum ağrıdan. Sudan çıkmıştım, dolaşıyordum. Ay geliyor geliyor derken, beni hemen oraya yatırdılar. Pat diye doğdu. Suya gıcıkmış. Suya doğmak istemiyormuş çocuk meğer.

Şimdi suyla arası nasıl?
İyi iyi... Daha 40'ı çıkmamıştı biz onu götürdük denize. Bir leğen aldık, içine deniz suyu koyduk. Bırakıyoruz, yüzmeye başlıyor. Çok güzel. Elini kolunu oynatıyor. Böyle böyle yapıyor... Görsen...

Bıdır bıdır da konuşuyordu az evvel.
Bizimki çok konuşkan. Kime çekti bilmiyorum. Hiç yok ailede öyle biri. Biliyorsunuz, Cem de hiç konuşmaz (Gülüyor). Osman Nejat bir başladı mı konuşmaya susmuyor; agu cugu gugu falan filan... Geçenlerde "anne" dedi.

Üç buçuk aylık bebek...
Vallahi dedi ya (Gülüyor). Cem ona "baba" dedirtmeye çalışıyor ama akıllı oğlum benim, "anne" dedi.

Büyüse şunu anlatırım, bunu öğretirim, şuraya da birlikte gideriz diye hayaller kuruyor musunuz?
Çok hayal kuruyorum. Büyüyünce nasıl olacağını düşünemiyorum. Çok acayip. Onunla beraber yattığım zaman bir sürü şey düşünüyorum. Şimdiden ona anaokulu falan araştırıyorum. Devlet okuluna mı gitsin, özel okula mı gitsin... Böyle bunları kurup duruyorum. Bir sürü saçma sapan şey geliyor aklıma.




"Cem'le bizi aynı dizide oynatmıyorlar. Evli insanların yaptığı işler tutmuyormuş. Bu yüzden boşanabiliriz"
Önceki röportajımızda aşık olacağınız erkeği "Kendine güvenen, komplekssiz, kendi doğruları olan, kendi yolunda yürüyebilen biri" diye tarif etmişsiniz. "Böyle biriyle evlenirim" diyorsunuz. Evlendiğinize göre...
Öyle birini buldum galiba. Düşündüğünü söyleyen, onun arkasında duran...

Senaryolara birlikte mi bakıyorsunuz?
Evet. İşle aşkı çok karıştırıyoruz. Uyuşmadığımız zamanlar da oluyor ama genelde beğenilerimiz tutuyor. İyi oyuncu kavramımız tutuyor mesela. Belki Cem de ben de kötü oyuncuyuz ama birbirimizi beğeniyoruz. Birlikte dedikodu yapıyoruz. Piyasada olanı biteni konuşuyoruz. Bir diziyi seyrederken...

Herkesle dalga geçiyorsunuz, değil mi?
(Gülüyor) Doğru, herkesle dalga geçiyoruz. Çok eğleniyoruz evde televizyon karşısında.

Beğendikleriniz de vardır ama...
Benim daha çok var. Meltem Cumbul, Sanem Çelik, Özge Özberk, Evrim Akın...

Cem Özer'le ortak bir projeniz var mı?
Oynatmıyorlar ki bizi. Karı-koca sevgiliyi oynadığımız zaman inandırıcı olmazmış. Şahane bir dizi projemiz vardı. Bir sene yazdırdık onu. Ama bizi birlikte istemiyorlar. Cem o dizide başkasıyla oynayacak galiba. Oysa o projedeki kadını, matematiğini çok iyi oturtarak yazdırdım ben. O kadar düşün taşın, şimdi o rolü başkası oynayacak. Neymiş, dünyada da evli insanların yaptığı işler tutmuyormuş. Örnek ver deyince veremiyorlar. Ama sana örnek ver dediklerinde, sen de veremiyorsun. Evli olup da ortak yaptıkları iş tutan bir çift aklına gelirse söyle yani.

(Aklıma gelmedi) Boşanın.
(Gülüyor) Olabilir. Bunu düşünelim. Boşanırız, sonra birlikte bir dizide sevgiliyi oynarız. İyi fikir. Boşanırsak, çaktırma ama kimseye, tamam mı?



"Kakara kikiri yüzerek kilo verdim"

Ben hayatımda hiç diyet yapmadım. Doğumdan bir ay sonra yüzmeye başladım. Cem, kardeşim falan da geliyordu. Hep beraber, kakara kikiri bir saat yüzüyorduk. Gündüz ne istersem yedim. Emzirdiğim için, protein almam lazım, onlardan hiç kısmadım. Ama akşam yediden sonra yağlı yemedim. Gitti kilolar...



"Rekabete izin vermem. Yapmaya çalışan oldu, kenara çektim ve 'Ne yaptığını sanıyorsun?' dedim"

Berna Laçin'i dizide oynamaya siz ikna etmişsiniz.
Bu proje benden önce Berna'ya gitmiş. O zaman benim rolümü başkası oynuyormuş. "Ben bu kadroyla kabul etmem" demiş. Arkadaşlığımız yok ama ben çok beğenirim Berna'yı. Onunla oynamak istiyordum yani. "Berna neden olmuyor?" diye ısrar ettim. "Biz ona teklif götürdük ama reddetti" dediler. Çeşme'de görünce ona sordum. "Ya ben senin olduğunu bilsem hayır demezdim" dedi. Sonra da rolü kabul etti zaten.

Cuk oturmuş o role...
Berna'nın rolü çok zor bence. Düzenli, domestik bir kadın tipinin içinden komiği çıkarması gerek. Çok iyi altından kalktı. Berna'nın iyi olacağını ben biliyordum zaten.

Oyuncular arasında rekabet olmuyor mu?
Ben buna izin vermem. "Asmalı Konak"ta biri yapmaya çalıştı. Çektim bir kenara, "Sen ne yaptığını sanıyorsun?" dedim. Oyunculuğumu beğenmiyorsan gelir bana söylersin. Aynı otelde kalıyoruz, aynı ortamdayız. Niye bana gazete aracılığıyla ulaşıyorsun? Reklam yapmak için kullanıyorsan, yapamazsın. Yapsan da bir yere kadar. Hakikaten de eleştiriye açığımdır. Ama her gün gördüğüm biri bana gazeteden ulaşıyorsa, o eleştiriyi ciddiye almam.



PAZAR
"Biz esmer bir ırkız, neden sarışın olmaya çalışıyoruz?"
Derbinin kaderi Brezilyalıların elinde
"Hasta değiliz, bekarız"
Didim'de su faturaları bile İngilizce
Fonda İbrahim Tatlıses çalan bilgisayar oyunu
Sıcak kumsalların ateşli şarkıları
"Bu işte bir aptallık var"
"Baba, oğul, torun... Aynı aileden üç nesle hizmet veriyoruz"
Yemek - Haberler
Dünyada morgıç ahrette borç
Terazi ve ünlüleri
Bodrum yolundaki lezzet durakları
12 Eylül neler getirdi?
Sofranızdan çorbayı eksik etmeyin
Cinsel özgürlük "yalan" özgür seks "çöp" oldu
Bütün çevirmenler eşit değildir
Tilt makineleri ve langırt salonları





Ahmet Turhan Altıner
Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet